|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dünkü gazete için kaleme aldığımız yazı, internet'in azizliğine uğramış ve gazeteye ulaşmamış. "7. pakette ordu meselesi" başlığını taşıyordu. 7. paket yasalaştı. Azizliğe uğrayan o yazı bu köşede yayınlanmayı daha çok hakkeder hale geldi. Şöyle demiştik: Siyaset-toplum, devlet-siyaset ve devlet-toplum ilişkilerinin demokratik şeması bellidir. Toplumun talepleri zamanın ruhu ve gerekleri ile evrensel değerler süzgecinden geçer, diğer taleplerle kesiştirilir ve siyasi kararlara dönüşür. Bu dönüşümde siyasi denetimi yetki-sorumluluk mekanizması, hukuki denetimi, idari denetimi hukuk ilkeleri çerçevesinde, kurumlar hiyerarşisi ve hukukun denetimi ise hukukun üstünlüğü çerçevesinde kelimenin gerçek anlamıyla bağımsız yargı yapar. Bu şemanın mevcut olmaması ya da kötü çalışması, kazalara uğraması, sorunların başlangıç noktası demektir. Toplumdaki iletişim kanallarının tıkanması demektir. Başka bir deyişle, bu dönüşüm sadece demokrasinin değil, huzur ve refahın da yegane arıcıdır. Bu engellendikçe krizler kaçınılmaz olur... Türkiye'de de bu tür krizleri üreten, demokratik şemanın çalışmasını engelleyen bir yapının rafa kaldırılmasının ilk adımları atılıyor. 7. Uyum Paketi'nde Silahlı Kuvvetler'in siyasi hayatta oynadığı role zemin hazırlayan, devlet içinde denetimsiz ve özerk bir alan işgal etmesine imkan sağlayan yasalar ciddi bir değişikliğe uğruyor. Yetki-sorumluluk mekanizmasını bozan, siyasi iktidarları devlet iktidarının icra memuru haline çeviren askeri vesayet yapısının ana unsuru, "mali-idari-siyasi özerklik üçlüsü" yeni düzenlemelerle bir ölçüde kırılmıştır. Silahlı Kuvvetler'in devlet alanı içindeki özerk yeri cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, özellikle darbeler dönemini başlatan 1960 sonrası eylem alanı sürekli genişleyen bir sürece tekabül etmişti. Bu süreç ilk kez tersine dönüyor. İlk kez askerin kazandığı bir alan ya da alanlar sivillere tekrar devrediliyor. Bunun değeri ortadadır Bu yolla sistemin sivilleşmesi yönünde ilk ışıklar ortaya çıkmaktadır. AKP hükümetinin, AB rüzgarını arkasına alarak, ordu içinde yaşanan çatlama ve şahinler cuntasının zamanlaması kötü ve az akıllı çıkışlarından ileri gelen "askeri siyaset yıpranması"nı iyi kullanarak attığı cesur adımlar sonuç vermiştir. Bu gelişme Türkiye için sivilleşme ve demokrasi yönünde ciddi bir adım olduğu kadar, AB hattında ciddi bir kazanımı ifade ediyor. Bu gelişme fiili açıdan, ordu içindeki "şahinler cuntası"nın çökmesini gösteriyor. Simgesel açıdan 28 Şubat'ın ve benzeri mantıkların "tarihi iflası"nı tescil ediyor. 7. Uyum Paketi'ndeki değişikliklerin en önemli yönü, MGK Genel Sekreteri'nin başbakan adına kullandığı icracı yetkilerinin sona ermesi, bu yolla MGK'nın işlevini doğrudan doğruya etkileyecek bir değişikliğin gerçekleştirilmesidir. Genel Sekreter bundan böyle başbakan adına kamu kurum ve kuruluşlarını denetleme, onlardan bilgi alma, bilgi isteme, uygulamalarını milli güvenlik siyaset belgesine göre yapmalarını isteme ve bu yönde denetleme, kurul kararlarının uygulanması takip yetkilerine sahip olamayacaktır. Genel sekreterin sivillerden de seçilebileceği hükmünün gelmesi, seçim yetkisinin Genelkurmay'dan Başbakan'a aktarılması, kurulun toplantılarının bir aylık periyodlardan iki aylık periyodlar taşınması da son derece önemli gelişmelerdir. Paket, askeri harcamalardaki denetimsizliği de bir ölçüde kırmaya çalışmaktadır... Bununla birlikte, bazı değişmezler de yerlerini korumaktadır. Değişikliklerin analizini, eski yapıyla karşılaştırılmalarını, anlamını ve değişmezleri, yani atılması gereken diğer adımları yarından itibaren bir süre ele alacağız… Kısacası, başlamakta olan devrimi ve çapını tartışacağız…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |