|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yazılarını zevkle okuduğum, ilkeli, tutarlı ve (Türkiye'de geçerli bir nitelik olarak) cesur köşe yazarımız Kürşat Bumin Bey'in, bir yazım dolayısıyla istedikleri açıklamayı (konuyu biraz daha açmayı) gerçekleştirmek üzere iki yazı yazmam gerekti. Bu yazıda, daha önce "Avrupa Birliğinde Müslümanlar" ve "Birlik, Beraberlik, Çoğulculuk" başlıklı iki yazımdan –konunun bütününe ışık tutması amacıyla- iki uzun iktibas yapacağım. İkinci yazımda da akla gelen sorulara cevap vereceğim. "İslam'ın hedefi: İslam, diğer ilâhî/semâvî dinlerin geldiği kaynaktan, Allah tarafından, vahiy yoluyla gönderilmiş, en son ve en kâmil dindir. Bu din geldikten sonra Allah, başka dinleri (bir başka yoruma göre ise aslı ve özü bozulmamış ilâhî dinler demek olan İslam'dan başka bir dini) asla kabul etmeyeceğini bildirmiştir (Al-i İmran: 3/85). Kur'an'daki pekçok âyetin ortak ifadesine göre İslam'a inananlar Allah katında başkalarından üstündür, birbirlerinin kardeşleridir, hür iradeleriyle Allah'a itaat ve kulluk etme emanetini yüklenmiş, bu yüzden -yalnızca diğer insanlar gibi potansiyel olarak değil, aynı zamanda fiilen- yaratılmışların en üstünü olmuşlardır. Kutlu ve kutsal bir misyon yüklenmişlerdir: "Zorlamadan, herkese din hürriyeti vererek insanlara İslam'ı anlatmak ve sevip benimsemeleri için çaba sarfetmek". Müminler hem kendi maddî ve manevî değerlerini korumak hem de bütün dünyada adalet ve din hürriyetini sağlamak için -bunların düşmanlarına karşı- güçlü olmak durumundadırlar. Allah'ın vahyettiği ve bu vahye dayalı olarak ictihad yoluyla elde edilen hayat kuralları uygulanacak ve bunlar -zıt, ters ve uyumsuz olan- başkalarıyla değiştirilmeyecektir. Müslümanlar'ın dinden ve buradan beslenmiş bulunan kültürden oluşmuş değerleri toplumun yüksek değerleri olarak muhafaza edilecek, bunlara ters düşen değerler toplum tarafından reddedilecek, dışlanacaktır. İslam toplumu bir erdemli insanlar toplumu olacak, bu nitelikleriyle diğer insan gruplarına örnek olacaklardır. Müslümanlar'ın dinleri ve şereflerine ilave olarak hayatları, akılları, malları ve nesilleri korunacaktır. Bir müminin yakından uzağa bütün diğer insanlara karşı ödevleri ve sorumlulukları vardır ve o bu dünyayı geçici bir imtihan yeri olarak bilir, nihai amacı Allah'ın rızasını, cennet ve cemalini elde etmektir... "İslam'a göre insanların birlikteliğini, "birlik" ve "beraberlik" terimleriyle ifade ederek ikiye ayırıyorum: Birlik Müslümanlar arasındaki sosyal ilişkinin veya bağın adıdır. Müslümanlar birbirlerinin kardeşleridir; bu kardeşlik ilişkisi laf olsun diye söylenmemiştir, onun getirdiği hukuki, ahlaki, dinî ve ictimâî yükümlülükler vardır. Beraberlik ise Müslümanlar ile ötekilerin; yani başka din, inanç ve dünya görüşü sahiplerinin ilişkisidir veya aralarındaki birliktelik bağının adıdır. Müslümanlar bir yerde iktidarı ele geçirip kendi ilke ve değerlerine dayalı bir sisteme göre ülkeyi yönetmeye başladıklarında, birlik ve beraberlik bağları bakımından insanları dört guruba ayırmak gerekir. a) Ülkede yaşayan Müslümanlar. Bunlar ülkenin, hem genel hem de Müslümanlar'a mahsus kanunlarına tâbidir ve haklardan tam olarak yararlanır, ödevlerini de yerine getirirler. b) Ülkede devamlı yaşayan gayr-i müslimler: Bunlarla anlaşma yapıldığı ve kendilerine birtakım haklar verildiği (haklar teahhüt edildiği) için kendilerine, teahhüt verilmiş gayr-i müslimler anlamında ehl-i zimmet veya zimmî (zımmî değil) denir. Zimmîler Müslümanlar'ın eşiti ve kardeşleri değildirler, ancak onlara temel haklar (liyakat ve ehliyete bağlı olanlar değil, insan ve vatandaş olmaya bağlı olanlar) tanınır, bu haklardan yararlanarak Müslümanlar'la beraber yaşarlar. Temel haklar içinde din ve düşünce özgürlüğü de vardır. c) Başka ülkelerde yaşayan Müslümanlar: Bunlar İslam ülkesine gelip yerleşerek bugünkü deyişle vatandaş olmadıkça –Müslümanlar'ın egemenliği başka ülkeleri kapsamadığı için- devletin/toplumun koruma ve sahiplenmesi hakkından yararlanamazlar, ama uluslararası kurallar çerçevesinde onların da hakları korunmaya çalışılır. d) Bu üç gruba girmeyen insanlar başka ülkelerin başka inançtaki vatandaşları ve sakinleridir. Bunlarla ilişki kural olarak barış ilişkisidir; ancak barış içinde yaşarken insan hak ve özgürlüklerini çiğnemeleri muhtemel yabancılara karşı İslam ülkesinin uyanık ve hazırlıklı olması gerekmektedir; çünkü Müslümanlar, bütün insanlara karşı yapılan zulmü engellemekle yükümlüdürler."
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |