İstanbul Samandıra Askeri Üssü'nden gelen darbeci tim, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast için Grand Yazıcı Turban Otel'ne baskın yaptı. 2 polisin şehit düştüğü saldırıyı gerçekleştiren ekipte Binbaşı Taner Berber bulunuyordu.
Emirleri Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’ten alan Binbaşı Berber, 2'nci Ana Jet Üssü Kurmay Başkanı Albay Ramazan Elmas’ın verdiği harita ile otelin yerini buldu.
'Cumhurbaşkanına suikast', 'anayasayı ihlal', 'yasama organına karşı suç', 'hükümete karşı suç', 'silahlı terör örgütü yöneticisi olma', 'yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme', 'yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs etme', 'kasten öldürmeye teşebbüs', 'zincirleme şekilde cebir ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama', 'zincirleme şekilde silahla tehdit', 'Cumhurbaşkanına hakaret', 'zincirleme şekilde kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret', 'kamu malına zarar verme, mala zarar verme, nitelikli olarak konut dokunulmazlığının ihlali ve nitelikli yağma' suçlarından 6'şar kez müebbet hapis cezası istenen Binbaşı Berber’in savcılığa verdiği ifade:
"2'nci Ana Jet Üssü Kurmay Başkanı Albay Ramazan Elmas beni ve Astsubay Zekeriya Kuzu'yu paraşüt deposuna çağırdı. Gökhan Şahin Sönmezateş'in bir operasyona katılacağını, kendisine destek vermemiz gerektiğini söyledi. 50 kişi için gerekli malzemelerin hazır olduğunu söyledi. Bize deniz kenarında gökyüzünden çekilmiş bir fotoğraf gösterdiler. PKK'nın üst düzey bir sorumlusunun burada kaldığını onu paket yapıp geleceğimiz söylendi. Daha sonra yanımıza Gökhan Paşa geldi. 'İstanbul'dan 14 kişilik bir ekip gelecek. İşi detayıyla biliyorlar. Ekibe destek vereceksiniz' dedi. Bir süre sonra içerisinde 14 kişinin olduğu helikopter geldi. Hepsi kamuflaj giymişti. Gelen ekibin üzerinde teçhizat yoktu. Helikopterden inen Şükrü Binbaşı gelen ekibe 'Teçhizatları alın' emrini verdi. Biz helikopterlere binerken bir tartışma yaşandı. Tartışma sonrasında Tuğgeneral Gökhan Sönmezateş bağırarak, 'Ben Genelkurmay Başkanı adına buradayım. Cumhurbaşkanını alıp geleceksiniz' dedi."
Helikopterlere binerken herkesin nereye gittiğini bildiğini ifade eden Binbaşı Berber'in ifadesinde şunları da söylediği belirtildi:
"Marmaris'e geldiğimizde Şükrü Binbaşı bizlere 'Helikopterlerden birisi alçak mesafede havada kalacak. Bize ateş açan olursa karşılık verecek' talimatı verdi.
Aşağıya indiğimizde duvarların arkasına saklanarak otele girdik. Bir anda çatışma çıktı. İçeri girdiğimizde Şükrü Binbaşı, polisleri yere yatırıp ellerini arkadan kelepçelemişti. Daha sonra Astsubay Kıdemli Başçavuş Zekeriya Kuzu otelin lobisine gelerek 'Nerede o? Nereye sakladınız onu?' diye bağırdı.
'Suikast Davası' başladı
Cumhurbaşkanı Recep TayyipErdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırıdüzenleyen 1'i firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 47 kişinin davasıMuğla 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada ifade veren BinbaşıTaner Berber, FETÖ'yle kendisinin ve tutuklu bulunan grubun alakasınınolmadığını, olayın mahiyetinin Marmaris'teki polisin kimliğini gördükten sonraanladıklarını, arazide firar etmelerinden de pişman olmadığını söyledi.
Suikast girişimin planlayıcısı Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ile darbe teşebbüsü günü ilk kez buluştuğunu söyleyen Taner Berber, "Polis ifademde daha önce Ankara'da buluştuğumuzu anlattım. Ancak beni ailemle tehdit ettiler. Ben de bunun üzerine ifademde böyle bir kurgu yaptım. Bayramda sadece kutlama için aradım. Gökhan general havalimanından geldikten sonra kendisinin yanına gittim. Bana terör operasyonu olabileceğini söyledi ve ekip kurmamı istedi" dedi.
