|
|
|
|
Altı eksikle oynamaya alışan Galatasaray, yine kendisi gibi formsuz ve kişiliksiz futbolunu sergileyen Ankaragücü önüne çıkarken tedirgindi. Bu tedirginlik iki taraf için de geçirliydi. Yani hem Galatasaray, hem de Ankaragücü için zorluk derecesi ağır olan bir maçtı. Oyun boyunca iki tarafta iyi görüntü vermedi. Bu konuda dikkatimi çeken taraf geçen haftaki Gençlerbirliği-Galatasaray maçı ile dün geceki Ankaragücü-Galatasaray maçında tribünlerin de çok değişik görüntü vermesiydi. Evet ne demiştik? Galatasaray'ın da, Ankaragücü'nün de bir çok ası yoktu. Evinde dört dörtlük futbol sergileyip, 3'er puanı alan Galatasaray, deplasmanda ise korkak bir görüntü sergiliyordu. Bu görüntü dünkü maçın daha 2. dakikasında iyice ortaya çıktı. Mehmet Polat'ın hatası sonucunda Augustine, Galatasaray ağlarını havalandırırken, herkeste "Acaba, yine mi?" düşüncesi vardı. Allah'tan Ankaragücü savunmasının hatasından yararlanmayı Ümit Karan iyi bilmiş ve ilk yarı 1-1 kapanmıştı. Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım. İki hafta üst üste izlediğim Galatasaray, o bildiğimiz Galatasaray olmaktan çok çok uzakta. Allah'tan Ankaragücü savunmasının kötü tarafı ortaya çıkmış ve Sarı-kırmızılı ekip kötü giden deplasman şanssızlığını kırmıştı. Burada özellikle Ankaragücü savunmasının dünkü 3 puanı verişini dilegetirmek istiyorum. Ankaragücü sağ taraftan atılan ortayı tüm savunma seyredince Berkant fotoğrafçılara poz verircesine attığı kafa şutuyla Galatasaray'a 'Oh' dedirten golü filelere gönderdi. Sonuç olarak Galatasaray yine iyi oynamamış, ancak kötü giden deplasman görüntüsünü Ankaragücü'ne karşı 'şimdilik' kaydıyla da olsa silmişti. Yani günü kurtarmışlardı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |