|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yılın ilk çeyreğine ait milli gelir hesapları, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından Pazartesi günü açıklandı. Dünya ekonomisinin sancılı bir yavaşlama sürecine girdiği ve Irak savaşı öncesi gerilim ve belirsizliğin zirvede olduğu bir dönemde, 2002 yılında yakalanan ivmeyi devam ettirerek, ilk çeyrekte Çin'den sonra dünyada en büyük çaplı büyümeyi yakalamış olduğumuzu görmek sevindirici. Açıkçası, bu rakamlar bizim tahminimizin hayli üzerinde. Yılın ilk çeyreğinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, bir önceki yılın aynı dönemine göre % 8,1, Gayri Safi Milli Hasıla ise % 7,4 gibi hayli yüksek oranlarda büyümüş gözüküyor. Bu büyümede, GSMH içinde en yüksek paya sahip olan imalat sanayii, toptan ve perakende ticaret ile ulaştırma – haberleşme sektörlerinin sırasıyla % 9,2, % 11,5 ve % 13,7 oranlarında büyüme kaydetmiş olması şüphesiz ki önemli bir rol oynamıştır. İlk çeyrekteki üretim artışının harcama kanadında ise büyük ölçüde nihai özel tüketim ve özel sektör makine teçhizat yatırımları tarafından emildiği, bununla birlikte stoklardaki artışın halen devam ettiği ve ilk çeyrek GSMH'sının % 10'unun stoklara yöneldiği anlaşılmaktadır. Tabii, bu rakamlar 2002'in son çeyreğine nispetle değil, 2002'in ilk çeyreği hasılasına nispetle çıkarılmış oranlar. Büyümenin bu kadar şaşırtıcı olması biraz da bu yüzden. 2001 krizini müteakip 2002'in ilk çeyreğinde büyüme dönemsel olarak % 0,4 seviyesinde kalmış, yani krizinin patlak verdiği 2001'in kış ayları ile 2002'nin aynı dönemi arasında üretimde hemen hiçbir artış olmamıştı. Haliyle bu kriz seviyelerinin üzerine çıkıldığı 2003'ün ilk çeyreğinde büyüme hanesi kabarmış gözüküyor. İktisatçılar buna baz yılı etkisi derler. Baz yılı etkisinin ikinci çeyrekten sonra gücünün azalacağı tahmin edilebilir. Dönemsel karşılaştırma mevsimsel etkilerden arındırılmış bir ölçü sağlamaktaysa da, mevcudu bir önceki döneme nispetle yargılayan sokaktaki insanımız için bu rakamlar zaman zaman gerçeğe aykırı olarak algılanmaktadır. Bu çerçevede, son çeyrek GSMH kalemleri, genellikle ilk çeyrek rakamlarından yukarıda seyreder. Ölü bir sezon olan kış mevsimi, elektrik ve gaz gibi kışın tüketimi artan bazı istisnai kalemler dışında bir önceki döneme göre düşüş yaşar. Ancak 2003'ün ilk çeyreğine ait rakamlar, bu mevsimsel gerilemenin özel nihai tüketim için geçerli olmadığını göstermektedir. 2002'nin genel büyümesine eşlik etmemiş olan ve bu sebeple iki yıldır bastırılmış olan tüketim talebi, artık kışı soğuğu dinlememiş ve nihayet patlamaya geçmiştir. Bu durum, önümüzdeki dönemde de katlanarak hızlanacağa benzemektedir. Tüketim talebinin düşük seyreden kur seviyesi ve düşme eğilimi gösteren faizlerle besleneceği tahmin edilebilir. Öte yandan nihai mal satışlarının geçen iki dönemin aksine GSMH'nın meta üretimi rakamlarının yeniden altına düştüğünü, yani üreticilerin bir taraftan artan tüketim talebini karşılamak, diğer taraftan da geleceğe yönelik iç ve dış pazar imkanlarının genişleme umuduyla stoklara yeniden bilinçli bir yatırım yaptığını göstermektedir. Stok artışının kısmi bir açıklaması olarak, Irak krizi sebebiyle gerçekleşemeyen ihracatı da göz ardı etmemek gerekir. 2002'de olduğu gibi, bu dönem yaşanan büyüme de henüz işsizlik oranındaki kanamayı durduramamıştır. Büyüme, halen büyük ölçüde artan kapasite kullanımı ve işgücü verimlilik artışlarıyla sağlanmaktadır. Özel sektör makine teçhizat yatırımlarının artışı, yıl ortasından itibaren bu seyrin tersine döneceğini, yeni istihdam oluşturan sahaların açılacağını göstermektedir. Şu halde, büyüme trendinin ikinci çeyrekte yavaşlayarak da olsa devam edeceğini ön görmek mümkün gözükmektedir. Son olarak dikkat çekilmesi gereken iki husus var. Bunlardan ilki, inşaat ve mali sektörlerdeki hızlı daralmanın tüm hızıyla devam ediyor olmasıdır. Biri 1999, diğeri 2000 depremlerinden beri henüz toparlanma alameti göstermeyen bu sektörlerde ilk dönem gerileme sırasıyla % 17 ve % 8'dir. Bankacılık sektöründe dengesizlik hayli ilginçtir; zira ekonomiye eksi katma değer sağlayan bu sektörde bankalar geçen yılı karla kapatmış, bu yılın ilk üç ayını da bilançolarında artı ile tamamlamışlardır. Büyüme ile ilgili olarak önümüze konan tablo giderek 2000 yılını anımsatmaya başlamıştır. Şimdilik ikisi arasındaki en önemli fark, 2000'de sisteme döviz girişinin dışarıdan olmasına karşılık bu yıl sistem içindeki dövizin bozduruluyor olmasıdır. Büyüyor olduğumuzu görmek güzel bir duygu. Ancak bu görüntü henüz hala bulanık. Bundan sonra her adımı daha bir temkinli atmak gerekiyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |