T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bilişimci imamın vaazı

Bu kainatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudatı ve içinde yeryüzünü "create" etmiş, güneşi bir "power source", ayı bir "system clock" yapmış.

O power source'dir ki kesintiye uğramaz ve o sistem clock'tur ki şaşmaz ve şaşırmaz, o donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir. Bu zât aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde çalışacak şekilde koca hayat programını yazmış, yüz binlerce yıldan fazladır, error verdirmeden, crash ettirmeden çalıştırıyor.

Eğer onun ne kadar iyi bir programcı olduğunu da anlamak istersen, önce kendine bak. Gözünle göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu 'save' etmiş ve yine o küçücük hücrende 'execute' ettiriyor.

Madem ki DNA'nın bir program olduğu apaçıktır, ve bir program programcısız olamaz, demek ki senin programcılığın o büyük zâtın programcılığına ancak bir ayna hükmündedir.

Yine senin bütün hücrelerinden oluşturduğu network'ün içinde hadsız protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, madem ki senin de diğer insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli donanımı yanına vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor; ve madem ki sen etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye ışık, ses gibi türlü medyayı hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder, kullanır fakat bir yenisini ekleyemezsin; o halde öyle büyük bir network uzmanı zât vardır ki senin her türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını verir.

Senin network'çülüğün, ancak onun sonsuz ilminden sana verdiğ bir küçük parça ve bir büyük nimettir. Arkadaş, aldanma! Şu güzel dünya hayatı programı bir "limited trial" version'dur, görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiç bir surette 'save' edemiyorsun.

Öyle ise, bu kâinat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün müdür ki bir programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda "about" kısmını koyup kendini tanıttırmasın. Öyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı, programcısı, network'çüsü ve sistem administrator'ü olan zâtın her yere işlediği "about" kısımlarını gör, öğren, full versiyonunu kazanmak için çalış. Unutma ki hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli log'lar tutuluyor. (İnternet'ten)

ÇAMURLU AYAKKABILAR

Ali Bayramoğlu'nun ayakkabılarında çamur görmeye alışık değildik. Önceki gün şaşırmamız bu yüzdendi. Arabaya biner, arabadan iner kapının önünde.
Kötü yola nerede girdi, ayağına nereden çamur bulaştı diye düşünürken, elindeki kağıdı uzattı, "Bak bakalım" dedi.
"Güle güle Necdet" yazısıydı.
44 Yaşında vefat eden gazeteci arkadaşı Necdet Saraç için yazdığı yazıyı dün okumuşsunuzdur.
"Evet, Neco, işte böyle kardeşim...
Seni defnedeli birkaç saat oldu...
Aklımızda sen varsın, ayaklarımızda mezarının çamuru, yüreğimizde acın var...
Bugün bana bir gazete tarif et deseler, sensiz bir tarif mümkün mü dersin?"
* * *
Böyledir, yazdığımız yazıları çoğunlukla kendi aramızda kontrolden geçirmeye gayret ederiz.
Gözden kaçan bir yanlışlık olmasın, bilgi hatası varsa düzeltilsin diye...
Güzel olduğu söylensin diye bekleriz bir yandan da.
Gazeteci milleti, yazar milleti olarak böyle huylarımız vardır.
Bir de aramızdan biri öldüğü vakit, arkasından yazı yazarız.

ÇILDIRIK BİR SONBAHAR BU

Yağışlar yaklaşık on gündür aralıklarla devam ediyor.
Hava soğudu.
Seçim yaptık, on gün önce ve ülkenin kaderi değişti.
Toplumda bir iyimserlik havası.
Sararmış yapraklar dans eder gibi süzülerek yere düşüyor.
Çıldırık bir sonbahar bu.

İTİRAZ KİMİN HAKKIDIR?

Dünkü 'Arapların geleceği' fıkrasına bir okurumuz itiraz etti. 'Ne demek istiyorsunuz? Arapların gelecekte olmayacaklarını söylemek size yakışıyor mu?" gibisinden nazik görünümlü sorularla...
Azîzim, bu bir fıkra.
Ve bu fıkrada Araplar'ın gelecekte olmayacakları ima ediliyor.
Bu doğru.
Ama benim buna taraf olduğum sonucunu çıkarırsanız, Aristo bile isyan eder.
Mâlûmunuz, Usame bin Ladin ve Saddam Hüseyin gibi adamlar yüzünden, Amerika'nın, Arap dünyasına bakışı hoş değil.
Ve dolayısıyla Müslüman dünyasına.

Gelecekte olmayacaklarının anlatıldığı bir fıkraya, Araplar'ın değil, Amerikalılar'ın karşı çıkması gerekir.
İtiraz onların hakkıdır.
Çünkü burada ABD'nin Araplar üzerinde bir "soykırım" yapmayı düşündüğü ima ediliyor.
Çok rica ederim, lütfen şu mübarek Ramazan gününde itiraz etmeden önce biraz daha düşünün ve Aristo'yu falan boş yere rahatsız etmeyin. Tamam mı değerli Arap kardeşim?


13 Kasım 2002
Çarşamba
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED