AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
AB'ye giden yolun güzergâhı

Avrupa Birliğine giden yol şuradan geçer, buradan geçer diye kırk türlü açıklamalara şahit olduk bugüne kadar.

Diyarbakır'dan geçti, Kopenhag'dan geçti, Edirne'den geçti, Üsküdar'dan geçti...

Şırnak'tan, Trabzon'dan, Yunanistan'dan...

O kadar çok yerden geçti ki, uğramadığı yer yok.

Neredeyse her yerden geçti AB'ye giden yol.

"Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece."

Gidiyoruz gidiyoruz bir türlü bitmiyor.

Bir de bakıyoruz ki, bir arpa boyu yol gitmişiz.

"Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde" demiş ya Kemalettin Kamu; tıpkı onun gibi bir durum mu söz konusu acaba?

Açıkçası biz mi AB yolundayız, yoksa yol bizim içimizde mi diye sorası geliyor insanın.

33. KÖPRÜYE KARŞIYIM

Şu sıra İstanbul'a üçüncü köprü tartışılıyor. Böyle giderse, günün birinde otuzüçüncü köprü için de aynı tartışmaları yapabiliriz.

Bir grup, otuzüçüncü köprüyü yapalım derken; karşı çıkanlar, Boğaz'dan geçen gemilere hiç değilse yüz metrelik bir aralıktan gökyüzünü görme şansı tanınmalı görüşünü savunabilirler.

Keza, Boğaz'da yüzen balıkların güneşe hasret kaldıkları ve strese girdikleri vurgulanabilir.

Güneş ışığından mahrum balıkların yakalanıp sofraya getirilmesi durumunda, onları yiyenlerde zatturu zuttak hastalığı riskinin yüzde 80'lere vardığı tespit edilebilir.

Velhasıl, üçüncü ve dördüncü köprü neyse de (çünkü onlara karşı olmaklığımız, önleyebilmek için galiba yeterli gelmeyecek), ben otuzüçüncü köprüye çok karşıyım arkadaşlar!

Şimdiden haberiniz olsun.

ÜNİVERSİTE AFFI

"Bizler, çoğu maddi imlansızlıklar yüzünden çalıştığı için, okula gidemeyip atılan üniversite öğrencileriyiz. Hükümet daha evvel iki kez gündeme getirdiği halde yıldırım hızıyla öğrenci affından vazgeçti ve yüzlerce öğrenci ve ailesi tekrar bunalıma girdi. Aramızda iki-üç sınava girerek mezun olabilecekler varken, günde iki tane antidepresan ile yaşamak zorunda kalanlar var. Elektrik borcundan, vergi kaçırana, imam nikahlısından askerimize kurşun sıkana kadar herkesin affedildiği ortamda, biz üniversiteliler de af bekliyoruz."

FETİH DÜŞÜNCELERİ

Biz, bir yandan krizlerle uğraşır ve bir yandan da İstanbul'un fethinin 550. yılını kutlarken, Avrupa'da eloğlu Mars'ı fethe hazırlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet, 49 yaşında vefat etmeyip, on yıl daha yaşasaydı, Dünya tarihi çok farklı yazılabilirdi. Ve belki bugünlerde Mars'a gönderilecek "Ekspres"e imza atan biz olabilirdik.

Bu biraz "halamın bıyıkları olsaydı" türünden ifadelere benziyor, farkındayım.

Yine de hatırlatırım ki "belki" ile kurduk o cümleyi.

Hem, söyler misiniz halası bıyıklı olanlar ne yapsın?

KIYTIRIK KONULAR

Deniz Baykal, gündeme alınıp tartışılan konular üzerine samimi bir itirafta bulundu.

"Bazen geriye dönüp baktığımızda, incir çekirdeğini doldurmayan şeyleri tartıştığımızı farkediyoruz."

Doğrudur, çoğu zaman öyledir.

İncir çekirdeğini de doldurmaz, ceviz kabuğunu da.

DEFİLE KRİZİ

Her kelimeyi bir "kriz" eklemekte çok mahiriz. Sözlükte başına kriz konmayan tek kelime kalmayacak bu gidişle.

Gerginlik bahsinde üstümüze yok.

Millet iş, ekmek derdindeyken, daha iyi yaşamak için çalışırken, birilerinin her işe çomak sokmaya kalkmaları ne kadar enteresan!

KARŞI

Kimileri için savaş karşıtlığı bir "iş". Kimileri içinse sadece karşıtlık aynı değerde.

Onlara göre her şeye karşı olmak gerekir. Yaradılış deyin, alışkanlık deyin, ne derseniz deyin. Gidip sorsanız nerede oturduğunu, cevap "Karşıda" olacaktır.

GÜNÜN SÖZÜ

SAĞLIĞINIZA DİKKAT EDİN.


31 Mayıs 2003
Cumartesi
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED