AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
İman ve para kimde?

Son günlerde, bir vaveyladır koptu İslamî hayat üzerinde… İmamların maaşı azmış, ve sendikal eyleme girişecekleri üzerinde bir sürü spekülatif haberleri duyuyoruz:

İmamlar, greve gidecek ve maaşları ile ilgili hutbe okuyacaklarmış…

Bir de Diyanet Teşkilatı, cumhuriyetin 80. yılı kutlamaları çerçevesi içinde birtakım hutbe metinleri hazırlayacakmış…

Şüphesiz, cumhuriyetin erdem ve ahlakî değerleri kadar topluma verdiği nizam ve intizamdan bahsedilecektir.

Amma, ortaya çarpık yapının çağrışımını yapan unsurlar çıkıyor.

Öyle ki, dışarıda atılan nutuklar bir yana, camilerde okunan hutbeler kadar yapılan vaazlarda, pek değişiklik olmadığı görülüyor.

Bir kere, cami dışındaki hayatı benimseyenleri ilgilendiren ve asla cami cemaatinin semtine uğramayan sorunları içeren "hutbe"lerin "minber"den halka duyurulması kadar bir saçmalık olmazken, bu tür bir uygulama da, siyasî otoritenin 80. yıldır aynı kulvarda seyreden bir çizgiden asla sapma göstermediğini kanıtlar.

Son yıllarda, üç aylarda (Recep, Şaban ve Ramazan) bir kısım "tüccar basın"ın dînî yayın ve dinsel konularda "tüccar başkan ve tüccar öğretim üyesi" bularak,epey çıkar sağladığı inkar edilemez.

Bir de toplumun pisliklerini temizlemek için, din hizmetlilerini alet ederek, profesyonel "imam tipi" ortaya konulup camiler ile ibadethaneler birer politik çıkar alanı haline getirilmiştir.

O günlerde ne ise, bugün de öyle bir yöntem uygulandığını görmemek için "ebleh" olmak gerekir.

Ve biz hâlâ aynı yerde saydığımızı görürüz… O zaman da kabahatın kimde olduğunu daha iyi anlamış oluruz.

Bu ülkenin coğrafyasında,mutlaka bir camide, şöyle bir -özetle- hutbe dinlemiş olmamız gerekir:

"Ey Cemaat-ı Müslimin!.. Dinimizi, memleketimizi, istiklalimizi, şeref ve namusumuzu, muhafaza için her zaman kuvvetli bulunmaya mecburuz. Gücümüz, kuvvetimiz yettiği kadar son derece çalışmak vazifemizdir. Düşmanın ne çeşit kuvveti varsa; zamanın muharebeleri neyi icap ettiriyorsa, onları hazırlamak, bunun için her fedakarlığı göze almak üzerimize farzdır. Bize yakın ve uzak milletler neye ehemmiyet veriyorlarsa, biz de onlara ehemmiyet vereceğiz. Vatan müdafaası için ne çeşit silah hazırlıyorlarsa, onları biz de hazırlayacağız. Topa topla, tayyareye tayyare ile karşı duracağız. Kitabımız, Peygamberimiz ne yolda emrediyor, zamana göre düşmanı yenebilecek, mülkü düşman hücumundan mahfuz bulunduracak kuvveti hazırlayın, diyor."

Bu hutbe, bu ülkedeki 80 bin camiin her birinde mutlaka bir defa okunmuştur.

Çünkü sorunlar sürekli çoğalmakta, çözüm bekleyen meseleler 80 yıldır artıp durmaktadır.

Yukarıda ki paragraf, bundan 77 yıl önce yazılan "Türkçe Hutbe" kitabından alınmıştır. (Evkaf-ı İslamiye Matbaası, İstanbul-1927, sh: 15-16)

Hutbe kitabı, 52 hutbeyi içermekte, ve Diyanet İşleri Başkanı Rıfat (Börekçi)'ın önsözü ile yayınlanmıştır.

Bir iki hutbenin başlığına dikkatleri çekelim:

"Tayyare Cemiyeti'ne yardım."
"Temizlik."
"İman, amel"
"Namazın hikmet-i meşruiyeti"(Günde beş vakit Allah'ın divanına durmak)

İşte 80 yıldır, bu minval üzere 80 bin cami ve mescidde aynı şeyler söylendiği halde değişen bir şey olmadı.

Ya bereketi yoktu veya ihlasla hareket edilmedi.

İşte bunu araştırmak gerekir.

Çünkü, camide bir sürü dinî nasihat ve vaaz ile, beş vakit namaz kılanlar da, dışarı çıkınca, dünyanın binbir gaile ve oyununa kendini kaptırıp, aynı "fuhşiyat ve münkeri" bilinçsiz bir şekilde işlemekten kaçınamıyor!

Öyle ise, yeni hutbelere ne gerek var. Yeni baştan, "Türkçe Hutbe"leri bastırıp, bütün köylere dağıtmalıdır.

Zira, l927'de basılan bu kitabı, müftüler kadar imamlar da anlamıyor. Nerede kaldı, cemaat!


www.sadikalbayrak.com

21 Eylül 2003
Pazar
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED