T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hangi iyileşmeden bahsediyorsunuz?

Çok şanssız bir dönem geçiriyoruz ve bunun böyle olduğunun da farkında değiliz.

IMF İkinci Başkanı Stanley Fischer, Türkiye'ye geldi. Hoş geldi sefa geldi. Kendisini havalimanında Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş karşıladı. Derviş ile Fischer eski dostturlar. Ailecek 8- 10 günlük seyahatlere birlikte katılacak kadar "yakın" dostturlar.

Fischer'i havalimanında Derviş'in karşılaması "dostluk" açısından "normaldir" ama "bakan protokolü" ile karşılaması biraz "onur kırıcı" bir durumdur. IMF'den gelecek "üç kuruşluk yardım" için, bu adamların karşısında "kul köle olmak" benim gerçekten ağırıma gidiyor.

Hükümet "çaresiz" ve neyi niçin yapacağının bilincinde değil. Aynen bundan önce Fischer'in önerdiği ve "Türkiye'nin kurtuluşu çıpalı kur rejimindedir" diye bastırdığı geçen seferki programda olduğu gibi ipleri IMF'nin eline teslim etmiş durumda.

Fischer ne derse onu yapıyorlar. Önceki programda Fischer "çıpalı kur" dedi, onlar "Başüstüne" diyerek "hazırola" geçtiler.

Aynı Fischer "dalgalı kur" diyor. Ülke "yangın yerine" dönüyor, bizimkiler elin adamı 1.5 milyar dolar verecek diye ona da "Başüstüne" diyerek "hazırola" geçiyorlar.

Kimsenin aklına "Sayın Fischer, çıpalı kuru da siz önerdiniz, dalgalı kuru da siz öneriyorsunuz. Yarın emekli olup ayrılacaksınız. Sizin yerinize gelen 'her ikisi de olmazdı zaten. Size 'dalgaların üzerinde kayan mantarlı çıpa kuru lazım' derse ne diyeceğiz" diye sormayı akıl edemediler.

Yani bu Fischer'in ne olduğunu, ne zaman nerede hangi başarıyı gösterdiğini bilen bir tek "Allah'ın kulu" yok. Hükümet üyeleri "kulaktan dolma bilgilerle" Fischer'in "dünya çapında bir iktisatçı" olduğunu söylüyor.

Şimdiye kadar Fischer'in uluslararası ödül alan bir tek başarısı var mı?

Gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine "kurtuluş programları" hazırlayan ve bunda başarılı olan bir ekonomist olsa gam yemeyeceğim.

Hakkını yemeyelim, iyi bir "umut taciri" olduğu ortada. Fischer gelene kadar "Yandık önümüzü göremiyoruz, bu dalgalı kur biz mahvedecek" diyenleri, "Yok, yok!.. Maşallah çok iyisiniz. Üç haftaya kadar ekonominiz rayına oturur" diyerek bir güzel "uyuttu" ve gitti.

Ekonomiyi "elini taşın altına koyarak" değil de, Boğaz lokantalarında birtakım "elitlerle" tartışarak yakından izlediğini sanan bizim "televoleci ekonomistler" de, yaptıkları sabah kahvaltısı sonrası, "Fischer'in hakkını Fischer'e verdiler". Bir tek ATO Başkanı Sinan Aygün ile gazeteci-yazar, ekonomist ve planlamacı Güngör Uras, Fischer hayranlarının "sanal ekonomilerini" yerin dibine batırdılar.

Fischer ve dolayısıyla Derviş hayranları, devletin resmi rakamlarına göre Ocak- Haziran döneminde, "protesto" edilen, yani ödenemeyen senetlerin tutarının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 73 arttığının, 13 Temmuz itibariyle bankaların tasfiye olunacak alacaklarının 6.3 katrilyon liraya ulaştığını, bu rakama bankaların "bilanço makyajı" ile gizledikleri "geriye alamayacakları" kredilerin dahil olmadığını, aynı dönemde esnaf kesiminin ağır bir darbe yediğinin, 52 bin işyerinin kapısına kilit vurulduğunun, ayrıca 7 bin 800 firma, 1. 285 şirketin kapandığının farkında bile değiller.

Sadece "Fisçher ekonomimizin iyi olduğu konusunda beni ikna etti" diye "ahkam" kesiyorlar, halkın kendilerine inanmasını bekliyorlar. Şöyle bir çevrenize bakın. Bu mudur ekonominin iyiye gitmesi?


31 Temmuz 2001
Salı
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED