T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Azgınlaşan bir ateş halinde...

Editör dergisinin aşk konusunda yaptığı soruşturmaya özetle şu cevabı vermiştim: Aşk, diyordum, kavuşma umudu olmadan tarafların (karşı cinslerin) birbirine duyduğu sevgi ilişkisidir. Aşkı belirleyen temel faktör teorik olarak kavuşma imkânı bulunmasına rağmen, pratik sebeplerle bu imkânın kısıtlanması, dahası önüne geçilmesidir ve ortadan kaldırılmasıdır. O kadar ki, bir yerden sonra, âşıklar arasında bu umut, kavuşma umudu tümüyle ortadan kalkar gibi olur. Ancak gene de ortadan kalkmaz. Ufacık da olsa, o umudu besleyici fırsatlar ortaya çıkar. Ancak âşıklar bu fırsatları asla vuslata erişecek kertede kullanma imkânını elde edemez. Durum, bir bakıma, koketlik olarak ifade edilebilir: umudun belirir gibi olduğu her defasında kapılar yeniden âşığın yüzüne kapatılır. İşte âşık bu hal içinde, sürekli kışkırtılmış bir konumda durur. Onun bu kışkırtılmışlık içindeki hali aşkının giderek körüklenmesine, ateşin giderek azgınlaşmasına yol açar.

Aşk öykülerinin mutlu sonla bitmesi onları izleyeni (aşk öyküsünün okuyucusunu) kesmez. Çünkü vuslat gerçekleştiğinde, aşk ilişkisi, düz bir sevgi ilişkisine dönüşür. Çoğu kimsenin bu kanıyı paylaştığını biliyoruz. Bazı magazin haberlerinde, konuyu belki şimdi değindiğimiz açıdan irdeleme fırsatını bulamamış olanlarca bile, vuslatla aşkın öleceğini düşündükleri için evlenmeyi reddeden çiftlerden bahsedilmektedir. Ancak "modern hayatın" üyesi diye niteleyebileceğimiz bu insanların belirttikleri durumda bir sahtekârlık olduğunu da vurgulamalıyız. Evlilik (nikâh) ilişkisini reddetmeye kalkışan bu çiftler, aslında nikâhsız da olsa birlikteliklerini sürdürmekte beis görmüyorlar. Bizim değinmek istediğimiz hususun bu tür birliktelikle ilgisi yoktur. Bizim değindiğimiz hususta, âşıklar ciddi biçimde birbirlerinden vuslat imkânından yoksun bulunurlar. Nikâhı reddediyor olmakla birlikte, birlikte yaşamakta sakınca görmeyen çiftlerin evliliğin aşkı öldürdüğü iddiasına sahip çıkıyor görünmeleri abestir ve sahtekârlıktır.

İlâhî aşkta da, aynıyla beşerî aşkta görülen türden bir vuslat imkânsızlığı söz konusudur. Âşık, yaşadığı aşk duygusundan öylesine hoşnuttur ki, aslında, içten içe vuslatı da reddeder. O, bir başına yaşadığı aşk duygusunu yaşamaya taliptir. Bu durumu dünya edebiyatında en uç noktada Fuzuli belirtmiştir. Onun: "Aşk derdiyle hoşem el çek ilacından tabip" deyişi tam da bu durumun ifadesini ortaya koyuyor. Onun Leyla ile Mecnun mesnevisi de bu halin hikâyesinden ibarettir. Mecnun'un, aslında Leyla'ya kavuşma imkânının ele geçirildiği her seferinde, bizzat kendisi bu imkânı ve fırsatı kullanmayı reddeder. Kâbe'de aşkının çoğalması için dua eder, oysa kendisinden beklenen derdinin izalesi için dua etmesidir. Nevfel kabilesinin reisi onun için Leyla'nın kabilesiyle savaşa girdiğinde, Mecnun, Leyla'nın kabilesinin kazanması için, (çünkü o kabile Leyla'nın kabilesidir, Leyla'nın mensup olduğu hiç bir şeyin zarara uğraması âşıkın isteyebileceği bir şey değildir) dua eder. Ve nihayet bizzat Leyla, çölde Mecnun'a geldiğinde, Mecnun, ünlü, "ben bensem sen kimsin; sen sensen ben kimim" deyişiyle onu da reddeder. Böylece bütün kavuşma imkânları bizzat âşık tarafından geri çevrilir. Ve her defasında, yaşanan aşk duygusu biraz daha artmış olarak aşk ilişkisi devam eder. Aşk ilişkisinin sayısız hikâyeye konu oluşunda başat faktör, işte bu kavuşamama halidir. Sabit faktör kavuşamama halidir, değişen faktörse onların kavuşmasını önleyen manialardır. Her müellif kendine göre bu değişen faktörleri kullanır ve onların birbirine göre başarısı da, bence bu değişen faktörler üzerindeki tasarruflarıyla ilgilidir. Aşıklar, ölümle sınava çekilmeye baş koymuşlardır. Çünkü ilâhî aşkta olduğu gibi, beşerî aşkta da, ancak ölümün gerçek vuslatla özdeş olduğu düşünülür. Onun dışındaki vuslat hali aşkı öldüreceği, dolayısıyla gerçek vuslata ket vuracağı için istenmez. Bu da aşk halinin kendi iç çelişkisidir.


14 Temmuz 2002
Pazar
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED