AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Türkiye hazır... Sezer AB'ye hazır mı?

Cumhurbaşkanı Sezer, 6. Uyum Paketi'nin bazı maddelerini veto etti; parlamentodan, Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesini karşılayacak yeni bir yasal düzenleme istiyor.

TMY'nin 8. maddesinin kaldırılması, "devletin varlığı, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü yönünde önemli sakıncalar yaratıyor" Sezer'e göre.

Hukukçu olmadığım için değerlendirme yapmayacağım.

Beni, şimdilik, Sezer'in, Avrupa konusundaki tavrı ilgilendiriyor.

Cumhurbaşkanımız AB'ye karşı değil.

Hatta, AB'nin Türkiye için "çağdaşlaşma hedefi" olduğunu belirten beyanları var.

Ama, geçen yıl Kopenhag'daki zirveye katılmamıştı.

Bazı çevrelere göre, bu, "Türkiye'yi oyalamayı seçen, Türkiye'yle ilişkilerinde adil davranmayan" AB ülkelerine açık bir "protesto"ydu.

Doğrudur.

Düne kadar Türkiye, "rezervle" bakılan bir ülkeydi.

Ama bunlar aşıldı ve üyelik konusunda ciddî adımlar atıldı.

5. Uyum Paketi, 6. Uyum Paketi derken, AB hedefinin o kadar da "uzak bir ihtimal" olmadığı görüldü. Sırada, büyük gürültüler koparması beklenen 7. Uyum Paketi var.

Anlayacağınız, önümüzdeki aylarda Türkiye bir dizi yükümlülükle yeniden sınanacak.

İktidar bu yükümlülükleri yerine getirmeye hazır görünüyor. Gayretli ve istekli. Parlamentoda da ciddi bir ittifak var.

Kamuoyu da hazır.

Ama, Sezer hazır mı?

Daha doğrusu, Sezer, Türkiye'ye "tam üyelik" kapısını açacak reformlara ayak uydurabilecek mi?

Statükonun devam etmesinde çıkarı olanlar, Sezer'in "veto"larını "örtülü boykot" olarak değerlendiriyor.

Bunun doğru olduğunu sanmıyorum.

Daha doğrusu, ihtimal vermek istemiyorum.

Belli çevreler Avrupa'yı "Türkiye'yi oyalamakla, Türkiye'yle ilişkilerinde adil davranmamakla" suçluyor ama, adamlar son derece açık oynuyor:

Avrupa Birliği'ne dahil olmak istiyorsanız "siyasî kriterleri" hayata geçirin, demokratikleşin, MGK'yı yeniden tanımlayın, güçler dengesini demokratik esaslara göre yeniden belirleyin, işkence yapmayın, "azınlık hakları"nı tanıyın, serbest piyasa koşullarına riayet edin ve "Kıbrıs sorunu"nu çözün...

Bunları yaparsanız AB'ye "tam üye" olur, nüfusunuzla, temsil gücünüzle Avrupa'nın etkin ve vazgeçilmez ülkelerinden biri haline gelirsiniz. Yapmazsanız güle güle...

Bu kadar açık.

Hem, Avrupa, çeyrek yüzyıl önceki Avrupa değil.

Çeyrek yüzyıl önce "ortak büyüme"yi hedef almıştı ve tek genişleme dinamiği "ekonomik çıkar"dı.

Bugün sadece "ortak büyüme"yi değil, "siyasal güç" olmayı da hedefliyor.

Daha önce de birkaç kez yazmıştım.

Önümüzde iki seçenek duruyor: Ya siyasal kriterleri filan boşverip mevcudu (statükoyu) muhafaza edeceğiz, ya da birliğin şeraitini benimseyip geleceğin sömürgen, kokuşmuş refah ülkelerinden biri haline geleceğiz.

Siz seçin...

Daha doğrusu, Cumhurbaşkanımız seçsin.

Kaldı ki Türkiye, Avrupa uluslar ailesi içinde yer alma isteği gösteren ve bunu "resmî hedef" olarak benimsemiş (hatta zaman zaman dayatmış) tek ülke...


2 Temmuz 2003
Çarşamba
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED