İslami farkındalığı terketmek

İslam dünyası toplumları, bugün karşı karşıya bulundukları varoluşsal baskılarla, tehditler ve temel sorunlarla hesaplaşma ihtiyacı duymuyor. Maruz kaldığımız kronik bağımlılıklar sebebiyle, yeniden inşa ihtiyacını konuşmadığımız gibi, toplumsal ve siyasal değişimin imkânları üzerinde de konuşmuyoruz.

ABD’de Gülen kanseriyle savaşmak

Fetullahçıların, toplumun her katmanına uyguladıkları nüfuza ve “paralel devlet” olarak bilinen yapının kuruluşuna tanık olmuş olan Türk insanı, bu tip taktiklere fazlasıyla aşina. Şeffaf olmayan bir şekilde sızdırma ağları kurma konusundaki becerileri, her hafta yeni bir Fetullahçı grubun deşifre edilmesi anlamına geliyor. ABD’de soruşturmamıza devam ederken benzer yapıların ortaya çıkması ve oluşturulan ağın daha fazlasının açıklığa kavuşması kuvvetle muhtemel.

Rusya’ya yaptırım Batı’yı bölecek

Ukrayna krizi patlak verdikten şimdiye kadar yaptırım uygulanması konusunda Kremlin’e karşı ortak tavır sergileyen ABD ve AB, ilk defa olarak bu konuda farklı yaklaşım içindedir. Bunun en önemli nedeni ise, bu yaptırımdan Avrupa şirketlerinin de zarar görebileceği endişesidir.

Tataristan modeli sona mı eriyor?

Ontolojik yol ayrımı

Müslüman halkların, modernliğin politik tezahürü olan ulus-devlet sınırlarının içine kapatılmalarıyla birlikte, İslami algılarımız, bilincimiz, aidiyetimiz ve kimliğimiz yerinden edildi. İslami bilincimiz yerinden edildiğinde, kolektif İslami kimliği ve gücü kaybettik.

Musul DAEŞ teröründen kurtarıldı mı?

Irak ordusu tarafından 17 Ekim 2016 tarihinde başlatılan Musul’u kurtarma (Musul Geliyoruz) operasyonuna, karadan yerel kuvvetler ve havadan da ABD öncülüğünde kurulan uluslararası koalisyon güçlerinin uçakları destek vermiştir. Irak ordusu, Musul’u terör örgütü DAEŞ’ten 9 Temmuz 2017’de tamamen kurtardığını açıklamıştır. Ancak her ne kadar Musul’un DAEŞ’ten kurtarılması Irak hükümeti ve güvenlik güçleri için bir zafer olarak kabul edilse de kentteki yıkım ve tahribata bakıldığında durum ne zafe...

Güney Kore ve Japonya’nın stratejik sınavı

Ortak tehditler çok olsa da bunlara karşı yekvücut olma isteği Doğu Asya ülkeleri arasında hiç ama hiç gelişmemiş durumda. Aslında son dönemdeki temayül, daha büyük sınır-aşan işbirliği fırsatları aramaktansa, ülkelerin daha da içe çekilip farklılıklarına odaklanmaları yönünde gelişti.

Türkiye için nasıl bir sınav sistemi?

ABD’nin derin stratejik çıkmazı

Küresel alanda ABD hegemonyası her geçen günzayıflar ve güç dengeleri değişirken, dünyanın süper gücü de stratejik çıkmaza giriyor. Asya’nın yükselen gücü Çin tarafından bilek güreşine tabi tutulan ABD, Ortadoğu’da ise yanlış tercihlerinin kurbanı olmakla karşı karşıya.

Önce kendi referanslarımızı özgürleştirmeliyiz

Eğitimde sathilikten çıkışın yolu

Bilim diye, objektiflik diye sunulan pozitivist, determinist, materyalist anlayışın zihinleri şekillendirmesine karşı, sağlam bir “ilim” ve “irfan” dersi almak için müfredatta, ders kitapları yazımında kendi okul ve eğitim sistemimizi kurmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Filistinliler yalnız kaldı

Kriz, bağlı oldukları zümre veya fraksiyondan bağımsız, Filistinlileri sokaklarda buluşturup birleştirdi. Mescid-i Aksa davası, el-Fetih ile Hamas arasında bir uzlaşma için yıllardır yürütülen müzakerelerin beceremediğini başardı. El-Fetih ve Hamas aktivistleri, bütün Filistinli fraksiyonları içeren daha büyük bir hareket için sahada birlikte çalışıyorlar.

