|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçtiğimiz haftalarda köşe yazarlarının ne işe yaradığı üzerine tartışmalar yapıldı. Tartışmalara katılmakta biraz geç kalmış olmakla birlikte, haftada bir yazmak ile ilgisi kurularak mazur görüleceğini ümit ediyorum. Yazmak istediğim halde gündemi geçtiği için yazamadığım pek çok konu oluyor. Geç de olsa gündeme eklemlenmeyi pek tercih etmiyorum. Ama bu defa durum farklı. Köşe yazarlığı ne işe yarıyor sorusuna cevap ararken "hazır düşünce kalıpları" tüketimine ulaşacağımız için konuyu önemli buluyorum. Otuz yıl önce, gazeteler dünyadan haberdar olmak için takip edilirken; günümüzde, edinilen haberlerin değerlendirilmesi şeklinde bir talebi yerine getiriyor. Her geçen gün artan köşe yazarları bu durumu izah etmek için önemli bir gösterge olarak kabul edilebilir. Cemaat havasından sıyrılarak birey olduğunu düşündüğümüz insanlar esasında dini/geleneksel cemaatlardan sıyrılıp modern/post modern cemaatlara tabi oluyor. Gazetelerin köşe yazıları hayatı anlamlandırmakta zorlanan, yoğun haber bombardımanı altında edinmiş olduğu bilgileri düzenleyip değerlendirmekte güçlük çekenler için sığınılacak coğrafyalar olarak görülüyor. Kamuoyu, belli yazarlara intisap etmiş kişilerin ödünç aldıkları fikirleri aşk ile savunanlardan oluşuyor. Çok satan gazeteler her türlü fikri ayrılığı, mizaç ve meşrep farklılığını saldırgan ya da munis; anarşist ya da geleneğe bağlı duruşu kendi sayfaları içinde bir araya getirerek okuyucu talebini karşılamaya çalışıyor. Eskiden gazeteler bir okul iken günümüzde bu işi tek başına köşe yazarları icra ediyor. Aynı gazeteyi okuyan kişilerin gazetenin genel yaklaşımını çoğu defa atlayarak sadece bağlı oldukları köşe yazarının düşüncelerine ulaşmaları köşe yazarları ve okuyucuların oluşturduğu cemaat havasının "hijyenik " olmasını sağlıyor. Gazeteleri, İnternet ortamından takip eden gençler için köşe yazarları küfretme, alkışlama, saldırma ihtiyaçlarını karşılayan tetikçiler olarak değerlendiriliyor. Hazır giyimin, paket programın, markanın, hayat tarzının, ontolojik değerlerin yerine ikame edildiği günümüzde köşe yazarları kolay tüketilebilecek yazılar yazarak kendi yazarlık süreçlerini markalaştırıyor. En çok okunan köşe yazarları sıralamaları, yazarların kendilerini bir ürün olarak algılamalarını pekiştiriyor. En çok okunan köşe yazarı olmanın belli kriterleri var. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur hükmüne muhatap olmamak için köşe yazarlarının alışkanlık oluşturacak kadar fazla yazmaları gerekiyor. Bu haftada en az dört yazıya tekabül eder. Üç yazı hafta içi yazılmalı bir yazı muhakkak hafta sonu yayınlanmalıdır. Yenilenler ve içilenlerin anlatıldığı adeta kaf dağının ardına geçildiği izleniminin verildiği, "farklı mekanlar"da gezdirilen kalemlerle okuyucuda "sanki gitmiş/sanki yemiş" izlenimini duyumsattığı için; arz edilenin geri dönme riski hemen hemen hiç yoktur. Siyasi, ekonomik ve spor yazıları yazanlar son yıllarda "hayat tarzı yazarlığı" vadisinde daha çok buluşmaya başlamışlardır. 80'lerden günümüze titizlikle uygulanan apolitik icraatlar, fikirlerin yerine hayat tarzı ideolojilerini geçirmiştir. En çok okunan köşe yazarlarının kendi adasının önünde nöbet tutanlardan çıkması bir tesadüf değildir anlayacağınız.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |