T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bu defa Tayyip Erdoğan'la

Herkes, olayı, "Erdoğan icâzet almak üzere ABD'ye gidiyor" veya, "Erdoğan ABD'de görücüye çıkıyor" biçiminde görme eğiliminde. Benim bakışım farklı. Tayyip Erdoğan ve AK Parti heyeti, ABD'de 11 Eylül sonrasının havasını ilk elden öğrenmek üzere Washington ve New York'a gelmeliydi zaten. Ziyaretin zamanlaması da doğru, vesilesi de...

Vesile, her yıl İsviçre'nin Davos kasabasında yapılan, bu yıl ilk kez New York'u mekân seçen 'Dünya Ekonomik Forumu' (DEF) toplantısına katılmak... DEF, bu yıl 'genç liderler' genel başlığı altında umut veren politikacıları görüşlerini açıklamak üzere New York'a çağırdı; Tayyip Erdoğan onlardan biri... Dünya ekonomisini ellerinde tutan, politikasına yön veren insanların, özellikle İslâm Dünyası'ndan gelecekleri dikkatle dinleyecekleri bir ortam var ve yeni fikirler dikkat çekecektir. Anladığım kadarıyla, AK Parti heyeti, günlerden beri, büyük etki yapmasını arzu ettikleri bir metin üzerinde çalışıyor...

Başbakan Bülent Ecevit'in ziyareti sırasında görüşme fırsatı bulduğum Türkiye'yi tanıyan Amerikalılar, bir punduna getirip, "Tayyip Erdoğan'ın durumu" hakkında benden bilgi almaya çalıştılar. Mevcut partilerin taban kaybettiği yakından izleniyor; kamuoyu yoklamalarının gösterdiği "AK Parti önde, Tayyip Erdoğan halk tarafından destekleniyor" tablosu burada da fark ediliyor. Zafer Mutlu, görüştüğü bir Amerikalı'nın elindeki kamuoyu araştırmasında, AK Parti'nin yüzde 21 oy alacak göründüğünü Sabah'ta yazdı. Aslında, Amerikalılar, anladığım kadarıyla, ANAR'ın araştırmalarına değer veriyorlar; Zafer Mutlu'nun elindeki rakamlar, bir hatasıyla, ANAR'ın ağustos araştırmasının sonucu...

Kamuoyunu meşgul eden konularla ilgili ANAR'ın yaptığı araştırmaların sonuçlarını her ay başı bekleyenlere üzücü bir haberim var: ANAR, aylık kamuoyu araştırması çalışmasına ara verdi. Sebep, masrafın artık dayanılmaz hale gelmesi ve sürdürmek için yeterli maddi kaynak bulunamaması... Son çare olarak abone sistemi uygulamak istedi ANAR, ancak çalışmayı sürdürmeyi sağlayacak sayıda ilgilenen çıkmadığı görüldü... Oysa, başka alanlarda pekâlâ çalışan 'sponsor' uygulamasıyla, halkın çeşitli konularda ne düşündüğünü, hükümet ve partileri nasıl değerlendirdiğini her ay başı sağlıklı biçimde öğrenmeye devam edebilirdik...

Amerikalılar, eğer yanlış tanımadıysam, temsili olmayan hükümetlere çıkarları gereği destek çıkmaya devam etseler bile, sandık demokrasilerinde, halkın eğilimlerini de gözardı etmezler. Mevcut hükümeti gittiği yere kadar destekleyecektir Washington, ancak sandığın ortaya geleceği zaman sürprizle karşılaşmamak için de nabız tutmayı ihmal etmeyecektir. Washington, halkın nabzının AK Parti'ye doğru attığının farkında. Tayyip Erdoğan bugün başlayacağı Washington programında ilgi görecek...

İlk konuşmasını, bugün, itibarlı düşünce üretim merkezlerinden 'Center for Strategic and International Studies'te (CSIS) yapacak Tayyip Erdoğan. CSIS, verimli kılabilmek için, Türkiye ile yakından ilgilenen sadece 40 kadar Amerikalı'yı dâvet etti toplantıya. CSIS'in Türkiye Programı tarafından gönderilen dâvetiyede Erdoğan'ın geçmişi, bugünü ve partisinin halk desteği vurgulanıyor. Programı yöneten Bülent Alirıza, "Türkiye'yi önemseyen herkesin toplantıya geleceğini sanıyorum" dedi bana.

Türkiye'de görev yapmış bir diplomatın kaygısı, AK Parti liderinin muhataplarını fazla tanımamasının doğurabileceği sıkıntılardı. "Ben İslâmcı değilim" veya "Ben de nereden gelirse gelsin terörü kınıyorum", ya da "Ben değiştim" gibi içi tam doldurulmamış cümleler duymaktan kaygılanıyordu o diplomat. "Daha sıkı mesajlar vermeli, çünkü oraya gelecek herkes onu kendisinin sandığından daha iyi tanıyor" dedi.

Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ABD'ye hazırlıklı geliyorlar. "Kalkınma ve demokratikleşme programı" adını verdikleri İngilizceye de çevrilmiş 65 sayfalık bir metin var ellerinde. Temel haklar ve politik ilkeler, ekonomi, kamu yönetimi, sosyal politikalar, dış politika başlığı altında hemen her konuda görüşlerini açıklıyor AK Parti o metinde. Tayyip Erdoğan'ın konuşmaları da, büyük çapta, demokratikleşme programı çerçevesinde geçecek... Dinleyiciler arasında da bulunacak bir diplomat, bana, "Geçmişiyle bugünü arasında iyi bir irtibat kurabilir ve kişiliğini gizlemeden becerisini sergileyebilirse, bu bence yeterli" dedi. Ben ne dediğini anladım da, AK Parti heyeti ve özellikle Tayyip Erdoğan bu beklentinin farkında mı?

"Amerika'ya gidiyoruz, başkentine de uğrayacağız, fırsattan istifade herkesin dâvetine icâbet edelim" diye düşünmüş olmalı AK Parti heyeti; bu yüzden Washington programları yoğun. Graham Fuller'la kahvaltı, Henri Barkey ile akşam yemeği yiyecek, Rand Corporation ve Lehman Brothers ilgilileriyle görüşecek, Middle East Institute ve National Democracy Institute'te konuşmalar yapacak... Musevi Cemaati ileri gelenleriyle buluşma da unutulmamış. Bu arada, Amerikalı ve Türk gazetecilerle de biraraya gelinecek... Üç güne bütün önemli isimler, kurumlar, medya sığdırılmış görünüyor...

Zaten, "Erdoğan sadece anlatmayacak, buradaki havayı da öğrenmeye çalışacak" diye düşünmemin sebebi de programın yoğunluğu. Her şeyi siz de izleyeceksiniz, merak etmeyin.


28 Ocak 2002
Pazartesi
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED