T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yumuşak karnın, IMF parası cinsinden bedeli

Son birkaç ayda, özellikle seçimle birlikte birçok şey değişmeye başladı ve bunların etkilerinin kalıcılığı önümüzdeki dönemde daha iyi ölçülebilir hale gelecek. Bu değişimi illa da "olumlu-olumsuz" kalıplarına sokmak zorunda değiliz. Eski durumun ortadan kalkması, yeni bir halin ikame olması, yeni değer ve beklentilerin egemen hale gelmesinden söz ediyoruz. Yani, etkileri her alanda görülebilecek topyekün bir değişiklik arefesinde bulunuyoruz.

Değişimin omurgasını ise, Türkiye'nin kendi işlerini tek başına çevirip çeviremeyeceği konusu oluşturuyor. Yani, Başbakan Abdullah Gül'ün ilk başlarda sık sık tekrarladığı, "kendi evimizi biz düzenlersek başkasına ihtiyaç kalmaz" prensibinin ne kadar geçerli olduğu sorusu!..

Yaklaşık iki ay sonra, Başbakan bu soruyu yine kendisi cevapladı: "Irak krizi bizi yumuşak karnımızdan yakaladı!" Devamında da "Kimse, savaşa gireriz karşılığında da şu kadar para alırız. Bu bizim ekonomimizi düzlüğe çıkarır diye düşünmesin" diyor. Diyor ama, belli ki birinci söylediği gerçeği resmediyor ikincisi ise, ısrarla tutunmaya çalıştığı "ABD'ye karşı direnç politikası"nın bir sonucu olarak biraz temenni, biraz da oto-motivasyon anlamı taşıyor.

Stratejik tercihler pazarlığı

Çünkü Türkiye, üç yıldan beri dışa bağımlılığın en dramatik ve çaresiz şeklini; bütün unsurlarıyla birlikte yaşamaktadır. Başbakan'ın elinde de Irak krizi arefesinde bu bağımlılığı fırsatlarla tebdil edecek bir sihirli değneğin varlığı görünmemektedir.

Önce, ABD'nin Irak'ı vurması halinde, 1991 Körfez Krizin'nde olduğu ölçüde ya da bundan biraz daha fazla miktarda, Türkiye'nin elindeki üs ve havaalanlarını kullanmasının karşılığında para alınması konusunu açıklığa kavuşturalım. Türkiye, "önlenemez savaş"ın başında ya da bir noktasında, ABD'nin herhangi bir isteğini karşılarsa bunun elbette bir bedeli olacaktır. Ama, bu bedel ne ekonomiye taze kan hacminde bir likitide ne de piyasalara güven verecek boyutta bir finansal takviye düzeyinde olabilir. Olmamalıdır da... Çünkü, önemli olan havaalanı ya da karayolu navlununu ödemek değil; Türkiye'nin politik ve startejik tercihlerini satın alıp alamamaktır.

Gül'ün "yumuşak karın" dediği şey de buraya tekabül etmektedir. Yani, Türkiye'nin tercihlerinin para ile satın alınabilir hale gelmesi tehlikesi.

Hükümetin görevi de savaşı önlemek kadar; savaş kaçınılmaz olursa bunu engellemektir. Unutmayalım ki Türkiye, benzer bir travmayı 11 Eylül sonrası ABD ile ilişkilerinde yaşadı. O dönemde çok uzağında olan Afganistan müdahalesine desteği ve ISAF komutasıyla katılımı kaçınılmaz hale geldi. Bunlar olurken de kendi politikasıyla değil, IMF ve ABD Hazine Bakanlığı marifetiyle açıkça satın alınan ve dünya medyasına, "IMF Türkiye'yi ABD için satın aldı" kepazeliğiyle yansıyan bir pazarlığa mahkum oldu.

Bilinçaltındaki baskı

Şimdi ise savaş çok daha yakın ve ABD için Türkiye'nin katkısı çok daha vazgeçilmezdir. Yani, bir açıdan daha pahalı; diğer açıdan da acil! Ama, bu değer ve ihtiyaç bir baskı ve stres unsuru olmaktan başka anlam ifade etmemektedir.

Çünkü Başbakan Gül'ün zihni arkaplanında, selefleri 57. hükümetin uğradığı erozyon muhakkak önemli bir yer tutmaktadır. Gül, ekonomik istikrar bir kez IMF'nin denetimine verilirse bunun varacağı noktayı da çok iyi bilmektedir. Çünkü, Ak Parti'nin üzerinde oturduğu büyük halk desteğini var eden şeyin geçen döneme damgasını vuran, "tercihleri satın alınabilen Türkiye gerçeği" olduğunun farkındadır.

Hükümet bu yüzden, artık Irak politikasında değişikliğe gidemeze yani; ABD'nin işgal planı ile paralelliğe düşemez ve adını açıkça koymak lazım, Türkiye topraklarında yabancı asker konuşlandırılamaz.

Bu paralellik ve kolaylığın bir bedel karşılığında kullanıma açılması, içerdeki değişim imkanlarını ucuza kaptırmak anlamını taşıyacaktır!


22 Ocak 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED