T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Sen ne yaptın?" sorusu...

Ülkeyi, seçimlere kadar Ecevit'le götürmeye kararlı olanlar şimdi pirincin taşlarını ayıklamakla meşgul. Ecevit'in İsrail için sarfettiği "Filistin'de soykırım yapılıyor" sözleri bakın Türkiye'yi nasıl da zor durumlara sokuyor.

Öğrendiğimize göre, hem ABD yönetimi hem de ABD'deki Yahudi lobisi bu işe çok bozulmuş.

Meseleyi, kibarlık edip Ecevit'in 'yaşlılığına' bağlamak isteyenler varmış ama ne de olsa bir ülkenin başbakanlığı koltuğunda oturtulmaya devam edildiğine göre, "bunun sorumluluğu o ülkenin yönetimine aittir" diyenlerin olduğu da muhakkak.

Aksi durumda, Ecevit'in doktor raporu ile o makamdan uzaklaştırılması lazım gelirdi.

Bu yapılmıyorsa, Türkiye onun söylediği lafların sorumluluğunu da üstlenmek durumundadır.

Çünkü ayıptır söylemesi, bu 'sınırsız sorumsuzluk' hali Türkiye'nin başına başka dertler de açabilir.

Türkiye'nin hoşuna gitmeyecek meseleleri kurcalamaya başlarlar. Bir ülkenin 'kara noktaları' varsa, uluorta tartışılmasından hoşlanılmayan 'hassas meseleleri' bulunuyorsa, bu gibi kritik meselelerde iki defa dikkatli olmak zorundadır.

Nitekim Mehmet Ali Birand'ın dünkü yazısından öğreniyoruz ki, 'soykırım' lafından sonra 'dostlarımız' bazı hassas soruları sormaya başlamışlar bile.

Şöyle diyor Birand:

"Washington'da bu gelişmeleri çok yakından izleyen ve Bush yönetimine yakın bir Amerikalı kaynak ile konuşurken şu "yakıştırmayı" duydum:

"Bush yönetimi kulaklarına inanamadı. Bu tutumu, yakın bir dostun sırttan bıçaklanması olarak niteliyorlar. Ecevit'in yaşlılığına verip vermemek konusunda kararsızlar. Türkiye'ye nasıl güven duyabileceklerini bilemiyorlar. Özellikle, Türkiye'nin 1990'larda teröre karşı askeri birlikler ve tanklarla yaptığı mücadele hatırlatılıyor. Washington, Türkiye'nin Kuzey Irak'a kadar yayılan askeri müdahalesine sempatiyle bakmıştı. İsrail'in yaptığı da farklı değil. İntihar komandoları da terör suçu işliyorlar. İsrail'in karşılık vermesi de terörle mücadele..."

Bu sözlerin içinde hem eleştiri, hem de tehdit var...

Ecevit'in "dalgınlığı" veya Arafat'a olan "sevgisi", Türkiye'ye pahalıya mal olacak gibi görünüyor.

Kimse, Türkiye'nin tepki göstermesine karşı çıkmıyor. Hatta haklı görülüyor. Zira herkes İsrail'in askeri harekâtında ölçüyü kaçırdığına inanıyor. Sorun "soykırım" kelimesinden kaynaklanıyor ve tepkiler, yankılar hâlâ sürüyor...

Kıssadan hisse çıkartmamız gerekirse, acaba "camlı köşkte oturanlar, başkalarının camlarını taşlamamalı..." denilebilir mi?"

Doğru bir soru…

Eğer sizin de kırılıp dökülecek bazı hassas eşyalarınız varsa en doğrusu bu konuya girmemektir.

Birand, "Bu sözlerin içinde hem eleştiri hem tehdit var" diyor.

"İcabında hassasiyetlerinizi kaşırız" mı demek istiyorlar yoksa? Neyse bunlar dikenli konular, malum.

Demem o ki:

Şimdi birçoğumuz İsrail'in ve ABD'nin ileri sürdüğü 'terörle savaş' gerekçesine sinirleniyoruz.

"Filistin halkı nasıl olur da bütünüyle terorist sayılır?" diyoruz. Onların hatırlatmak istediği mesele de bu işte.

Herhalde, "Bütün bölge halkını terörist saymadı mı? demek istiyorlar. Arkasından da ekliyorlar: "Biz terörle mücadele konusunda o zaman Türkiye'ye destek vermedik mi?"

Şimdi aynı desteği doğal olarak kendileri istiyorlar. Bu işler zordur.

Hele 'kara noktalar'ınız, 'hassas meseleler'iniz bolsa… Hele belli konularda belirlenmiş sağlıklı ilkeler, tutarlı politikalarınız yoksa.

Hele sık sık inanmadan bir meseleyi savunur gibi yapma zorunluluğunda kalıyorsanız.

Hele de bunları, 'mazur' sayılacak bir başbakana söyletip, işin içinden çıkacağını sanan siyaseti dışlamış bir devlet mekanizmanız bulunuyorsa…

Ama yine de bu gerekçelerin işi kurtarmadığı anlaşılıyor.


11 Nisan 2002
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED