T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
ANAP kongresine doğru...

Anavatan Partisi yönetimi "Esas yenilikçi biziz" görüşünde. Sözcüleri, "Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişimi biz gerçekleştirebiliriz" de diyorlar. "Biz" derken kast ettikleri, 1989 yılından beri partiye egemen olan Mesut Yılmaz ve çevresi... ANAP genel başkanı Yılmaz, bu hafta sonu yapılacak kongrede, Türkiye için kapsamlı bir 'değişim projesi' açıklayacakmış...

Mesut Yılmaz Türkiye'nin 'değişim' sancıları çektiği bir dönemde kurulan ANAP'la siyasete atıldı; genel başkanlığa da, gençliğini ileri sürerek ve değişim vaat ederek yükseldi. Sonrası herkesin bildiği bir hikâye: Turgut Özal'ın 'yenilikçi' partisi, Yılmaz yönetiminde, kendini statükonun kollarına bıraktı; her seçimde biraz daha kan kaybederek en son yüzde 10 sınırına dayandı. Bu kongre, ANAP için, "Meclis'te temsil edilirken gidilen son kongre" olabilir. Kamuoyu yoklamaları, ANAP'ın oylarını, yüzde 4'lerde gösteriyor çünkü.

Parti oylarının iflâh olmaz bir düşüş gösterdiğinin ANAP yönetimi de farkında; milletvekillerini tutabilmek için sistemle oynanacağı 'müjdesi' bu sebeple kulaklara fısıldanıyor. Yüzde 10 olan baraj düşürülecek, başka partilerle ittifak kurma imkânı sağlanacakmış... El altından HADEP'le ittifak görüşmeleri sürdürüldüğü de duyuluyor. Bu formüllerin, hayata geçirilebilseler bile, yönetici klik dışındaki ANAP'lıları tatmin etmesi zor. Yönetimin rahatsızlar için bulduğu bir başka havuç da 'hükümette revizyon' hazırlığı; ANAP'lı bakanların istifa mektuplarını cebinde taşıyan Mesut Yılmaz, "Uslu durursanız, bakan olabilirsiniz" mesajını veriyor milletvekillerine.

Bu tür taktiklere Türk siyasi hayatı yabancı değil; ancak, bugüne kadar onları en başarıyla uygulayan lider Mesut Yılmaz oldu. Kimine sopa kimine havuç göstererek parti grubunu yenilgiden yenilgiye sürüklemede ondan daha mâhiri çıkmadı. Medyada oluşturduğu kudret ittifakı yanında, akıl almaz ilişkileri de gözlenebiliyor. Türkbank Skandalı'nı hatırlayın; telkinlere açık bir işadamını ikinci bir banka ve birkaç gazete ile tv kanalı satın almaya ikna ettiğini o günlerde kamuoyuna yansıyan bilgilerden öğrenmiştik. O girişimle amaçladığını, başka yollarla, sonradan gerçekleştirdi ANAP lideri...

Bu da ona, bazı gözlemcilerin ısrarla ifade ettikleri gibi, partisinde 'yenilmez armada' görüntüsü veriyor. Genel başkanın kim olacağına ve yönetimde kimlerin yer alacağına karar verecek delegeleri tek tek tespit edenin bugünkü yönetim olduğunu da unutmamak gerekiyor. Önceki kongrelerde karşısına ciddi rakip çıkmaması, çıkanların seslerinin bile duyulmaması daha çok bu yüzden...

Ancak, bu defa, partiye yeni bir ivme kazandıracak programlarla ANAP kamuoyu karşısına çıkan ciddi ve dişli rakipler var. Lütfullah Kayalar'ın katıldığı il kongrelerinde gördüğü ilgi bayağı dikkat çekiciydi. Vehbi Dinçerler'in adaylığını koyması partinin kuruluş felsefesine özlem duyan ANAP'lı kadrolarda heyecan uyandırdı. Eyüp Aşık'ın adaylığı, Mesut Yılmaz'ın ustaca kullandığı, şimdilerde Tayyip Erdoğan tarafından tehdit edilen Karadeniz irtibatını koparacak bir etkiye sahip. Ekrem Pakdemirli de beklendiği gibi adaylığını koyarsa, bir ekonomik krizden diğerine savrulan Türkiye'de, ANAP'ı, yeniden alternatif haline dönüştürecek bir fırsat kapısı aralanabilir. Mesut Yılmaz, ANAP'ın çıkarları açısından, bu adaylar arasında en az câzip olanı...

Kongrenin bol adaylı geçecek olması Mesut Yılmaz'ın şansını artırır görünse bile gerçek farklı. Yönetim egemenliği kongrelerde ilk turda kolayca kırılamıyor; "Öteki seçilemez, ben iktidarda olana sadakatimi göstereyim" düşüncesi delegeleri etkiliyor. Bu ruh halinin son örneği FP kongresinde görülmüştü; delegeler ikinci tur şansını yakalayabilselerdi, o kongrede yönetim değişebilirdi. Mesut Yılmaz ilk turda gerekli oyu toplayamazsa, delegeler, ikinci turdan itibaren muhalif adaylardan birine kayabilir.

Türkiye'deki sistem partileri liderlerin egemenliğine bırakıyor; siyaseti bozan, partilerin sonunu getiren de bu... Liderin çıkarı her zaman partisinin çıkarıyla yüzde yüz örtüşmüyor; kendi çıkarını düşünen bir liderin peşine takılan partiler için ise yenilgi kaçınılmaz. ANAP delegeleri, fazlasıyla müsait olan bugünün ortamında, bu kısır döngüyü parçalayabilirler.

Görelim bakalım, o irade, ANAP kongresine yansıyacak mı?


31 Temmuz 2001
Salı
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED