YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Pisliklerin arasında tertemiz kalabilmek!..

Yine birileri birşeyler döndürüyor galiba.. Tam "Türkiye nihayet kokuşmuşluktan, rüşvetten, yolsuzluklardan temizleniyor" derken, "birileri" gündeme garip garip maddeler sokuyor..

Mesela şu, Cumhurbaşkanının görev süresini "5+5" formülüne bağlamak konulu pazarlık, acaba kimin karnından çıktı?

"Düşünce suçları"nın affedilmesi karşılığında, Faziletlilerin, Sezer'in görev süresini kısaltacak anayasa değişikliği için, pazarlığa yatkın oldukları söyleniyor..

Böyle bir pazarlık olabilir mi?

Örneğin, Erbakan'ın cezaevine girmemesi karşılığında, banka boşaltanların da af kapsamına girmesi gündeme getirilse, Fazilet Partisi buna "evet" diyebilir mi?

Ya da işi daha ileri götürelim..

Hazır, Cumhurbaşkanı Sezer'in yetkileri ve görev süresi ele alınmışken, bir başka "mega-proje" daha gündeme getirilse..

İçişleri Bakanı Tantan'ın görev süresi de, altı aya indirilse..

Bir başka hüküm daha getirilse..

- İçişleri bakanıyken, bankalardaki, gümrüklerdeki ve çeşitli kamu kurumlarındaki kokuşmuşluğun üzerine gidip, bunları "öncelikli tehdit" olarak ilan edenler, bakanlıktan ayrılınca, milletvekilleri de düşer.. Bunlara politika yasaklanır, denilse..

Hazır elde pazarlık konusu olabilecek kozlar varken, Bankacılık Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel'in görev süresi ve yetkileri de ele alınsa..

Bunlar için Fazilet Partisi'nin desteği sağlansa..

Denilse ki:

- Boşaltılmış bankalar konusunu sonuna kadar takip eden Bankacılık Kurulu Başkanları, önce uyarılır.. Boşaltılmış bankaların hesaplarını inceleyip, sorumluları saptamaya devam etmeleri halinde, bunlar önce kurul üyeliğinden, sonra da vatandaşlıktan çıkartılır..

Burada olmaz, olmaz!.

Bu tür pazarlıklarda, Bülent Ecevit gerçekten vizyon sahibi bir politikacıdır..

Çevresinin ve hatta bakanlarının her türlü işlemlerini ya bilmez, ya da bilmezden gelir..

Her türlü kokuşmuşluk, "yakın çevre"de cirit atarken, Sayın Ecevit tertemiz kalmayı başarır..

Bu konudaki ilk başarısını, 1980 öncesinde kurduğu "Güneş Motel Hükümeti" sırasında sergilemişti.. 12 Eylül askeri müdahalesinden sonra, Ecevit'in iki bakanı (Mataracı ve İşgüzar) yolsuzluktan yargılanıp, mahkûm oldu.. Ama onların başbakanı Ecevit, tertemiz kalıp, demokrasi mücahiti olarak yoluna devam etti..

"28 Şubat"ın banka boşaltmaları, ihale pazarlıkları ve her türlü şaibesi döneminde, Ecevit ya başbakan yardımcısı, ya da başbakandı..

Ama bütün bu olanlar, onu zerre kadar ilgilendirmedi..

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Uluğbay kendini vurduğu zaman da, kameraların önünde titrek bir sesle konuştu:

- Onurlu bir insanın davranışı, falan gibi sözler söyledi..

"Etibank Dosyası"nın içeriği ayyuka çıkmışken, Sabah ve Etibank'ın ortak üst yönetimi ile kaynaştı.. Ödüller aldı, demeçler verdi..

Yani şimdi de, bakarsınız "birileri" "af" konusunu pazarlıkların odağına yerleştirir ve Bülent Ecevit'in de bundan hiç haberi olmaz..

Cumhurbaşkanı Sezer'i, kimbilir hangi pazarlıklara konu etmek ister birileri...

ŞAKA

Dokunulmazlara dokunmak

Egebank soruşturması kapsamında adı geçen hemen herkes, Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcıları'nın önüne çıkartıldı..

"Yurtbank" ve "Sümerbank" da aynı süreçte..

Şimdi Anayasa'da yazılı olmayan diğer "dokunulmazlık"ların sahiplerinin durumunu izliyor kamuoyu..

Bakalım hukuk ve adalet, kendilerini dokunulmaz sananlara da dokunacak mı?

MEDYA-GATE

Gazete birer birer satılmalıdır!..

Gazeteler, hergün birer birer okuyucuya satıldıkları zaman, değerlidir.. Haberler, yorumlar, fotoğraflar, incelemeler, hergün okurların ufkunu açar..

Okuyucu, gazetesine güvenir.. Dünyayı ve yurtta olup bitenleri, gazetesinden öğrenir..

Bir başka model gazetecilik var..

Gazeteleri birer birer okuyucuya satmak yerine, topyekûn bir iktidara, veya bir çıkar grubuna satarsınız..

Okuyucuları her gün yanıltırsınız..

Talimatla "suni gündem"ler üretirsiniz..

Satıldığınız veya kiralandığınız çıkar çevrelerinin ayıplarını ört-bas edersiniz.. Manşetlerinizde haber vermezsiniz.. Birilerini uyarmak veya birilerinden bir şey istemek için atarsınız manşetleri.. Ya da, birilerini hedef gösterir, karalarsınız..

Bu tür gazetecilik, mesleği öldürür..

Bazı gazeteleri öldürmese bile, bayılttı..

Meslek kuruluşlarının ve her gazetecinin, medyadaki bu çarpıklık karşısında suskun kalmaması gerekiyor..

Gazete ve gazetecilik, bağımsız, özgür, özerk ve bağlantısız olduğu takdirde, değer ve anlam taşır..

Önemli olan, gazeteye okurların güven duyması ve satın almasıdır..

Topyekûn satılmış gazeteler ve gazeteciler, mesleğin yüz-karalarıdır..


16 KASIM 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...