|
|
|
|
Nasıl barışırlar? Cevabı kolay. Biraz futbol sevgisi, sinema bilgisi ve fantezisi sayesinde, Hagi ve hakem Ersoy pek de güzel barışır. Lütfen kemerlerinizi bağlayın, gözlerinizi kapatın ve hayal etmeye başlayın. Hayatın her anından zevk almak ve olumsuzluklardan bile gülümseme çıkarmak adına... Hikaye başlıyor: Sayın ve hisli başkan Faruk Süren, Ali Sami Yen'i özel bir karşılaşma için hazırlatacak. Orta yuvarlakta uzun ve kırmızı örtülü bir masa kurulacak. Gece maçı olacak tabi ama bütün ışıklar açılmayacak, sadece küçük spotlar aydınlatacak masayı. Hagi ve Erol Ersoy, karşılıklı kalelerin önünden birbirlerine doğru yavaş yavaş yürüyecekler. Orta yuvarlakta buluşan ikili önce bir süre birbirine bakacak ve aniden Hagi, Ersoy'un elini öpecek. Ersoy da Hagi'yi alnından. Gözyaşlar içinde bu sahneyi izleyenler sahaya konfeti yağdıracak ve elele tutuşarak "O, sole mio" şarkısını söyleyecek. Şarkıyı bilmeyenler ağızlarını oynatarak durumu idare edebilir. SERVİS KAPTANDAN KEMANLAR ÜÇ BÜCÜRDEN Bülent ve Popescu garson kostümleri içinde yemek servisine başlayacak. Emre, Okan ve Suat ise ellerinde kemanlarla ortamı iyice yumuşatacaklar. Hiç konuşmayacak iki eski düşman, sadece yemeklerini yiyecek. Çünkü ikisi de pişman. İkisi de çoktan unutmuş yaşananları ve geleceğe umutla bakıyor. ULUSOY MARKA ATLI ARABA Mehmet Cansun'a ait reklam panolarının ardından çıkan 4X4 bir atlı arabayla Haluk Ulusoy yaklaşacak aniden. Hagi ve Ersoy arabaya binecek ve üzerlerine atılan kırmızı kartların, pardon, güllerin arasından sahayı terkedecekler. Olup bitenleri telodan veya cicitürk değil, en kahraman TRT yayınlayacak. ÜMİT AKTAN ANLATIYOR Reha Muhtar veya Ali Kırca değil, Ümit Aktan anlatacak sahada gördüklerini. "Ağlamak istemiyorum işte ağlıyorum" diyecek. Manchester-GS maçında olduğu gibi, ekran başındakileri ya ağlatacak, ya kalp spazmı geçirmelerine sebep olacak. Bu özel karşılaşmayı Sinan Çetin yönetecek ve "Kadir İnanır'a etek giydirdim, sıra Hagi'de" diyecek. NASIL YANİ? Atlı araba henüz stadı terketmemişken kalabalığın içinden Bülent Yavuz'un sesi duyulacak: "Durun! Siz evlenemezsiniz, ay pardon kavga edemezsiniz çünkü siz,... çünkü siz kardeşsiniz..." Artık seyirci gözyaşlarını tutamamakta, koro halinde ağlamakta ve Floransa fatihi Terim, kont Drakula kıyafeti ile staddan içeri doğru süzülmektedir. Nefesler tutulmaktadır artık. Ümit Aktan şaşkın çaresiz ve telaşlıdır. Şu sözler dökülmektedir futbol aşığı dudaklarından : "Ben böyle bir maç görmedim sayın seyirciler, böyle duygusal bir maç anlatmadım. Evet, 1.72 boyundaki Fatih Terim , 35 yaşındaki Hagi'ye ve 42 numara ayakkabı giyen Erol Ersoy'a doğru yaklaşıyor. Kim kiminle kardeş, az sonra öğreneceğiz artık. Ali Sami Yen cehennemi böyle stres görmedi. Hagi ve Ersoy nasıl kardeş olur. Hepimiz kardeşiz, bu kavga ne diye, loy loy...." BİR KARDEŞ KARDEŞİ VURUYOR NE DİYE? Drakula Terim stadın girişindeki mikrofona doğru yönelir. Ümit Aktan susmak zorunda kaldığı için üzgündür. Mikrofonun acı ve kulak tırmalayan gıcırtısının ardından müthiş açıklama gelir. "Biz bu ikisini çocukken Fulya girişinde bulduk. Birini biz büyüttük adını da Hacı koyduk, tesislerin önünden geçen romenlere verdik kendisini. O da bizden intikam almak için futbolcu oldu. Para verip satın almak zorunda kaldık. Diğer kardeşi ise Fenerbahçelilere verdik. Onlar da hakem yaptılar, sahalara saldılar. Durum bundan ibarettir." Duvar panosu
Asla suyun derinliğini iki ayağınızla birlikte ölçmeye kalkmayın.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |