|
|
|
Yaz bitti,
Eylül'ün eflatununa
vurgunum ben şimdi
Yaz bitti. Pergel döndükçe zamanın ölçümsüz berrak karnında, uzaklaşmakta bir mevsim, bilmem kaç aydır inatla ve hoyratça alınlarımıza dokunan güneş. Kendini göstermekten, görülmek telaşından vazgeçip içe döndü ya tabiat, özsuyunu çekip içine kabuğunu atıp kaçacak ya şimdi herşey, bir ürpertidir aldı bizi. İndirdik işte biz de kepenklerimizi. Küsss.
Yaz bitti.
Şehir soğudu, içimiz habire soğumakta. Tekin değil artık sokak bize.
Adımlarımızı sıklaştıracağız şimdi, yağmur yutacak sanacağız rüyalarımızı. Koşar adım varacağız evlerimize. Evlerimizi bıraktığımız yerde bulabilecek miyiz diye korkacağız, evimizin yolunu bulabilecek miyiz?
İçli akşamlarda içimizin çıngarını neyle bastıracağız?
Biz böyle nasıl yaşayacağız?
Yaz bitti.
Gümüşî sessizlik sokaklarda. Çocuklar okullarda. Oyunları yarım kalmış, şarkıları yarım, masalları acele tarafından bağlanmış 'the end' cıngılına. İteklenip soluksuz sokulmuşlar sınıflarına. Çıkarıp hınçla koyuyorlar şimdi sıralarının üzerine; defter, kalem ve silgilerini, haritalarını, tarih atlaslarını, hayat bilgisi kitaplarını.. Hayat bilgisi mi? Hayat bilgisi... hayat! Bu ne cüret!
Yaz bitti.
Hayat, bilinmeziyle sürüyor. Bilinmezi bildim diyen, intiharlar geliştiriyor. Bilmeyen ve gitmeyen burada birikmekte. Betondan bir 'ara'lıkta beklemekte. Öyle bir aralık ki bu; ruhu etle sıkıştırıyor, gövdeyi gölgeyle. Tevekkül bulursa yolunu, kalbe akıyor. Ağıyor. Akşamlar kana batarken göz göz oluyor gök, görüyor ve geceye hüznün zarif mührü vuruluyor. Uykusuna ayışığı sızanlar ve sabah uyanabilenler ancak 'aşk'ı buluyor.
.....
Yaz bitti.
Eylül'ün eflatununa vurgunum ben şimdi.
fozkan@yenisafak.com
|
|
|
|
FADİME ÖZKAN
|
|