T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bir vatandaş 10 turiste bedeldir!

Bazen burnumuzun dibindeki hazineyi görmez, ulaşılması zor meşakkatli ve külfetli gelirleri elde etmeye çalışırız. O tarafta on kazanacakken bu tarafta kazanılan bir ile avunuruz. Yine bazen kendi insanımıza uygulanan insanlık dışı muameleleri görmezden gelir yabancı uyruklu insanlara yapılan kimi muameleleri irdeler dururuz.

İşte bu eksikliklerimizden biri de yurt dışında ikamet eden vatandaşlarımızla ilgili hukukumuz ve uygulamalarımızdır.

Büyük çoğunluğu Avrupa ülkelerinde ikamet eden ve gurbetçi denmesinden de rahatsız olan vatandaşlarımız, kendi öz ülkelerindeki ilkellikler karşısında buruklar.

Her sene tatillerini vatanlarında geçirmeyi iştiyakla arzuluyorlar. Lakin karşılaştıkları ilkellikleri gözönünde bulundurarak birkaç senede bir ziyareti yeğliyorlar.

Mesela ülkeye turist celbetmek için milyonlarca dolarlık yatırım yapılıyor, tanıtım faaliyetlerine dünyanın parası aktarılıyor. Oysa öte yanda vatan hasreti çeken 5 milyon civarında vatandaş yüreğindeki vatan hasretine rağmen ziyaretten vaz geçiyor. Halbuki yurt dışında ikamet edip tatilini Türkiye'de geçiren her vatandaşımız en az 10 turistin bıraktığı dövizi bırakıyor. Evet tatilini Türkiye'de geçiren bir Türk vatandaşı en az 10 turistin bıraktığı dövizi bırakarak ayrılıyor. Amma velakin biz onların ülkeye girişini kolaylaştıracağımız yerde zorlaştırıyoruz.

Mesela karayoluyla gelen vatandaşlarımızın sadece Türk gümrüklerinde maruz kaldıkları zorluklar ve keyfi uygulamalar onların ertesi sene ülkeye gelme şevkini kırmakta hatta kendi ülkesinden nefret etmesine sebep olmaktadır.

Vatandaşlarımızın özellikle Romanya ve Bulgaristan'da maruz kaldıkları kötü muamele, hırsızlık, soygun, polislerin gereksiz ve fahiş cezaları ve taciz olayları karşısında maalesef hükümetlerimiz bu güne kadar sessiz ve tepkisiz davranmıştır. Hükümetlerimiz bu ülkelerle yol güvenliğini artıracak ciddi temaslar yapmak yerine kendi gümrüklerinde saatlerce bekleterek vatandaşına eziyet etmiştir.

Hele triptik denilen ve dünyanın hiçbir yerinde benzeri bulunmayan uygulama vatandaşları çileden çıkarmaktadır. Triptik denilen ve bir kuruluşa gelir temin etmekten başka bir işlevi bulunmayan bu garip uygulamanın mantığını kim nasıl izah eder bilemem.

Yurt içinde de gurbetçi (Alamancı) muamelesinden bıkan vatandaşlarımız artık çok sık gelmeyi düşünmemektedirler.

Yukarıda söylediğim gibi sadece ekonomik yönden bakılsa bir vatandaşımızın tatilinde ülkeye bıraktığı döviz en az 10 turistin bıraktığından daha fazladır. Fakat olaya sadece ekonomik gelir perspektifinden bakmak da yanlıştır. Çünkü ekonomik gelir yerine giderimiz de olsa vatandaşlarımızın hukukunu korumamız gerekmektedir. Hem AB'ye üyelik için çalışıp hem de kendi vatandaşlarını kimi haklardan mahrum bırakmamızın tutarlı bir mantığı yoktur.

Mesela yurt dışında ikamet eden vatandaşlarımızın oy hakkını hâlâ teslim edebilmiş değiliz. Türk hudut kapılarında kurulan birkaç sandık ile kendimizi kandırmayı bir an önce bırakmalıyız.

Bulunduğu ülkenin vatandaşlığını (çifte vatandaşlık) da almış olan vatandaşlarımız Türkiye'den izin almak gibi hiçbir mantıklı gerekçesi bulunmayan yasal uygulamadan habersiz oldukları için büyük sıkıntılara maruz kalmaktadırlar. Bir taraftan çifte vatandaşlık teşvik edilirken öte yandan bir yığın mevzuata boğulması Batı'daki kolaylıklara alışmış vatandaşımızı ülkesine karşı soğutmaktadır!

Öte yandan kendi ülkesinde yatırım yapmak isteyen Türk vatandaşları bürokratik engellerle karşılaştıkları için ülkelerine yapacakları yatırımı başka bir memleketlere kaydırmaktadırlar. Mesela, Romanya'daki tekstil yatırımlarının %80'i İngiltere ve Hollanda'da yaşayan Türk girişimciler tarafından yapılmıştır ve bu kurumlar 200 bin ile 300 bin kişiye iş sahası açmıştır.

Teknoloji ve makine transferindeki bürokratik zorluklar kaldırılmalı ve müteşebbislerin önü açılmalıdır. Yurt dışında ikamet eden vatandaşlarımızın istismarcılardan korunması istikametinde ciddi politikalar üretilmeli ve kandırılmalarının önüne geçilmelidir.

Türkiye'deki mevcut ticaret ve sermaye kanunları çağa ve Avrupa ülkeleri standartlarına uygun hale getirilmelidir. Yatırımcıların haklarını koruyan ve onları teşvik eden bir konuma getirilmelidir.

Ayrıca, işçilerden para toplayarak oluşan holdinglerin ıslah edilmesine çalışılmalı, yatırımcıyı kandırdıkları tespit edilenler cezalandırılmalı; yatırımcıların hakları korunmalıdır.

Yurt dışında ikamet eden vatandaşlarımız hep ucuz döviz kaynağı olarak değerlendirilmişlerdir. Maalesef onlara hak ettikleri değer verilmemiştir. Artık onların da insan olduklarını bizim vatandaşlarımız olduklarını hatırlamamız ve vatanlarına koşarak gelmelerini sağlayacak kolaylıklar göstermemizin zamanı çoktan geçmiştir!


22 Aralık 2002
Pazar
 
Resul Tosun
RESUL TOSUN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED