|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İbrahim Tenekeci bir kitap daha çıkardı nazar değmesin. Kısa yazılardan oluşan "Uçuş Denemeleri" adlı bu kitap, yarım saatte okunabilecek rahatlığa sahip olmasına rağmen, uzun düşüncelere sevkediyor. Birisi üşenmeyip bu kitapta işlenen konuların çetelesini çıkarsa, ilk sırada yer alacak konu hiç şüphesiz "ölüm" olacaktır. Mekânlar, duygular, gözlemler, hayatın ince noktaları, karşılaşılan insanlar ve sonra hayvanlar da diğer konular şeklinde alt alta veya yan yana sıralanır. "Sabahın altısında kalktım ve yüzümü suyla tazeledikten sonra evden çıktım. Dışarısı, bundan bin sene önceki gibi tenhaydı ve olması gerekenin aslında bu olduğunu düşündüm. Karga ve sığırcık sürülerinin çığlık çığlığa yaptıkları görev dağılımı ve gözlerindeki uykuyu henüz atlatamamış birkaç insan. Ayrım yapmadan, kuşların hepsine birden selam verdikten sonra, bir yandan cebimden çıkardığım mandalinayı soyuyor, bir yandan da 'dünyanın bütün sabahlarını' gözümde canlandırmaya çalışıyorum. Bizlere verilen en büyük nimet olan güneş, işini bilen becerikli bir usta gibi yavaş yavaş marifetlerini sergiliyor. Üzerine ölü toprağı serpilmiş insanlar, uyanmak için değil, işe geç kalmamak için yataklarından doğruluyorlar. 'Biz gidiyoruz dünya, sen çok yaşa emi' diyen şairi bir kez daha haklı buluyor ve kalıcı olanın bizim dışımızdaki her şey olduğunu düşünüyorum." Kapakta yer alan bu satırlar, âdet olduğu üzre, kitap hakkında fikir vermesi için seçilmiş. Veriyor da nitekim. Daha fazla fikir edinmek isterseniz, içeriye bakalım. Mesela Şemsiye Tamircisi'ne... On yıl kadar önce, oturduğum sokakta yaşlı bir şemsiye tamircisi vardı. Öyle dükkanı falan yoktu; bu iş için evinin bir köşesini kullanıyor ve söylenenlere göre, işini hayli iyi yapıyordu. Sonra oturduğu evden taşındı, zaten eski ve bakımsız olan ev zamanla yıkıldı, geriye kala kala kuru bir arsa kaldı. Yağmurlu bir günde, ıslanma korkusu taşımadan, sokakta bir başıma geziniyordum. Derken elinde kapalı bir şemsiye olan ve şaşkın şaşkın sağına soluna bakan bir adam yanıma yaklaştı; "bu sokakta bir şemsiye tamircisi vardı, acaba nerede" diye sordu. Canım sıkıldı, dokunaklı bir şey duymuş gibi titredim. Ve elimle, on metre ilerideki boş arsayı göstererek, şöyle dedim: "İşte burada."
KİM ANLAR?
Arif olan anlar denmesine, Arif'in abisi çok bozuluyor, haberiniz olsun. Ben aptal mıyım, geri zekalı mıyım, anlayışsız mıyım ben diye dövünüp duruyor. Onun bu hallerine üzülen anne ve babasının bir ricası var. Mümkünse bundan sonra "Arif olan anlar" dedikten sonra, "abisi de anlar" diye eklemeyi unutmayalım. Maksat, gönüller kırılmasın.
AMERİKAN SİGARASI
Amerika hakkındaki düşüncelerinin pek sıcak olmadığını bildiğim birisi, cebinden çıkardığı bir paket Amerikan sigarasını açarken "Kahrolsun Amerika" diyordu. İlkinde şaşırtıcı gelse de bir üç beş diye aynen devam edince, bunun bir alışkanlık halini aldığını farkettim. KÖPRÜYE ZAM
Kaşla göz arasında ikibuçuk milyona çıktı... Köprüye yapılacak zammı haber alsaydık, zamdan önce bol bol geçerdik.
TKP
Topluma Kazandırma Projesi'nin ismi bile birçok kişiyi kıllandıracaktır, sonradan çıkıp da niye uyarmadınız diyen olmasın.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |