T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Eskimemiş bir yazı

Yeni Şafak'ta yayımlanan yazılarımdan yapılan bir ikinci derleme İletişim Yayınları arasında "Otoriter Demagoji/Farklı ol, benim gibi ol" başlığı altında kitap oldu. Kitabı karıştırınca özellikle birkaç yazıyı doğrusu ben de hatırlamadım! Bazı meslektaşlar gibi her gün ben de o kadar haddinden fazla yazı karalıyorum ki, birkaç yazıyı ben bile unutmuşum...

Unuttuğum bu birkaç yazıdan birisi "Masal gibi bir şey" başlığını taşıyor. Okurlar ne düşünür bilmem ama yazıyı tekrar okuyunca hiç fena bulmadım! Söz konusu yazının 2000 yılının Ocak ayının ortalarında yayınlandığı anlaşılıyor. Yazı şöyle:

"Hürriyet'te yer alan bir haberin başlığı şöyle: 'Dış borcun patronu Aydın Bey'in ödül keyfi.' Buraya kadar bir fevkaladelik yok; son yılların her köşede karşılaştığımız içinde 'keyif' sözcüğünün yer aldığı ifadelerden birisi. Pekiyi, 'Aydın Bey' hangi ödülün keyfini çıkartmakta? Hemen söyleyelim ki, bu 'keyif' Aydın Bey'in şahsıyla sınırlı değil, çünkü bu 'ödül keyfi'ni hakeden aslında Türkiye... Şöyle ki: Türkiye, geçen yıl dış borçlanmada gösterdiği başarı ve performans nedeniyle 2000 yılında dünyanın "En iyi borçlanan ülkesi" ödülünü almış! Şaka sanmayın, 'dünyanın en saygın dergilerinden biri olarak kabul edilen' IFR (International Finance Review) Türkiye'yi bu ödüle layık görmüş. Ödül töreni 11 Ocak Perşembe günü Londra'da ve ödülü Türkiye adına Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp ve Müsteşar Yardımcısı Aydın Karaöz ('Aydın Bey') alacak. Söz konusu dergi Türkiye'nin niçin ödüle layık görüldüğünü 'ihtiyaç fazlası bir refahı sağlamak'(!) başlıklı üç sayfalık bir makalede açıklamış. Makaleden bir bölümü şöyle: 'Türkiye 2000 yılı başında becerikli ve öngörülü yaklaşım sayesinde hızlı bir başlangıç yaptı. Türkiye, 2000 yılında Brezilya'dan sonra gelişmekte olan piyasalar arasında en geniş ihraç yapan borçlanıcı ülke oldu.' Masal gibi bir şey...

Hürriyet, ödül dolayısıyla 'Aydın Bey'den de şu değerlendirmeyi almış: 'Sağlanan başarı, sadece yıl boyunca gösterdiğimiz çabaların bir sonucu değil. Bu başarının arkasında bir geçmiş, bir tarih var. (...) Bu hedefi aşacağımızı biliyordum. Zorlanacağımızı hiç düşünmedim." Rüya gibi bir şey... 'Aydın Bey'in sözünü ettiği 'başarının arkasında'ki şanlı 'geçmiş ve tarih' ne olabilir? Osmanlı'dan bugüne 'borçlanma tarihimiz"den mi söz ediliyor?

Finans dünyasının yabancısı olduğumdan, bu tür ödül törenlerinde nasıl bir hava hâkimdir bilemiyorum. Londra'daki tören esnasında jüri başkanının 'Türkiye'nin 2000 yılı başında gerçekleştirdiği becerikli ve öngörülü yaklaşım nedeniyle dünyanın En İyi Borçlanan Ülkesi olarak ödüllendirilmesine karar verildi' demesiyle birlikte salondaki birçok kişi makarayı koyverecektir gibi geliyor bana... Türkiye sahiden 'büyük bir ülke' olmak yolunda hızla ilerleyen bir ülke... Bu yıl dünyanın 'En İyi Borçlanan Ülkesi' büyük ödülü; seneye kısmetse dünyanın 'Borçlarını En Kötü Ödeyen Ülkesi' ödülü; daha da kısmetse sonra da dünyanın 'En Borçlu Ülkesi' büyük ödülü...

Yine finans dünyasının yabancısı olduğumdan olacak, 'borçlananı ödüllendirmek' gibi bir ödüllendirme yönteminin varlığından bugüne kadar habersizdim. Çok tuhaf bir yöntem değil mi? Borçlandır ödül ver; borçlan ödül al! Bütün bunları anlamak için ne yapmalı, yoksa 'Kapitalizmin Son Aşaması Emperyalizm' öğretisini tekrar önümüze mi açmalı?"

Şimdi tevazuyu bırakıp soruyorum: Nasıl, bayağı "uzak görüşlü" bir yazı değil miymiş? Tekrar okuyunca yazıya konu olan "ödül" de benim en hoşuma giden ödül gerekçesi de "İhtiyaç fazlası bir refahı sağlamak"(!) oldu!

İki yıl öncesinin bu yazısını aktarmamın bir nedeni de, birkaç gün önce Milliyet'te Güngör Uras'ın "9.1 milyar dolar bitti-gitti" başlıklı yazısını okumamdır. Uras, Hazine'ye 9.1 milyar dolar gelirken Merkez Bankası'nın aynı günlerde IMF'ye 6.1 milyar dolar ödeme yaptığını hatırlattıktan sonra yazısını şöyle noktalıyordu:

"Açık anlatımıyla sayın okuyucularım, IMF dolarları geldiği gün bitti-gitti... Gelen dolarlar nedeniyle borcumuz arttı mı diyerek sual eylemeye kalkmayınız. Tabii ki artacak. Borç denen şey artar. Hem siz bu dünyaya borç ödemek için gelmediniz mi? Ödemeye devam ediniz!..."

Devam edelim ki, bu yılın "büyük ödül"ünü de kimseye kaptırmayalım!..


18 Şubat 2002
Pazartesi
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED