T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

Küreselleşme böldü

Abant Platformu'nun 2. gününde küreselleşmenin tanımı konusunda anlaşamayan müzakereciler, manipülasyona yönelik grupların menfaatlerini küreselleştirdiklerini belirttiler.

5. Abant Platformu'nun ikinci gününde küreselleşme/globalleşme tanımı üzerinde anlaşma sağlanamadı. Müzakerecilerin iki ana grup halinde bölünmeleri, küreselleşmenin tanımlanmasını güçleştiren bir faktör oldu. Ancak küreselleşmenin Batı dünyasında da tek bir tanımının olmayışının da gözönüne alınması gerektiği belirtildi.

Alevi aydınlardan yazar Reha Çamuroğlu, küreselleşmenin tanımlanamamasını, kavramın çok çekiştirilen diğer kavramlar gibi üzerinde çok düşünülmesi ve pekçok farklılıkların bulunmasına bağladığını ifade etti. "Osmanlı'da bir atasözü vardır. 'Zürafayı tanımlamak zordur, ama görünce hemen anlarsınız.' Küreselleşme böyle bir şey, görünce hemen anlıyoruz" diyen Çamuroğlu, "Ben küreselleşmenin sadece ekonomik bir süreç olduğunu düşünmüyorum." dedi.

Yazar Ali Bulaç da küreselleşmenin dünyada da yapılmış bir tek tanımı bulunmadığını belirterek, "Burada da tanım yapmak hem büyük bir iddia olur, hem bu platform da kendisini bu tanımla bağlamış olur. Küreselleşmenin tabiatından kaynaklanan bir zorluk bu" dedi. "Tanımı yapılmayan bir şeyin resmini yapmak mümkün. Bu resimde bir fenomen olarak, verileri, etkilerini, belirtilerini, olumlu-olumsuz yönleri ortaya konulursa maksat hasıl olur" diyen Bulaç, "Küreselleşmenin iki boyutu vardır. Orta bir yol tutturmak lazım. Küreselleşmenin çok masum olmadığını, ama aynı zamanda avantajlar paketi getirdiğini görmek gerekiyor. Bunu yapabilsek yeter" dedi.

Daha çok tartışacağız

Prof. Hayrettin Karaman da küreselleşme tanımı üzerinde bir ittifak bulunmadığını kaydederek, "Küreselleşmenin, teknolojinin gelişmesinden ötürü tabii bir anlamı var. Bu tabii olayın bazı grupların manipüle ederek kendi menfaatlerine kullanışları, yani menfaatlerini küreselleştirdikleri görülüyor. Bu iki husus birbirinden ayrılamadığı için bir karışıklık sözkonusu oluyor. Küreselleşme üzerine yazı yazanlar, bunun tabii, insanın hayrına olan kısmını, bir de tabii olmayan, insanın hayrına olmayan ki dünyanın nüfusunun 7/6'sının hayrına olmayan tarafının bulunduğunu söylüyorlar. En başta buna işaret edilirse, işimiz kolaylaşır, bunu yapmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Prof. Kemal Karpat ise küreselleşmenin tanımını yapmaktan herkesin kaçındığını, Batı'da da aynı durumun olduğunu söyledi. Karpat, "Tanımın yapılmaması beni biraz korkutuyor. Çünkü burada küçük devletlerin, bel bağladıkları büyük devletlerin karşısında bazı şeylerden vazgeçmeleri sözkonusu oluyor, milli egemenlik meselesi gibi. Sonra ekonominin yukarıdan bir yerlerden düzenlenmesi ve o zaman bu küçük ülkelerin tamamıyla büyük sermaye emrinde çalışan bir memur haline gelmesi, yerli seçilmiş hükümetlerin adeta şube gibi hareket etmesi gibi olumsuz dirençler doğuracak meseleler çıkıyor" dedi. Prof. Ümit Meriç de tanımın yapılamayışının aydınların bir kusuru olduğunu belirtti.

Sonuç bildirgesi bugün

Müzakerelerin sona ermesi ve gerekli düzeltmelerin yapılmasının ardından sonuç bildirgesi bugün basın mensuplarına açıklanacak, platform toplantısı kapanacak.

Bulaç'tan 'global zekat' önerisi

Abant Platformu'nda en fazla tartışılan konu, küreselleşme ve ulus-devlet etkileşimiydi. 9. maddede küresel süreçte, ulus-devletin geleneksel işlevinde bazı değişikliklerin meydana gelmekte olduğu kabul edildi, ancak ulus-devletlerin bu süreçte asıl aktörler olarak varlıklarını yeni şartlar çerçevesinde sürdüreceklerinin belirtilmesine itirazlar geldi. Ali Bulaç, ulus-devletlerin küreselleşme sürecinde asıl aktörler olarak varlıklarını sürdürmelerinin zor olduğunu, devletlerin işlevlerinde köklü değişikliklerin meydana geleceğini ifade etti. Kopenhag Kriterleri'ni örnek gösteren Bulaç, maddenin "ulus-devletler yeni duruma göre vaziyet alacaklardır" şeklinde değiştirilmesini istedi. Bulaç açlık tehdidi altında yaşayan toplumlar için ilginç bir öneride bulunarak, "Yoksul ve aç toplumlar için, zengin devletlerden sağlanan bir zekat kurumu oluşturulması gerektiğini maddeye koyabiliriz" dedi.

  • ABDULLAH MURADOĞLU ABANT

  •  
    Rusya'ya 'Mavi' kıyak
    Mavi Akım boru hattı projesini zamanında tamamlayamayan Rusya'nın tazminat ödemesini Botaş'ın engellediği belirlendi.
    ABD Batman'ı denetledi
    Milli Savunma Bakanı Çakmakoğlu, 11-15 Mayıs tarihleri arasında Batman'da bölgenin lojistik ve sıhhî yeterliliklerini tespit etmek maksadıyla inceleme yapıldığını açıkladı.
    Vakıfbank, TMSF'ye mahkûm yaşayacak
    BDDK'nın Vakıfbank'a aktaracağı 160 trilyonluk kaynak karşılığında Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) bankada söz sahibi olacak.
    Dünya uyuşturucu batağına saplandı
    Uluslararası uyuşturucu operasyonlarına önemli imza ata Narkotik Polisi son bir yıl içinde "33 Uluslararası Operasyon" gerçekleştirdi.
    Rumlar, "M1-35-M" saldırı helikopterini uçurdu
    Kıbrıs Rum Yönetimi, Rusya'dan satın aldığı ve uzun süredir gizli tuttuğu "MI-35-M" tipi saldırı helikopterlerini, helikopter kazasında ölen Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Komutanı Korgeneral Evangelos Florakis'in cenaze töreninde önceki gün ilk kez sergileyerek gösteri yaptı. 10 Temmuz Çarşamba sabahı meydana gelen helikopter kazasında 4 RMMO subayıyla birlikte hayatını kaybeden RMMO Komutanı Florakis için dün Baf'ta düzenlenen ikinci cenaze töreninde, MI-35-M tipi Rus yapımı 3 adet saldırı helikopteri mezarlık üzerinde 10 dakika süreyle uçtu. Fileleftheros gazetesi, "Komutanın gizli gururu M1-35-M" başlığıyla verdiği haberinde, Baf Andreas Papandreu Hava Üssü'nden havalanan helikopterlerin Baf mezarlığı üzerinde iki büyük daire çizdiğini yazdı.
    Bostancıoğlu'ndan Osmanlı tarihi itirafı
    Milli Eğitim Bakanlığı'ndan istifa ederek Özkan-Cem-Derviş üçlüsünün başını çektiği yeni oluşum içinde yer alan Sinop Milletvekili Metin Bostancıoğlu, meslek lisesi, Anadolu meslek lisesi, teknik lise ve Anadolu teknik liselerinde Osmanlı tarihi derslerinin okutulmadığını itiraf etti. Bostancıoğlu, "Osmanlı tarihinin okullarda okutulmamasında herhangi bir kasıt bulunmamaktadır" dedi. Metin Bostancıoğlu, bakanlıktan istifa etmeden önce SP'li Mustafa Geçer'in soru önergesini cevapladı. İlk ve orta öğretim kurumlarındaki tarih derslerinde 'Osmanlı tarihi'nin okutulmadığını, 'Osmanlı tarihi' ve 'İslam tarihi' derslerinin seçmeli ders haline getirildiğini belirten Bostancıoğlu, "Osmanlı tarihinin sözkonusu genel müdürlüğümüze bağlı okullarda okutulmamasında herhangi bir kasıt bulunmamaktadır" dedi.
  • BİLAL ÇETİN, ANKARA

  • 14 Temmuz 2002
    Pazar
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED