T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Martin Luther King'in anısına

ABD'de, şu günlerde, Dr. Martin Luther King adına etkinlikler düzenleniyor. Dün akşam, Ankara'daki Amerikan Büyükelçiliğinde de, bir rahip olan Dr. King'in hayatı ile ilgili bilgiler sunulan, sivil haklar mücadelesinin anlatıldığı bir dâvet verildi.

Anısına 'millî tatil' ilân edilen Dr. King'in mücadelesi, Amerika için bir başka çılgınlık dönemi olan Vietnam Savaşı günlerine denk düşmüştü. Bir yandan zencilerin eşit haklara sahip olması mücadelesi verirken, Dr. King, bir yandan da "Günümüz dünyasının en dehşetengiz şiddet kullanıcısı" olarak gördüğü Amerika'nın Vietnam'a karşı giriştiği savaşı kınıyordu. FBI'ın her adımını izlediği Dr. King'in, "Etkili kişiler de ortaya atılıp 'Amerikalı yanlışta' demeli; ama herkes bunu söylemekten korkuyor" dediğini, yıllar sonra yayımlanan gizlice kaydedilmiş telefon görüşmelerinden öğreniyoruz.

Amerika, Vietnam Savaşı'nda da yanlıştaydı, bugün de Irak'a saldırı hazırlığında yanlışta; barışçı yöntemlerle çözülebilecek ihtilâfları, dünyanın en güçlü savaş makinası olan ordusuna havale ediyor... Onbinlerce askerini bölgeye taşıdığı yetmezmiş gibi, onbinlercesini daha getirme arzusunda. Görünen hedef Saddam Hüseyin ve elinde bulundurduğu iddia edilen 'kitle imha silâhları'; ancak her savaşta olduğu gibi, bunda da, fatura, Martin Luther King'in haklarını her şeyden üstün tuttuğu 'mâsumlara' çıkacak...

Sivil haklar mücadelesi Amerika'da hiç de kolay yürütülmedi; bunun en çarpıcı göstergesi, mücadelenin önderi konumundaki Dr. King'in hayatını bir suikast sonucu kaybetmesidir. Ancak, o mücadele, tâkip eden onyıllar boyunca, sadece kendi ülkesinde değil, bütün dünyada, 'eşitlikçi' çabaların kökleşmesine yaradı. Her an azmaya ve gücünü göstermeye hazır bir 'savaş makinası' 11 Eylül'e kadar dişlerini fazla göstermemişse, bunda, Dr. King'in mücadelesinin rolü büyük.

Toplumları bir gecede değiştirmek imkânsız, ancak süreç içerisinde yoğurmak mümkün. Amerikan savaş makinasının propaganda araçları, bir yılı aşkın süredir, bütün gayretlerini zihinleri savaştan yana yoğurmak üzerinde yoğunlaştırdı; bu yüzden, esasında 'barışsever' Amerikan halkı, 'savaştan yana' bir hale getirildi. 'Savaş karşıtı' gösteriler, neden sonra, yeni yeni kıpırdamaya başladı.

Amerika'da rüzgârlar, daha çok terör tehdidini güvenlik boyutuyla öne çıkarma açıkgözlüğü yüzünden, 11 Eylül sonrasında, radikal çözümleri mâzur göstermeye yaradı. Afganistan 'operasyonu' o rüzgârın eseri olarak kitlelerden kabul gördü; Amerikan halkının önemli bir bölümü, Irak'a müdahaleyi de yine o rüzgârın etkisiyle ister oldu: Son kamuoyu yoklamalarında, halkın yüzde 63'ü hâlâ askerî operasyondan yana görünüyor (Karşı olanların oranı yüzde 31). 'Barıştan yana' bir eğilimin uç vermeye başladığı da gözleniyor. Başbakan Abdullah Gül'ün çabası doğru; Amerikalıların yüzde 60'ı 'askerî güç kullanılmadan' sonuç alınmasını arzuluyor...

Dr. King anısına ilân edilen tatil dönemine denk düşmesinin de belki rolü vardır; "Müttefiklerimiz desteklemese, BM onaylamasa da Irak'a saldıralım" diyenlerin oranı, son bir hafta içerisinde, yüzde 47'den yüzde 39'a gerilemiş bulunuyor. Yarın İstanbul'da toplanacak dışişleri bakanları bu değişimde kendi payları olduğunu da unutmamalılar... Savaş için acele edenlerin elleri zayıfladıkça savaş ihtimali de azalıyor...

Benzer bir eğilim değişikliği ABD'nin en yakın müttefiki İngiltere'de de gözleniyor. Ekim ayında "Savaşa karşıyım" diyenlerin oranı yüzde 37 iken, bu oran bugün yüzde 47'ye çıktı. Savaş yanlısı olanların üçte ikisi ise, Türkiye'nin baştan beri savunduğu "BM Güvenlik Konseyi kararı şart" noktasına gelmiş görünüyor... Washington'daki şahinleri kara kara düşündüren gelişmeler bunlar...

Mücadelesini zenci hakları için başlatmıştı Dr. King; kendisi gibi kara derili bir diplomat olan Afrikalı Kofi Annan'ın, önceki gün, 'terörle savaş' konulu uluslararası bir toplantıyı açarken söyledikleri, mücadelesinin başka bir zeminde devam ettiğinin işareti. Şunları söyledi BM genel sekreteri: "Güvenlik peşinde koşarken işi temel haklarımızdan fedakârlık etmeye kadar vardırırsak ortak güvenliği zayıflatabiliriz; bu da demokratik yönetimi içinden çürütür..."

Bulundukları ülkenin insanlarını büyükelçiliklerinde konuk eden Amerikalılar, anısını canlı tutmaya çalıştıkları Martin Luther King'in mesajına bugün kendileri muhtaçlar.


22 Ocak 2003
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED