Darbe girişimi sırasında yaşanan kritik olaylardan biri de Jandarma Genel Komutanı Orgeneral galip Mendi'nin rehin alınmasıydı. FETÖ mensubu Tuğgeneral Timurcan Ermiş, Orgeneral Mendi'yi silah zoruyla alıkoyan darbeci askerlerden biriydi.
Orgeneral Galip Mendi, darbe girişimi gecesi bir tümgeneralin kızının düğününe katılmak üzere Gazi Orduevi’ndeydi. Saat 21’de yanına gelen 8 yıllık emir subayı Yarbay Murat Yıldız tarafından “Genelkurmay nizamiyesinde çatışma çıktığı” söylenen Orgeneral Mendi Konya Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Timurcan Ermiş'in silah zoruyla rehin alındı.
TSK’dan ihraç edilen ve “Anayasayı ihlal, Hükümeti karşı suç, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan ve Cumhurbaşkanına suikast” suçlamalarıyla tutuklanan Ermiş'İn savcılık ifadesi:
“Hasta ziyareti için geldim”
13 Temmuz 2016 Çarşamba günü resmi izne ayrılmıştım, 17 gün iznim vardı, 13 Temmuz 2016 günü akşamı ailemle birlikte Konya’dan Ankara’ya geldim. Merkez Orduevi’nde kalmaya başladım. Giresun’da helikopter kazasında yaralanan tanıdıklarımı ziyaret etmek amacıyla Ankara’ya gelmiştim. Ertesi gün GATA’da yaralıları ziyaret ettim, 15 Temmuz’da öğleye kadar ailemle birlikte Ankara’da dolaştık, 15.00 gibi orduevine geri döndük.
Otel odamdaki dahili hattan Jandarma Genel Komutanlığı Harekât Merkezi’nden bana telefon açtılar. Bir subay telefonda benimle görüştü ancak rütbesini ve ismini şu an hatırlamıyorum. Bana ‘Kritik bir durum var, Genelkurmay’dan talimat aldık. Jandarma Genel Komutanı’nın korunması lazım. Akşam kritik bir durum olabilir, komutanı alıp emniyetli yer olan Akıncı Üssü’ne getireceksin’ dedi. Ben bu tür bir emrin şifahi verilemeyeceğini söyledim. Ancak telefondaki kişi ‘Çok gizli’ deyip beni ikna etti.
“Emir subayından yerini öğrendim”
Eski emir astsubayım Tuncay Nergiz’in orduevine yakın olan Anıttepe’deki evine tek başıma taksiyle gittim. Saat 17.30 gibiydi. Kendisine çok güvendiğim için bana telefonla verilen emri onunla paylaştım. Emirden onun haberi yoktu. Çok güvendiği 1-2 arkadaşıyla birlikte komutanı güvenli bir yere götürebileceğimizi söyledi. Onları eve çağırdı. Eve genel komutanlıkta görevli 4 astsubay geldi. Önce komutanın nerede olduğunu öğrenmemiz gerekiyordu. Komutanın emir subayı ile telefon görüşmesi yaptım. Emir Subayı Yarbay Murat, saat 19.00 sularında komutanın Gazi Orduevi’nde düğünde olduğunu söyledi.
15-20 dakika sonra Anıttepe civarında silah sesleri geldi. Eski emir astsubayı karargâhtan tanıdıklarını aradı. Genelkurmay’da çatışma gibi bir durum olduğunu söylediler. Komutanı hemen uzaklaştırmamız gerektiğini düşündük. Komutanın emir subayı Yarbay Murat’ı aradım. Silah sesleriyle ilgili onu uyardım. Emir verildiğinde kullanmak için Konya’dan makam arabamı çağırdım. Şoförüm izinde olduğu için başka bir personel getirip aracı Ankara’ya Anıttepe’deki evin yakınlarında bir yere bıraktı. Anıttepe’deki evden ayrıldık. Ben, eski emir astsubayım ve çağırdığı 2 kişi benim makam arabama bindik. Makam arabasını Ertuğrul isimli astsubay kullandı. Gazi Orduevi’ne gittik.
“Sen izinde değil miydin?”
Orduevine vardığımızda arabalardan indik. Jandarma Genel Komutanı da silah sesleri konusunda bilgi almış, çıkmak üzereydi. Ben ona ‘Genelkurmay’dan silah sesleri geliyor, muhtemelen çatışma var, hemen ayrılmamız gerekiyor’ dedim. Bana ‘Sen izinde değil miydin, niye geldin?’ dedi. Ben de karargâhtan emir geldiğini kendisine bildirdim. Ona da normal gelmemiş olacak ki ‘Ne gerek var?’ dedi. Sonrasında komutanın arabasına birlikte bindik. Ayrıca komutanın emir subayı da arabanın sağ ön koltuğuna bindi. Korumalar da arkadan arabayla bizi takip etti.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi'nin müşteki sıfatıyla verdiği ifade: Tuğgeneral Ermiş’e “Benden habersiz Konya’dan niye buraya geldin?” diye sorduğunu belirten Mendi, bu esnada aracın hareket ettiğini, Ermiş’in de kendisine, “Burada ben size bir şey söylemeyeceğim. Akıncılar Kışlası’nda size tebliğ edilecek.”aktardı.
“Takip ettiler”
Birlikte geldiğim ekip de bizi arkadan takip etti. Bu buluşma anında herhangi bir direnme tartışma ya da bir olay olmadı. Arabanın içindeyken komutan karargâha gitmek istedi. ‘Orası güvenli değil, sizi Akıncılar Üssü’ne götüreceğiz’ dedim. Bana kızdı.
“Silahımı almaya çalıştı”
Komutanın üzerinde silah yoktu. Ancak benim üzerimde kamuflaj, elbise ve silah vardı. Kamuflaj elbisemi makam arabasıyla birlikte istemiştim. Komutan bana kızıp hamle yaptı. Silahımı almaya çalıştı ve silahımı çekip arkama sakladım. Sadece kızıp bağırdı, ancak aramızda herhangi bir arbede olmadı. Bu şekilde Akıncılar Üssü’ne vardık. Komutanın korumalarını içeri almadılar. Pistin yanında belli bir yere gelince havacılar bizi binaya davet ettiler. Sadece komutanı içeri aldılar. Bizi içeri sokmadılar. Havacıların içinde en rütbeli kişi yüzbaşıydı. Etrafta özel tedbirli silahlı teçhizatlı personel de vardı. Sabaha kadar orada arabaların içinde bekledik.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi'nin müşteki sıfatıyla verdiği ifade: “Arabanın Akıncılar Kışlası’na gideceğini öğrenince hem Murat Yılmaz’a hem de Timurcan Ermiş’e ‘Hani bu araba Genelkurmay’a gidecekti’ diye bağırdım. Ermiş, bana tekrar ‘Akıncılar Kışlası’nda size iletilecek’ dedi. Ben işin içinde başka bir iş olduğunu anladım ve bağırarak kendilerine ‘Siz eşkiya mısınız, çete misiniz?’ dedim. Bunun üzerine Ermiş bana ‘Sizi de aramızda görmek istiyoruz’ dedi. Ben buna şiddetle karşı cevap verdim ve ‘Ben sizin adamların yanında niye olayım? Allah hepinizin belasını versin’ dedim. Bunun üzerine Timurcan Ermiş birden belindeki tabancasını çıkartıp bana doğrulttu. Aracın önündeki emir subayım Murat Yılmaz’a ‘Sen 8 yıldan beri benimle çalışıyorsun. Sen de çetenin içindeymişsin. Yazıklar olsun sana’ dedim. Timurcan Ermiş, Akıncılar Kışlası’na gidinceye kadar silahı doğrultulmuş şekilde durdu. Bu esnada ben, ‘Siz çetesiniz, Allah belanızı versin. Vuracaksan şimdi vur’ diye sürekli bağırarak söylenmeye devam ettim. Bir ara Timurcan Ermiş’i Konya’dan getiren minibüs bizim taksinin önüne geçti. Akıncılar Kışlası’nın kapısına kadar bu şekilde geldik.”
“Yüzüne bakamam dedim”
(16 Temmuz Cumartesi günü) Saat 13.00 sularında benimle birlikte gelenler geldi. ‘Bir tuhaflık var. Binadaki nöbetçiler çekildi. Komutan yalnız mı kalacak?’ diye sordular. ‘Binanın içerisine girip bakın komutana ihtiyacı olup olmadığını sorun’ dedim. Komutanın yanında başka bir komutan olduğunu, ellerinde plastik kelepçe olduğunu, sığınak benzeri oda içerisinde olduklarını, kapısının açık olduğunu, içeride kimsenin olmadığını söylediler. O arada cep telefonunun internetinden 47 özel harekât polisinin şehit edildiğini öğrendim. Hata yapıldığını geri dönülmez bir yola girdiğimi düşündüm. Arkadaşlara ‘Derhal komutanı, yanındaki komutanı dahil nezaketli bir şekilde alın, Genel Komutanlık Karargâhı'na emniyetli bir şekilde götürün’ dedim. Sonrasında komutanın yüzüne bakamam diye ona görünmeden oradan emir astsubayımla birlikte yürüyerek ayrıldım. Ermiş, ifadesinde şunları da söyledi:
"TSK içindeki grubu duyurduk"
“Darbecilerin atama listesinden haberim yok. Orada benim için belirtilen Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanlığı pasif bir görevdir. Darbe teşebbüsüne ilişkin önceden haberim yoktu, sonradan haberim oldu fakat pişman oldum gecikmiştim. En azından komutanı kurtarayım, hesabını kendi adıma veririm diye düşündüm. TSK içinde Fethullahçı bir grup olduğunu duyuyorduk. İsim olarak net bilmiyorum. Darbeyi TSK içinde kim organize etti, planladı onu da bilmiyorum.”



