ABD'nin terörortağı PKK/PYD

ABD’nin bir önceki Savunma Bakanı Ashton Carter, 28 Nisan 2016 tarihinde ABD Senatosunda Güney Karolina Senatörü Lindsey Olin Graham’in PYD ve YPG’nin PKK ile bağlantılı olduğuyla ilgili sorulara “evet” şeklinde cevap vererek, ABD’nin aslında tüm gerçekleri açıklığıyla bildiği ancak bölgede kendi çıkarları doğrultusunda bu gerçeklere gözlerini ve kulaklarını kapadıklarını göstermektedir.

Ortadoğu’nun bir sonraki savaşı

Türkiye-Katar: Sert güç ile yumuşak gücün ittifakı

Katar krizi, 2011 yılından beri Suriye krizine odaklanan Türk dış politikasına yeniden alan açtığı gibi yeni bir ivme de kazandırmıştır. Türkiye, krizde oyun bozucu ve dengeleyici rol oynayarak genelde Ortadoğu özelde Körfez bölgesinin vazgeçilmez aktörü olduğunu ispatlamıştır. Öyle ki, Katar krizi sürecinde Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasında dengeleyici güç olarak da ortaya çıkmıştır.

Vahiy perspektifinden 15 Temmuz’a karşı Batı’nın tavrı

Vahiy perspektifinden ve Ehl-i Kitab’ın ve diğerlerinin niyetleri hakkında anlamlar verilen âyetler çerçevesinde düşünüldüğünde, Batı dünyasından adalet, insaf, merhamet, objektif değerlendirme, doğru dürüst bir tahlil beklemenin ve bunu dillendirmenin manasızlığı ortadadır. Bize düşen, vahyin bir başka deyişle Kur’an’ın emrettiği vahdeti, İslam kardeşliğini gerçekleştirmek ve bunun tahakkuku için, âyetlerde belirtilen sabrı ve takva bilincini kuşanmaktır.

Körfez’de diplomasi dersi

Türkiye’nin ABD, AB ve İran gibi krizden nasiplenmek yerine, gerekirse menfaatlerinin zıddına hareket etmeyi dahi göze alması kuşkusuz orta vadede Türkiye’nin lehine olacaktır. Türkiye’nin 2000’li yıllar boyunca itinayla kurduğu, ama Arap Baharı sürecinde yara alan ‘Arapların dostu’ ülke imajını düzeltecektir.

Afrika’da Türkiye’nin izleri:Namibya

Türkiye’nin sınırlı kaynakları ile kısa vadede sonuç alınması beklenmeyen Namibya gibi ülkelerdense, kaynakların kısa vadede sonuç alınabilecek bölgelere aktarmanın daha etkili olacağı öne sürülebilir. Ancak, tanınma ve kimi ülkelerde de imaj sorunu yaşayan Türkiye için küçük bütçeli kalkınma yardımlarının ileriyle dönük potansiyel getirisini dikkate almak gerekir.

Müslüman halkların şeyleştirilmesi

İslam dünyası toplumlarında, bilinmeyen, öngörülemeyen koşullarla, tehdit ve tehlikelerle sınanmak neredeyse bir kader haline gelmiştir. Anonim bir deyiş şöyle der: “Kader, istekli olana yol gösterir, isteksiz olanı ise sürükler.” Burada bir isteksizlik olduğunu görmek ve anlamak gerekir.

Medya-din ilişkisinde riskler ve fırsatlar

Dini kimlik, sanal cemaatler, otorite, İslamofobi alanın ilgi çeken konularından yalnızca bir kaçıdır. Böylesine gelişen bir alanın mahiyetine ilişkin olarak ülkemizde de son yıllarda bir merak uyanmaya başlamıştır. Ancak yukarıda belirtilen öneme rağmen Türkiye’de; akademik ortam başta olmak üzere kamu ve sivil toplum düzeyinde yeni toplumsal ve politik meselelerin kavranmasında medya ve din ilişkisinin önemine dair gelişmiş bir kavrayış ve farkındalığın olmadığını ifade etmek mümkündür.

Vatikan Kudüs geriliminin neresinde?

Körfez krizinde anahtar Türkiye’de

Türkiye, Katar krizinin çözümünde kilit rol oynamaya en yakın bölgesel aktördür. Ankara, sadece Katar ile değil Körfez bölgesinin abisi rolündeki Suudi Arabistan’la da yakın ilişkiye sahip olmasıyla avantajlı konumda. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Körfez turu, önemli bir adım teşkil etmektedir.

15 Temmuzuyanışın adı

Dünyada nerede bir ihanete karşı duruş varsa, ona yılın hangi gününde yapıldığına bakılmaksızın “15 Temmuz” denecek. Halkın bastırdığı darbeler, milletine ve ülkesine kendi evlatlarını devşirerek ihanet ettirenler, dış güçlerin maşası olup vatanını yakıp yıkmaya heveslenenler karşısında yiğitçe, ölümüne duruşa “15 Temmuz” denecek.

Ambargocular Ortadoğu’nun altını oyuyor

Halkların kötürümleştirilmesi

Maruz kaldığımız mağduriyetler/mağlubiyetler karşısında tepkilere sığınmak yerine içerik/çözümleme üretmemiz gerekir. Neye karşı çıktığımızı anlatırken, neyi savunduğumuzu ya da neyi önerdiğimizi de anlatabilmeliyiz.

Türkiye’de makbul vatandaş ve 15 Temmuz

Ensâr olmak ya da muhâcire sahip çıkmak

Millet olarak eksiklikleri ile birlikte “ensâr” olmayı inşallah başarabildiğimizi düşünüyoruz. Algı operasyonlarına ve çeşitli fitne-fesat merkezlerinin propagandalarına ve yanlış yönlendirmelerine aldırış etmeden “ensâr” lık görevini sürdüreceğiz. Zira, Ensâr olabilmek Müslüman olmanın gereğidir. Ensâr olabilmek, insan olmanın hazzını yaşamaktır. Ensâr olabilmek, ancak erdemli toplumun altından kalkabileceği bir sorumluluktur.

15 Temmuz: Batı ülkelerindeilkesizliğe devam

İnsan hakları, demokrasiyi, temel özgürlükleri, evrensel değerleri, milli iradeyi… kısacası hangi inançtan olursa olsun, kutsal adına ne varsa hepsine aykırı olan, kendi milletini bombalayan vahşi bir darbe girişimine karşı Türkiye içerisinde yer aldığı ittifaklardaki “dostları” tarafından büyük oranda yalnız bırakılmıştır.

İki devlet bir milletiz

Katar halkının Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türk halkına olan sevgisi her geçen gün daha da artıyor. Bu zor günlerinde Türkiye’nin desteği Katar halkına güç veriyor. Katarlılar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar’ı ziyaretini dört gözle bekliyorlar.

Aklımızın ve bilincimizin sömürgeleştirilmesi

Özgürlük, bağımsızlık, nihai bir tercihte bulunarak, kendimizi ve koşullarımızı değiştirmek üzere eyleme geçtiğimizde başlar. Tarih boyunca, yalnızca bekleyerek hiç bir şey kazanıldığı görülmemiş ve duyulmamıştır. Nihai tercihte bulunma iradesi gösteremeyen bir toplumun özgürlüğünden söz edilemez. Her düşünce, tecrübe edilebilir olduğunda değer kazanır.

28 Şubat’ın işbirlikçisi 15 Temmuz’un taşeronu…

28 Şubat da 15 Temmuz kalkışması da uluslararası kirli ittifaklar ile yerli işbirlikçilerinin planıdır. Kardeşler arasında sadece öne çıkan, görünen yüz farklıdır. 28 Şubat'ta görünen yüz Kemalist, ulusalcı kanat iken FETÖ diyalogcu kardeş rolünü oynamış; 15 Temmuz'da FETÖ öne çıkmış diğer kanat destek kuvvet rolünü oynamıştır.

Direnen medyanın kalbi...

FETÖ mensubu hain askerler 15 Temmuz gecesi gerçekleştirdikleri darbe kalkışması ile ülkemizin geleceğine saldırırken Yeni Şafak dik duruşundan asla taviz vermedi. Darbe kalkışmasını ilk duyuran gazete Yeni Şafak, ilk televizyon kanalı da TVNET oldu.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.