Birliklerine gelen Sönmezateş'in, "Bir emir gelirse kaç kişilik bir ekip çıkarabilirsin" diye sorduğunu kaydeden Berber, bunun üzerine kendisi de dahil 12 kişilik personel topladığını söyledi. Sönmezateş'in İstanbul'dan bir özel kuvvet ekibinin İzmir'e intikal edip bu ekibin geri güvenlik emniyetini alacak şekilde göreve hazır olmalarını istediklerini ifade eden Berber, "Sönmezateş olayın bir terör operasyonu olduğunu ve bu kadarını bilmemizin yeterli olduğunu söyledi. Nereye gideceğimizi bilmiyorduk. Özel kuvvet ekibi geldi. Başlarında Şükrü Seymen bulunuyordu. Onlara depodan malzeme verdik." diye konuştu.
Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Amiriniz olmayan birinin size görev verme yetkisi var mı?" diye sordu. Berber, "Verebilir. Amirime o an için orada olmadığından bilgi veremedim. Telefonlarımızı bırakmıştık. Kendisini arayamadım. Bilgisi olduğunu düşündüm. Gelen askerlerin donatılması konusunda da üst amirimden emir almadım. Birliğe gelirse bilgi veririm diye düşündüm." cevabını verdi.
Gelen ekibe askeri malzemeleri zimmet karşılığında vermediğini de itiraf eden Berber, "Mühimmatları imza karşılığında vermem gerekirdi. Başka birliğin personeline mühimmat verme yetkim yoktu. Ancak aciliyet ve anlık durum varsa böyle bir şey yapabileceğimi düşündüm." dedi.
"Bombayla kapı açma eğitimi görmüşler"
Darbe teşebbüsü günü bombayla kapı açma eğitimi aldıklarını da kabul eden ancakbunun Marmaris olayıyla ilgisi bulunmadığını ileri süren Berber, "12kişilik bir ekip oluşturdum. Bunları mesai sonrası olduğu için birliğeçağırdım.Kuzu başçavuşumla,Gökhan generalin yanına gittim. İstanbul'dan Özel Kuvvetlere bağlı bir ekibingeleceğini, bizim de onların emniyetini almamızı istedi. Ben deKuzu başçavuşumlayanından ayrıldım. Personelimin yanına gittim. Telefonlarını arabalarınabırakmalarını istedim. Ben dahil herkes bıraktı. Sonra da depoda buluştuk. Ben Gökhangenerale olayın mahiyetini sorduğum zaman terör operasyonu olduğunu söyledi.Ben de bu bilgiyi ekibime verdim. Telefonları da bilgi güvenliği önemli olduğuiçin bıraktık" dedi. Taner Berber, ekibiyle yaptığı toplantıda, çatışmayagirmeyeceklerini, ancak isteyen olması durumunda evine dönebileceklerinisöylediğini de ifade etti.
Özel Kuvvetler silahlarını Çiğli'den kayıt dışı almış
Özel kuvvetlere bağlı ekibin saat 22.30 gibi Çiğli'ye geldiğini söyleyen TanerBerber, Binbaşı Şükrü Seymen'le muhatap olduğunu, hiç silahlarının olmadığınısöylemesi üzerine de, kendi silahlarından verdiklerini anlattı. Bu sırada arayagiren Mahkeme Başkanı Melihşah Baştoğ, bu tür operasyonları neden üstlerinehaber vermediğini ve kendisinden sorumlu olmayan bir kişiden emir aldığınısordu. Taner Berber bunun üzerine, "Kendisi Genelkurmay'da görevliydi. Bunedenle de üstüme bunu bildirmedim. Ayrıca kendisi de o sırada üstübulunmuyordu. Nerede bulunduğunu da bilmiyordum. Bu operasyonu ben biliyorsam,üstlerimin de bilgisinin olabileceğini düşündüm" dedi. Bu kez Mahkeme Başkanı, silahların zimmetsiz olarak verilmesinin askeriyedeuygun olup olmadığını sordu. Berber bu soruya da, "Zimmete kaydetmemizlazımdı ama sonuçta operasyona gidiyoruz. Ve onların hiç malzemesi yoktu. Ayrıcaorada da böyle bir ortam olmadı. Silah verme yetkimiz yok, ancak aciliyet varsaolabilir" dedi.

Depoda darbeyi öğrenmişler
Tamer Berber, suikast için gerekli hazırlıklar sürdüğü sırada Gökhan ŞahinSözmezateş'in depoda kendilerine TSK'nın emir komuta içerisinde yönetime elkoyduğunu, emirlerin artık Genelkurmay Başkanı'ndan alınacağını,operasyonlarının da devam edeceğini söylediğini anlattı. Mahkeme Başkanı'nın'Ülkede bu kadar karışıklık var. TSK el koymuş, biz neden terör operasyonuyapıyoruz diye sormadın mı?" yönündeki sorusuna Taner Berber,"Bunları soracak ortam olmadı" yanıtını verdi.
Mahkeme başkanının, "Helikoptere 25 bin mermiyi ihtiyat için almanız fazla değil mi?" sorusu üzerine Berber, "Sandığın içinde o kadar mermi vardı. Sandığı bölme şansımız olmadığı için hepsini aldık." cevabını verdi.
Yarım saat kadar helikopter çalışır vaziyetteyken içerisinde beklediklerini belirten Berber, saat 02.20 gibi Çiğli'den kalkış yapıldığını vurguladı. Marmaris'e vardıklarında önde özel kuvvetler, arkalarında da MAK timi olarak kendilerinin ilerleyip geri emniyeti aldıklarını anlatan Berber, ifadesini şöyle sürdürdü:
"Bir süre sonra ön taraftan silah gelmeye başladı. Bu sesler yaklaşık 10 dakika sürdü. Bunun üzerine ilerledik. Yolda 3 siville karşılaştık. Üzerlerinde yaptığımız aramada birinin cüzdanında polis kimliği gördüm. Bu ana kadar olayın bu şekilde cereyan ettiğini bilmiyordum. Şükrü Binbaşı 'Çekiliyoruz' deyince polisleri yere yatırıp ellerini kelepçeledik.ZekeriyaKuzu'nun elinde polislerden birinin silahını gördüm. Karanlık bir yere atmasını istedim. Polislerin cüzdanlarını aldığını ise araziye çıktığımızda farkettim. Polisin parası, cüzdanı, kimliğini almak bize fayda sağlamaz. İlk anda görmediğim için bu duruma müdahale edemedim."
Polisin kimliğini görünce anlamış
Marmaris'e gitmek için yaptıkları hazırlıkları da ifadesinde söyleyen TanerBerber, emir komutanın Şükrü Seymen'de olduğunu, görev paylaşımı yaptıklarını,yaklaşık yarım saat helikopterde bekledikten sonra hareket ettiklerini anlattı.Özel kuvvetler için tedbir amaçlı, makinalı tüfekler ile 25 bin mermiyisandıklar içerisinde yanlarına aldıklarını da öne süren Taner Berber, "İllakullanacağız diye almadık. Sandıkta ne varsa aldık. Gideceğimiz yerin sadeceMarmaris olduğunu biliyorduk. Başka bir şey bilmiyorduk. Görevi de kiminverdiğini bilmiyorum. Saat 02.20 gibi havalandık Marmaris'te oteller bölgesineindik. Seri şekilde helikopteri terk ettik. Ben bu sırada havaya ateş açtım.Şükrü Seymen'in uyarısı üzerine de bıraktım. Ekibin emniyetini aldık"dedi. Bir süre sonra silah seslerini duyduğunu ifade eden Taner Berber, "Çatışmabölgesiyle aramda 250 - 300 metre vardı. Yaşananlara çok vakıf olmadım. Geriçekildiğimiz sırada yanımıza üç kişinin geldiğini gördüm. Onlardan kimliklerisordum. Bana polis kimliğini gösterdi. Onu gördüğüm zaman olayların bizimbildiğimizden çok farklı olduğunu cereyan ettiğini, anladım. Olayın vehametinigördüm ama iş işten geçmişti" dedi.
"Araziye kaçtığım için pişman değilim"
Saldırı sonrası yaşanan çatışmalar ve kaçışlarını da anlatan Taner Berber,kimseyi öldürmek gibi kasıtlarının olmadığını, isteselerdi daha fazla ölümolabileceğini ileri sürdü. Mahkeme Başkanı Melihşah Baştoğ, olayın gerçekyüzünü gördüğü halde neden teslim olmadığını sorması üzerine Taner Berber,"Bunun iki nedeni var. Birincisi grup psikolojisi, ayrı hareket etmekistemedim. İkincisi de teslim olduktan sonra polislerce birçok askerin öldürüldüğünüduydum. Ellerinden vurulduğunu parmaklarının koptuğunu öğrendim. Bunun içindeteslim olmadığım için iyi yapmışım. Araziye çıktığım için pişman değilim"dedi. Taner Berber, Mahkeme Başkanı'nın neden polislere hemen teslim olmadığınayönelik sorusunu yinelemesi üzerine, "Aslında daha sonra yatıştıktanteslim olmayı düşünüyordum" dedi.
"Ben bir tek cami imamı tanırım"
Mahkeme Başkanı'nın FETÖ üyesi olup olmadığına yönelik sorusunu da yanıtlayanTaner Berber, "FETÖ imamı olarak kimseyi bilmem. Örgütünün işleyişini debilmiyorum bir tek imam bilirim o da camı imamı" yanıtını verdi. TanerBerber ifadesinde ayrıca, "İddianamenin önemli kısmı FETÖ faaliyetinde budarbe girişiminin yapıldığı, kamuoyunda da bu yönde mutabakat olduğu iddiaediliyor. Bizlerin de bu örgütün üyesi olduğumuz iddia ediliyor. Bizden askeriokuldan bu yana çeşitli araştırmalara tabi tutulduk. Örgütle irtibatımızolsaydı, ortaya çıkardı. Ben dahil hiçbirimizin örgütle alakası yok. Buoluşumla ilgisi olmayacak birisi varsa, arkamda duran gruptur. ByLock'unvarlığını polisteki ifadem sırasında öğrendim. Okullarına gitmedim.Bankalarında hesabım yok. Vatanını seven, Atatürk ilkelerine bağlı milliyetçibir subayım. Örgütle bağım yok" dedi. Kuzu'nun kendisiyle ilgili FETÖ üyesi olabileceğiniyönelik iddiasına ise, onun kendi düşüncesini aktırdığına inandığını söyledi.
Mahkeme Başkanı, savunmasının sonlarına doğru Taner Berber'e 'herkesin farklınoktalardan geldiğini ve neden Çiğli'nin üs olarak seçildiği' sorusunuyöneltti. Taner Berber bu soruya, "Askerliğin esası disiplindir. Emirlereriayet etmektir. Ben de emirlere uydum. Bir de birliğime tecrübe olur diyedüşündüm" dedi.
"Neden teslim olmadınız?"
Dönüş yolunda "polisateşi" gelmeye başladığını ve kendilerinin de havaya ateş açmaklayetindiklerini öne süren Berber, önlerinde ekip arkadaşları olduğu ve ateşinnereden geldiğini görmedikleri için polislere ateş etmediklerini ileri sürdü.
Bu ifade üzerine mahkeme başkanının,"Karşınızda polis ve özel harekatın olduğunu bildiğiniz halde neden teslimolmadınız? Sizi bu şekilde tuzağa düşürenlere karşı sadakatiniz neden?"sorusunu yönelttiği Berber, "Gruba uymam gerekirdi. Grup psikolojisigereği yapamadım. Daha emniyetli bir yerde teslim olmayı düşündüm." diyecevapladı.
Araziye çıktığı ve teslim olmadığıiçin de pişmanlık duyduğunu ifade eden Berber, "Bu bir suikast teşebbüsü değil.Biz böyle bir plan yapmadık. Askerliğin esası disiplin ve amirlerine itaattir.Biz sadece amirlerin verdiği emirleri yerine getirdik." dedi.
FETÖ'cü olduğunu kabul etmeyenBerber, "FETÖ'nün okullarına, dersanelerine, bankalarına gitmedim.ByLock'u emniyette öğrendim. FETÖ ile bugüne kadar hiçbir temasım olmadı. Benimbildiğim kadar, bir cami imamı var. Başka da imam bilmiyorum. Bu yapıyla hiçbirbağlantım yok." diye konuştu.
"Kelepçeyi ben takmadım"
Berber, mahkeme başkanının"Devletin polisine neden kelepçe takıp yere yatırdınız? Oradaki en kıdemlikişi olarak bunu neden engellemedin?" sorusuna da "Ben sadece kendiekibimden sorumluydum. Kelepçeyi ben takmadım." cevabını verdi.
Bunun üzerine söz alan sanıklardanŞükrü Seymen, "Kelepçe takma emrini ne ben ne de Taner verdi. Bu uygulamamesleki bilgi ve tecrübe gereği alt rütbedeki askerler tarafından yapılmıştır.Kişisel inisiyatifle takılmıştır." savunmasında bulundu.



























