|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geniş zamanlı bir şair ölümü
Türk şiirinin ayrık sesi ve modern ustalarından Ece Ayhan (71), önceki gece hayatını kaybetti. Ayhan, 8 aydan beri kaldığı İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi'nde, dün saat 16.00 sıralarında rahatsızlandı. Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi'ne kaldırılarak, Yoğun Bakım Servisi'nde tedavi altına alınan ünlü şair, yapılan tıbbi müdahalelere rağmen, saat 23.45'de hayatını kaybetti. Ayhan'ın cenazesi Pazartesi günü açıklanacak vasiyetinin ardından toprağa verilecek. Şiiri kapalı ama gizli değil Kuraldışı, kapalı ama gizli olmayan, toplumsal tarihi ve insanı inanılmaz bir eleştiri cenderesine sokan, dilin uçlarında dolaşan, ortalamaya ve sıradanlığa teslim olmamayı ilke edinen ve aykırı biçem taşıyan şiirleri, Ece Ayhan'ı İkinci Yeni akımı içinde en çok sözü edilen şairlerinden biri yapmıştı. Asıl adı Ece Ayhan Çağlar olan şair 1931 yılında Datça (Muğla)'da doğdu. Ailesinin asıl memleketi ise Çanakkale Eceabat'tı. 1959 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Bir süre kaymakamlık yaptı. Sonra İstanbul'da çeşitli yayınevlerinde ve Türk Sinematek Derneği'nde çalıştı. İlk şiiri Türk Dili dergisinde çıkmıştı (Şubat 1954). Yeni motifler, karanlık çağrışım atkılarıyla ördüğü şiirleri; onu, şiirimizde 1956/57 yıllarında başlayan İkinci Yeni akımının en çok sözü edilen şairlerden biri katına yükseltti. İlk şiirlerinde Attila İlhan romantizmini, belki yakın sözcüklerle, fakat farklı bir söz dizimiyle kırdı. Sözcüklerin çağrışım ve görüntü değerini önemserdi. Rasyonel olandan çok, görüntüsel-izlenimsel bir şiir atmosferi yarattı.
Has ustanın bıraktıkları
Şiir kitapları: Kınar Hanımın Denizleri, Bakışsız Bir Kedi Kara, Ortodoksluklar, Devlet ve Tabiat, Yort Savul, Zambaklı Padişah, Çok Eski Adıyladır, Çanakkaleli Melahata İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi, Son Şiirler, Bütün Yort Savullar Günce: Defterler ve Başıbozuk Günceler, Aynalı Denemeler Şiir Üzerine: Yalnız Kardeşçe, Kolsuz Bir Hattat, Şiirin Bir Altın Çağı, Sivil Şiirler, Dipyazılar, Morötesi Requiem, Sivil Denemeler
MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Ankara'ya karşı Sirkeci Dili yeniden üreten, şiirini sözcüklerin çağrışımları üzerine kuran Ece Ayhan'a göre: 'Şiirin bildiğimiz günlük anlamında gerçekli bir ilgisi, alışverişi yok. İmgelemin çıkış yerlerinden biridir şiir.' (...) Ahmet Oktay, sahici ve kişisel bir şiir dünyası olan Ece Ayhan şiiri hakkında şunları söylüyor: "Ece Ayhan'ın ilk şiirlerindeki tarihsel göndermeler doğrudan doğruya cumhuriyet ideolojisine yöneliktir. Toplumun kenarına itilmiş kişileri ve kesimleri gün ışığına çıkarmak için hem sınırda yaşamış insanları hem de unutulmuş adları gündeme getirir. Yaşanan günü, deforme edilmiş bir dilin de aracılığıyla içinden parçalamayı öngörür Ece Ayhan. Başkent Ankara'ya karşı başkent Sirkeci'yi çıkarır." Gizemli bir şiirdir şiiri Ataol Behramoğlu ise şöyle diyor Ece Ayhan şiiri üzerine: "Ece Ayhan, dili zorlayan, bozarak yeniden kuran, sözcüklerin görüntü, izlenim, çağrışım değerlerini vurgulayan, şiirini bu özellikler zerinde kuran bir şair. Kimilerince yadsınmasına, kimilerince de benzeri bulunmayan, kavranılması neredeyse olanaksız, gizemli bir şiirin yaratıcısı gibi gösterilmesine karşın, simgeci, çağrışımcı, izlenimci yöntemi kavranıldığında, şiir dünyasına güçlük çekilmeden girilebilecek bir şair. Aşırı fanteziye, yapay bir dilciliğe düşmediği şiirlerinde, düşünen, acı çeken, araştıran kişiliği, şiirinin, düşünsel altyapısı görülebiliyor." Ece Ayhan'ın öldüğü gün
kralların ve ermişlerin öyküleri tükendi
demek sonunda oldu bu
ama bilmelidir mezar kazıcıların
ve bilmelidir ebeler
|
|
|
|
|
|
|
|