|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
'Yedi tepeli şehir' İstanbul... Yedi tepesinin nerede olduğu, tepelerin üstünde yaşayanlar tarafından bile bilinmeyen şehir. Adı şarkılara, şiirlere konu olan, en güzel tabloları kendi güzelliğiyle süsleyen, içinde binbir türlü fırtına kopan bu şehri tüm dünya 'yedi tepeli şehir' diye biliyor. Peki bu yedi tepeyi İstanbullular, en azından şahsen tepelerin üstünde kurulmuş oturan İstanbullular biliyor mu? Hayır. Bilenlerin sayısı çok az. Hele genç nesilden bilen hiç yok gibi. Bizans döneminde yanlış yere kurulan ve daha sonra hatadan dönülerek taşındığı ortaya çıkan İstanbul'un yedi tepesinin yedisi de Suriçi'nde. Şu körler ülkesinin karşısında kurulmuş altın krallığın, Maltepe, Göztepe, Gültepe gibi, adının içinde 'tepe' kelimesi bulunan semtlerde değil meşhur tepeleri.
7 Tepesi kadar fırtınalı
Tepelerin nerelerde bulunduğuna dair herkesin yanlış bir yorumu vardır. Ancak tepeler, Boğaziçi ve Haliç vadilerinin II. ve III. zamandaki kırılmalarıyla, yani depremlerle oluşan yükseltiler. Ayrıca her bir tepenin en yüksek noktasında gerek Bizanslılar'ın gerekse Osmanlılar'ın önemli anıtsal yapıları var. Tarihi boyunca bu anıtsal yapılara kucak açan İstanbul'un özgeçmişi de yedi tepesi kadar fırtınalı sahnelere konu olmuştur. İ.Ö. 658'de bir grup Dor kolonici tarafından keşfedilen Marmara'nın incisi İstanbul, coğrafi konumu nedeniyle tarihte pek çok savaşa tanık olmuş. Kısa bir süre içinde önemli bir ticaret merkezi haline gelen şehir İ.Ö. 513'te Persler tarafından işgal edilmiş. Bunun üzerine Roma ile birlik antlaşması yapan kent, İ.S. 330 yılında İmparator Konstantin tarafından Yeni Roma olarak adlandırılmış, ta ki 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilinceye kadar. Bundan sonra İstanbul adını almıştır ki bu sözcük, "şehre doğru" anlamını taşıyan bir Yunan kalıbından (eis ten polin) gelmiştir. ÜRÜN DİRİER İSTANBUL
|
|
|
|
|
|
|