|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yurtbank'ın sahibi Ali Balkaner tahliye oldu. Sanki bütün suçlarından aklanmış gibi, "itibarımın iadesini isterim" diyor. Oysa, çete suçları DGM kapsamında kalırken, diğer suçlara Ağır Ceza Mahkemeleri bakacağı için, 5 No.'lu DGM tahliye kararı verdi. Türk Ceza Kanunu'nun 313'üncü maddesinden hüküm giyenler, en fazla 3 yıl hapis cezasına çarptırılabiliyor. 3 yıl hapis cezası alan kişi, infaz yasasından da yararlandığında, ancak 1 yıl hapis yatıyor. Dolayısıyla Ali Balkaner'in tahliye edilmesi, temize çıkmasından dolayı değil, ek eylemlerin (dolandırıcılık, sahtecilik, zimmet vs) ağır ceza kapsamına alınmasından kaynaklanıyor. Yargıtay'ın kararı
Geçenlerde Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi hangi eylemlerde kimin yetkili olduğunu tesbit etmek için bir karar verdi. Çete veyahut 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davalarının haricindeki suçları, Ağır Ceza Mahkemeleri'nin görev kapsamına aldı. Oysa çete suçlarına bakan Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi, bundan önce 313'üncü maddenin ek eylemleriyle birlikte görülen davaları tetkik etmiş ve çok sayıda mahkeme kararını onaylamıştır. Demek, Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi ile Yargıtay 8'inci Ceza Dairesi arasında bir ihtilâf yaşanıyor. Tahliyeler de, sadece çete davalarının DGM'de yargılanmasından kaynaklanıyor. Ağır Ceza Mahkemesi, Ali Balkaner'i yargılamaya başladığında pekalâ yeniden tutuklama kararı verebilir. Aynı şeyi Dinç Bilgin için de söyleyebiliriz. Savcı Ercan Cengiz, çetenin yanı sıra, dolandırıcılık, zimmet de dahil bütün suçlar için 51 yıl hapis cezası istemişti. Ama, görülüyor ki, Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi'nin görüşü doğrultusunda, ek eylemler ayrılacak ve DGM, Dinç Bilgin için de tahliye kararı verecek. Bilgin'in yargılanması Ağır Ceza Mahkemesi'nde sürecek. Normalde, bu kadar ağır bir hapis sebebiyle yargılanan kişiler, cezaevinde tutulurlar. Henüz Ağır Ceza'da davası açılmadığı için, Bilgin'i DGM tahliye edecek. Ama aynı Ali Balkaner vakasında görüldüğü gibi, Ağır Ceza'dan tutuklama kararı çıkması kuvvetle muhtemel. Öte yandan yurt dışına çıkma yasağının sürdüğünü umuyoruz. Fon ile müzakereler kapalı kapılar ardında sürüp gidiyor ve ödeme planları tesbit ediliyor. Acaba devletin menfaatleri korunuyor mu? Mamafih, ödeme planı ile borç taahhüt altına alınsa dahi, Bankalar Kanunu'nun 22'nci maddesine göre, hem Ali Balkaner, hem Dinç Bilgin zimmet suçuyla yargılanacaklar. Zimmet suçunu işleyenler, yani kendilerine tevdi olunan kaynakları şirket veya şahsi menfaatleri için kullanan banka sahipleri, borçlarını ödeseler dahi mahkûm olacaklar. Ödeme, kovuşturmadan önce gerçekleşirse hapis cezasının yarısı, hükümden önce gerçekleşirse 3'te 1'i indiriliyor. Ödeme planının, borcun ödenmesi şeklinde değerlendirilip, Dinç Bilgin'in veya Ali Balkaner'in yatacakları 12 yılın 3'te 1'i tenzilata uğrayabiliyor. Hiç ödeme yapılmasa, bankaların içini boşaltan banka sahiplerinin alacakları ceza 12 yıl. Ayrıca dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik suçlarıyla beraber ceza miktarı çok yükseliyor. Dinç Bilgin için 51.5 yıl, off-shorezedeleri muhatap alan Ali Balkaner için binlerce yıl. Erdoğan hedef
Bankanın içini boşaltanlara müsamaha gösteren kartel medyası, Tayyip Erdoğan'ı hedef almış durumda. Kamuoyunda, dürüst bir imaja sahip olan Erdoğan, Albayraklar'la çete kurmuş gibi gösterilerek, bu defa da siyasi hayatı o noktadan zedelenmek isteniyor. Erdoğan'a 4 koldan saldırı var. Hem onun dine dayalı bir devlet kurmayı arzu ettiği ileri sürülüyor, hem de siyasi yasaktan kurtulmasına rağmen, Türk Ceza Kanunu'nun 313'üncü maddesi vasıtasıyla, itibarına darbe vurmak amaçlanıyor. Oysa Tayyip Erdoğan vatandaşın umudu haline geldi. Melekelerinin önemli bir bölümünü kaybettiği iddia edilen bir başbakanın yönetiminde Türkiye nereye kadar gidebilir? Daha geçen gün TV 8'de katıldığı haber programında Ecevit soruları tam anlayamadı. Hüsamettin Özkan'ın damadı Emre Alkin'in yaptığı programda "Genç ekonomistlere bu konuda neler söylemek istersiniz?" şeklindeki soruyu yanlış anlayarak, "Genç gazetecilerin" haber akışındaki önemi üzerinde durdu. Alkin, "genç ekonomistler" diye ısrar etti, Ecevit "genç gazeteciler" deyince, program fazla uzamadan bitti. Bekir Coşkun, her zamanki alaycı üslûbuyla Ecevit'i ele alıyor: "Ecevit'in başbaşa görüşmeleri şöyle oluyor: Sağında Hüsamettin Özkan oturuyor, solunda Rahşan Ecevit; konu ekonomi ise yanda Kemal Derviş. Bu başbaşa görüşmede diyelim ki, Fischer konuştuktan sonra, Hüsamettin Özkan Ecevit'in sağ kulağına eğilip ne dediğini anlatıyor. Bunun üzerine Ecevit 'Teşekkür ederim Rauf Denktaş' dediyse bu kez Rahşan Hanım sol kulağına eğilip onun Rauf Denktaş olmadığını, Nato Generali de olmadığını, Kuzey Irak sorununun ise hiç açılmadığını, misafirin gitmek için de elini uzatmadığını söylüyor..." Yeni Oluşum ve Hıristiyan Demokratlar
Bütün çabalara rağmen, Tayyip Erdoğan'ın iktidara geleceği görülüyor. Erdoğan, Tansu Çiller'in iddia ettiği gibi, radikal İslâmcı olsa, Amerika onun önünün açılması için çaba sarfeder miydi? Yenilikçilerin kuracağı parti, tıpkı Avrupa'daki Hıristiyan Demokratlar gibi, demokrasinin kurallarına saygı gösterecek. Hıristiyan Demokrat partiler, dindar insanların politika yaptığı bir çatı. Amaçları, din devleti kurmak değil ama, sosyal sahada Hıristiyanlığın veya ahlâki değerlerin yaygınlaşması için çaba sarfediyorlar. Tayyip Erdoğan'a peşin hükümlü yaklaşanlar, ya onu önemli bir rakip gibi görenler, ya da, yolsuzlukları ve usulsüzlükleri takip edeceğini bilenlerdir. Belli ki Yeni Oluşum, güç odakları karşısında taviz vermeyecek. Bankaların içini boşaltanların, çeşitli tertiplerle serbest bırakılmasını sağlamayacak. RTÜK Yasası'na muhalefet ederek, ihaleye fesat karıştıranların cezalandırılmasını temin edecek. Borsa manipülasyonuyla, banka soygunuyla, kamudan elde edilen haksız imkânlarla zenginleşenler, elbette Tayyip Erdoğan'ı istemez. Onu ve arkadaşlarını bu adaletsiz ve haksız düzenden bezmiş olan millet iktidara taşıyacak.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |