T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

P O L İ T İ K A
'Erdoğan mutlaka Başbakan olmalı'

Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, AK Parti'nin yapmak istediği Anayasa değişikliği konusundaki endişelere açıklık getirdi. Devletin temel niteliklerinin değiştirilmesine ilk önce kendilerinin karşı çıkacağını vurgulayan Şahin, AK Parti'nin seçimlerden aldığı oy oranının Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olmasını zorunlu kıldığını söyledi. Başbakan Yardımcısı Şahin, Yeni Şafak'ın sorularını cevapladı.

  NEVZAT DEMİRKOL
Anayasa değişikliği, devletin temel niteliklerinin değiştirilmek istenmesi gibi algılandı. Endişeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hiçkimse Anayasa değişikliği paketinde, cumhuriyetimizin demokratik, laik, sosyal hukuk vasıfları ile anadilini, başkentini değiştirmek için teklifte bulunamaz. Biz bulunmayız, bulunanlara da mutlaka mani oluruz. Cumhuriyetimizin bu temel vasıflarını mutlaka muhafaza edeceğiz. Anayasa değişikliği derken kastımız, temel hak ve özgürlükler alanında Kopenhag kriterlerine uyum halinde olmayan, altına imza koyduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile çelişen birtakım maddeleri düzenlemek.

Nitekim,1982 Anayasası'na en ciddi eleştiri, Türkiye'nin yüksek yargı başkanlarından geldi. Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, 82 Anayasası'nı yerden yere vurmuş, 'Bu Anayasa toptan değiştirilmeli' demiştir. O söyleyince hiç mesele olmuyor, biz söyleyince, acaba devletin temel niteliklerini değiştirmek için mi bu öneriyi sunduğumuz biçiminde gündeme geliyor. Ben böyle iddialara güler geçerim sadece...

- Siz 109'uncu maddenin değiştirilmesine taraftar mısınız ?

Seçim sonuçları iyi okunarak, ona uygun birtakım düzenlemeler yapılması millet iradesinin bu parlamentoya yüklediği bir görevdir.. Bu konuda adımlar atılmalı. Yani seçim sonuçları AK Parti'yi 363 oyla parlamentoya taşımışsa halk da şunu söylemek istemiştir; 'Biz Tayyip Erdoğan'ı Başbakan olarak görmek istiyoruz.' Onun milletvekili yapılmamış olmasını onaylamıyoruz. Memnuniyetle görüyorum ki Baykal, seçim sonuçlarının böyle bir görev yüklediğini parlamentoya o da ifade ediyor. O bakımdan 109. madde değitirilerek, kendisinin Başbakan yapılması mümkün olabilir. Ancak biz Anayasa değişikliklerinde hep mutabakat ve uzlaşma aradık, hâlâ da arıyoruz.

- Sizin formülünüz nedir?

Evet, arkadaşlarıma da bu görüşümü ifade ettim. Başka formüller bulunabilir. 78. maddede değişiklik yapılabilir. '30 ay geçmeden genel seçimlerin üzerinden ara seçim yapılamaz' ibaresi ordan çıkarılabilir. Bir ara seçim yapılır. Anayasa değişikliği yapacağız, Erdoğan'ı Meclis'e taşıyacağız ve Başbakan yapacağız derken, şunu da söylüyoruz: Halkın başka sorunları var. Onları da çözmek zorundayız. Gerginliğe yol açmamalıyız.

- Dokunulmazlık konusunu neden ertelediniz?

21. dönemde 37 maddelik Anayasa değişikliği paketinde 83. maddede vardır. Ben 83. madde ve diğer maddelerin değiştirilmesinde fiilen görev almış bir parlamenterim... Ama yeterli desteği almadığı için paketten düşmüş madden biri 76, 83, 90. maddeler... 83. maddede geçtiğimiz dönemde tüm partilerin ittifakı vardır. Bu haliyle CHP isterse geçirelim. Ama onlar üzerinde tekrar düzenleme yapalım diyorlar. O halde yeniden uzlaşma komisyonu kurulması lazım. Uzlaşma komisyonu Anayasayı yeniden ele almalı... 83. maddenin de içinde bulunduğu yeni bir paket hazırlamalı. Bakın 37 maddelik paket iki dönemimizi aldı bizim. Anayasa değişkiliğini gerçekleştirmek öyle kolay olmuyor. Geniş mutakabat arayacaksınız. 83. madde değişmesin, dokunulmazlıkla ilgili düzenleme yapmayalım demiyoruz..

- Çekingen davrandığınız söyleniyor

Biz programımaza aldık. Dokunulmazlık gibi ayrıcalığa ihtiyacım yok. Böyle bir şeye de hiç ihtiyaç hissetmedim. Benim için farketmez. AKP'li ve diğerlilerin dosyaları parlamentoya gelir. 3 ay bekletilmemeli, parlamento kararını vermeli. Bunları raflara atıyorsunuz, tekrar almıyorsunuz diye halk kızıyor. Halk yargılanıyorsa vekiller de yargılanmalı. Korkulacak birşey yok.

- 57. Hükümet'in giderayak yaptığı atamalar konusunda nasıl bir tasarrufta bulunacaksınız?

Henüz sonuç gelmedi.. Haksız, siyasi amaçlı atama olduysa, giderayak, yasal sınırlar içinde inceleyeceğiz.

- Kamu personeli meselesinde bir yenilik var mı?

Türkiye'nin ihtiyacı olan personel sayısı nedir, şu anda çalışan ne.. Bu konuyla ilgili Devlet Personel Başkanlığı'ndan bir rapor almış değilim. Başkanlık ile Pazartesi biraya geleceğim. ÖSYM Başkanı ile biraya geleceğim. Bir arayış içindeyiz. Yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için merkezi sisteme geçilmesi doğru bir tercihtir. Kayırmacılığı önleyen, herkesin bilgi ve yeteneği ile kamuda görev alması düşüncesi doğrudur.

- Puan baraj zorunluluğu kalkıyor mu?

Evet orada sıralama önemli olur artık. Diyelim ki 30 bin kişi alacağız. En yüksek puan almış olanlardan 30 bin kişi alınacak.... Geriye kalanlardan da şu kadarı yedek alacağız..

- 99 kazananları ne olacak?

O sınava girip yüksek puan alanlar zaten 72 bini yerleştirildi. Düşük puan alanlar yerleştirilmedi. Onları da mağdur etmeyelim. Onlar da girsinler. Diyelim ki 30 bin kişi alacağız. 72 puana geldik 30 bin kişi olduk. 99 yılına girenlerden, 73, 74 puan alanlar varsa onlar da o dereceye girsin. Onlar da mağdur edilmesin. Daha yüksek puan almak için yeni sınava girebilirsiniz. Bu sistem kendiliğinden çözülecek... Zaman içinde eriyecek.

İstismarları önleyeceğiz

- Azınlıkların kapsamı ne olacak?

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup birtakım vakıf faaliyetlerinde bulunan kişilerle ilgili farklı uygulamalar hukuk devleti anlayışı ile bağdaşmaz diye düşünüyoruz. Bizim vatandaşlarımızın çok yoğun olarak yaşadığı Batı ülkelerinde buna benzer faaliyetlerde bulundukları ve orada kurmuş oldukları vakıflar kanalıyla birtakım dini faaliyetlerde de bulunabiliyorlar. Cami yapabiliyorlar, minare koyabiliyorlar, bazı ülkelerde. Onlar bu kolaylıklara sahipken, biz burada eğer farklı bir uygulama yaparsak, asıl zararı oradaki vatandaşlarımıza veririz. Onların orada yapmakta oldukları faaliyetlerle ilgili biz burada kısıtlama yaparsak, onları orada güç durumda bırakırız diye düşünüyorum. O bakımdan bu konuda açık ve net olmak lazım.

- Bu konudaki kaygıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

TC devleti istihbaratı, güvenlik güçleri olan gelişmiş yargısı olan bir devlet... Herhangi birinin suç işlemiş olması halinde derhal yakasına yapışacak ve gerekli cezayı verecek kadar güçlü bir devlet. O bakımdan bu tür kaygılara takılıp kalmamak gerekir.

- Bir de karşı tarafın kaygıları var...

Zannediyorum 1936 ve 1937li yıllarda. Belki o zaman ki konjonktür gereği Türkiye'deki bazı azınlık vakıflarının gayrimenkullerı ile ilgili birtakım tedbirler alındı. Bunlar daha önceleri kendilerine ait olan gayrimenkullarla ilgili tasarruflarda bulunamadılar. Bu sıkıntı hep böyle geldi, şimdi önümüzde. Bu sorunu da çözmek zorunda kaldık. O bakımdan ben burada bir endişe taşımıyorum. Kısıtlamalar hukuki değil. Onların sorunlarını çözmek yönetimin gereği. Azınlık vakıfları ile konuşuyorum. En son Ermeni Patriği ile görüştüm.

- Bazı vakıfların irticai faaliyetlerde bulunduğu, bağış yoluyla para topladığı söyleniyor ?

Kamu kuruluşları vakıf kurararak, vatandaşlardan bağış yoluyla bir farklı örtülü ödenek ihdas etmelerini, vakıf müessesinin yozlaşması olarak görüyorum. Bu konu ile ilgili bir düzenlemenin yapılmasını da gerekli görüyorum. O da vakıf dosyam içinde önemli başlıklardan biri. Kamu kuruluşları bu tür işlerle uğraşarak, ayrı bir kontrol dışı bütçe oluşturmak içinde olmamalıdır. Böyle bir şeye gerek yok. Bu vatandaşın devlete olan güvenini de olumsuz etkiliyor.

- İrtica suçlamaları

Yasalara uygun faaliyette bulunmayan vakıflarla ilgili neler yapılacağı da ayrıca yasada mevcuttur. Herşeyin istismarı olabilir. Bu ülkede herşey istismar edilmiştir, hâlâ da istismar ediliyor. Bu ülkede din de istismar ediliyor devlet büyüklerimiz istismar edilir. Atatürk bile istismar edilmeye kalkışılmıştır. Vakıf yolu ile eğer bir takım istismarlar yapılıyorsa, bu da somut delillerle tespit edilirse tabii ki gereken yapılır. Birtakım farklı amaçları gerçekleştirmek amacıyla bir birliktelik olmuşsa, zaten buna yasalar izin vermez. Gereken ne ise yapılır.

Yanlış işler yapanlar varsa, siyasi amaçlar ve başka amaçlar için kullananlar varsa, ki olmuştur. Yargiya intikal edenler vardır. Bunların üzerine gidilir. Bizim dönemimizde bunlarla karşılaşırsak, üstüne gidilir, yasal sınırlar içinde gerekenler yapılır muhakkak.



1 Aralık 2002
Pazar
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Ramazan| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED