AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Bir 'büyük hayal kırıklığı' ve bir 'dağ hikayesi'

Aslında bugün için seçtiğim yazı konusu başkaydı. Pazartesi akşamı televizyondan (tabii ki "Editör"den!) haberleri izlerken ertesi gün ne hakkında yazacağıma çoktan karar vermiştim bile... Hatta, bir gün öncesinden yazının başlığı bile hazırdı. "Büyük hayal kırıklığı" olacaktı yazı başlığı. Belki inanmayacaksınız ama (ne yaparsınız, insan her gün bu kadar çok yazı döktürmek zorunda kalınca ister istemez bu tür rahatsızlıklar beliriyor!) yazının giriş bölümü bile aşağı yukarı hazırdı.

Bir yüksek yargıcın, başkanı bulunduğu yüksek mahkemenin bazı uygunsuz kararlarına imza atmış olsa da, bir ara nasıl güzel çıkışlar da yaptığını hatırlattıktan sonra, biraz şans ve epeyce "konjonktür" eseri olarak bir anda ülkenin en yüksek tepesine çıkmasından dolayı ülkede kuvvetle esmeye başlayan sevinç rüzgârından söz ederek girecektim yazıya. Hemen herkes nasıl da memnundu; "Nihayet!" deniyordu, "Ülkenin en yüksek tepesine nihayet bir hukukçu çıktı!" Dürüst, dikkatli, hukuk bilgisi olan, "Dünyaları ben yarattım" havası taşımayan, tevazunun bir erdem olduğuna inanan ve cumhuriyetin bu söz konusu "tepe"de bugüne kadar denemediği bir kişilik... Bir küçük grup dışında herkes haddinden fazla sevinçliydi doğrusu. Peş peşe gelen kamuoyu araştırmalarında "en güvenilirler" listesinin başına çıkıvermişti kısa sürede. Meclis'ten geçen ve kamuoyunun vicdanını sızlatan yasalar söz konusu olduğunda artık kimse "Bitti bu iş!" demiyor, başlarını bir umut olarak gördükleri "tepe"ye çevirerek avunmaya çalışıyordu....

Peki sonra? Sonrasını uzatmayalım, çünkü epeyce uzayacağı için bugünkü asıl konumuza yer kalmaz... Fakat isterseniz, "sonra"nın "en sonuna" şöyle bir değinelim: Radikal'den İsmet Berkan, üç yıl önce sevinen hemen herkesi büyük "hayal kırıklığına" uğratan bu "son"u şöyle özetlemiş: "Maalesef bizim düşünceden korkan, düşünceyi yasaklamanın bir çözüm olduğunu sanan bir Cumhurbaşkanımız var. Özgürlüğü Türk milletine çok görüyor, kendisine ne kadar inandırıcı geldiği meçhul gerekçelerle Meclis'in kabul ettiği bir yasayı veto ediyor."

Evet, şimdi gelelim bugünün asıl konusuna:

Biliyorsunuz, Oostlander adlı Hollandalı bir parlamenter vardı ve bir rapor hazırlamıştı. Raporun büyük gürültü koparmasının asıl nedeni de, Hollandalı parlamenterin Türkiye'in hakim ideolojisi olan "Kemalizm"in ülkenin AB'ye doğru yürüyüşünde ciddi bir problem teşkil ettiğini belirtmesiydi. Neyse... Bu konu üzerinde epeyce konuşuldu ve sonuç olarak AB Parlamentosu bile bu bahsin rapordan çıkarılmasına karar verdi.

Ben önümdeki haberi okurken bu raporu bir kez daha hatırladım. Önümdeki haber şöyle böyle değil; maazallah, AB çevresinden birilerinin eline geçerse, bu kez bizi AB Parlamentosu da kurtaramaz!

Bugüne kadar mutlaka sizin de haberiniz olmuştur: Ardahan'ın Damal İlçesi Yukarı Gündeş Köyü'nde Karadağ adlı bir dağ var. Ve bu dağın sırtlarında, yılın belli bir gününde "Atatürk'ün silueti" beliriyor. Fotoğrafını da görmüşsünüzdür; yalan değil, gerçekten de dağın sırtlarına "Atatürk'ün silueti"ne benzer bir gölge düşmüyor değil... Söz konusu "siluet" bu yıl 29 Haziran Pazar günü saat tam 18.10'da belirmiş. 1954 yılında ilk kez bir çobanın farkettiği bir "gölge oyunu" bu. Ama bu gölge Atatürk'e benzer de devletimiz boş durur mu? Nitekim Damal Belediyesi bu münasebetle bir "şenlik" düzenlemiş: "Atatürk'ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri". İşin tabii ki "tören" faslı da unutulmamış. "Gölge"nin karşısındaki sırtlarda toplanan yüzlerce ziyaretçi, Ardahan Valisi başta olmak üzere Tugay Komutanı, Kaymakam, Belediye Başkanı ve diğer zevatın da katılımıyla, "siluet"in karşı sırtlarda belirmesini bekliyor, siluet belirir belirmez de önce bir güzel alkışladıktan sonra İstiklal Marşı'nı okuyup göndere bayrak çekiyormuş...

Şaka değil; eloğlunun biri görse, şaşkınlıktan düşüp bayılmaması imkansız... Dağın birinde bir gölge ve bu gölgenin karşısında hazırola geçip marş söyleyen yüzlerce insan....Her şeyi ile "iptidai" bir manzara... Hem de "silueti"nin karşısında hazırola geçilen insan "Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir" diyerek bilim taraftarlığını bilimciliğe kadar dayandırmış bir tarihi kişilik...

Durun daha bitmedi, biraz daha sabır: Bu yılki "Atatürk'in İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri" tam doruk noktasına ulaşmışken, yani "siluet" tam da belirmişken ne olmuş biliyor musunuz? Ne olacak, "şenlik" yeri köy yeri olduğundan dolayı bir hayvan sürüsü dağın sırtlarında belirivermiş! Vay sen misin, hayvan sürüsünü bu "kutsal dağ"dan geçiren?! Törene katılan Ardahan CHP Milletvekili Ersan Öğüt başlamış verip veriştirmeye: "Böyle rezalet olamaz. Bu dağda hayvan otlatılması büyük terbiyesizlik. Bugüne kadar bu mucizenin çıktığı Karadağ neden koruma altına alınmamış. Ama ben 56 arkadaşımla birlikte Meclis'e bu bölgenin Milli Park olarak ilan edilmesi için kanun teklifi verdim. Şimdi bu kararın kısa sürede çıkmasını diliyoruz. Çünkü buradan geçen hayvan sürüleri zamanla siluetin çıktığı alanı yok edecek ve bu mucizeyi bir daha göremeyeceğiz."(!)

Öğüt'ün sözlerine ekleyecek bir şey bulamıyorum! Ama izninizle şu lafı etmeden de yazıyı noktalamayacağım doğrusu: Eğer Meclis'e verilen bu "kanun teklifi" kendisine taraftar bulur da kanunlaşırsa, sizi bilmem ama ben vakit geçirmeden, ülkenin hepten "delirdiğine" hükmedip bu ülkeden uzaklaşmanın yollarını aramaya başlayacağım! Bu kadarını kaldırabilecek gücü kendimde göremiyorum doğrusu....


2 Temmuz 2003
Çarşamba
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED