Bu vahşet unutulmaz

Yol boyunca elbiseler, bez parçaları, kap kacak ve aile fotoğrafları uçuşuyordu. Bir fotoğrafı elime aldım. Genç bir Arnavut kadın 4 yaşındaki oğluna gülümsüyor. Arkasında "Rama Remziye, 16 Mart 1993" tarihi not düşülmüş. Yaşıyor muydu yoksa ölmüş müydü?Bu insanların hava saldırısında öldürüldüklerine dair hiç şüphem yok. NATO tarafından katledilmiş olmalarından korkuyorum. Öyleyse neden? Masum insanların katledildiği bu saldırıları NATO'nun üç veya dört uçağı yapmış olabilir. Bu da mı örtbas edilmeye çalışılıyor?Şarapnel parçaları insanları doğramıştı. Trezicki Most'ta cesetlerden birinin kafasının üst bölümü bıçak gibi kesilmişti. Beyni ve gözleri açıktaydı. Mor kazaklı ve çiçekli eteklikli bir kadının gözleri açık, yüzü bembeyazdı, boynu kesilmişti.Bir füze traktöre çarpmış, römorkunu yakmış ve herşeyi kavurmuş. Prizren Hastanesi'nin morgunda yerde 6 ceset yatıyordu. Göğsü parçalanmış bir kadın ve bir çocuk. Geri kalanları adları: Fikriye Sulca, Ömer Celca, Ferhat Bayrami, Persad Sanfili, Nercivar Zecin...

Yeni Şafak
Arşiv

Bir katliam bölgesinde durduğunuzda iki şey olur. Birincisi, insan ruhunun derinliklerini merak edersiniz. Ve sonra kendinize bununla ilgili kaç tane yalan söylenebileceğini sorarsınız. Sırplar'ın NATO bombardımanında öldüğünü söylediği 74 muhacirin yattığı Cakoviça-Prizren yolunda da farklı bir duygu yoktu. Başının yarısında aşağısı kanla yıkanmış, yarı kapalı kirpiklerinin arasından bana tatlı tatlı bakan genç ve güzel bir kızın cesedinin yanında durmamdan bir günden bile az bir zaman ve yaşlı bir adamın başsız vücudunun yanından kaçışımdan birkaç saat sonra, NATO sözcüsü Jamie Shea'nin o gün neler olduğunu dair çelişkili açıklamasını izledim.

Perşembe günü 4 otobüs dolusu korkmuş Arnavut kadın, çocuk ve yaşlı adamın siyah perdeler arkasında saklanmaya çalıştıklarını gördüm. Urasevaç yakınlarındaki boşaltılmış Pozeranç meydanında, 200'den fazla korkmuş, tükenmiş, siyah naylon poşetlere doldukları bir kaç giysisine sarılmış Arnavutlar, başörtülerini sıkı sıkı örtmüş yaşlı kadınlar, çocuklarını göğsüne bastırmış genç kadınlar, siyah bereli yaşlı adamlar kendilerini korumak için birbirlerine sokulmuş duruyorlardı. Son üç hafta içinde kimbilir kaç kez tekrarlanan bu olaylar yarım yüzyıl önce Doğu Avrupa'da olanları çağrıştırıyordu. Pozeranç'ta sadece birkaç saniye gördüğüm zavallı insanlar, 'temiz'lik gerekçesiyle 15 kilometre ötedeki Sırp sınırına götürülüyorlardı. Nefretten başka bir şey değildi. Pozeranç'ta ana cadde boyunca koşturan 4 attan başka hiçbir canlı kalmamıştı.

Prizren-Cakovica yolu üzerinde kalıntıları öylece bırakılan Kosovalı Arnavutlar'ın cesedi üzerine bu kadar siyaset yapmak niye? Sırplar bizim görmemizi istediği için mi? Sırplar'ın İttifak uçaklarının katliam yaptığına dair iddialarıyla, zaten zor durumda bulunan NATO'yu utandırmak için mi? Yoksa Sırplar'la düşmanlarının aynı olduğunu ispatlamak için mi? Hayır, bu ölüm yolu ve cesetler NATO'nun propagandasına bir meydan okuma değil. Tüm değerlerimiz adına NATO'nun bunu açıklaması lazım. Deliler ise iç organları dışarıya çıkmış insanlarla, bombaların açtığı kraterlerin bulunduğu yolda yatıyor.

Şarapnel parçalarının çoğu öyle keskindi ki dokunanların elini kesiyordu. Cesetler bomba parçalarının onları nasıl diri diri doğradığını gösteriyordu. Trezicki Most'ta yatan 40'lı yaşlardaki bir adama ait olan cesetlerden birinin kafasının üst bölümü bıçak gibi kesilmişti. Beyni ve gözleri açıktaydı, sanki bir aktörün maskesine benziyordu. Mor kazaklı ve çiçekli eteklikli orta yaşlı bir kadının gözleri açık ve yüzü bembeyazdı, boynu kesilmişti. NATO bu silahların başka ülkelere satılanlar olduklarını iddia edebilir ve bunların içinde de Balkan ülkelerinin olduğunu ileri sürebilir. Her durumda NATO Yugoslav Hava Kuvvetleri'ne ait uçakların bu katliamı yaptığını ileri sürebilir. Sırplar'ın böyle bir risk alarak bombalamaların yapıldığı yere gidip bu sahneyi hazırlaması oldukça güç. Hava saldırılarının hâlâ sürdüğü bölgede bu manzarayı oluşturmaya kesinlikle zamanları olmamıştır.

Gradis'te daha önce 1991'de Körfez Savaşı'nda gördüğüme benzer A-10 Amerikan 'Tankbuster'larının açtığına benzer izler vardı. Ancak yol üzerinde hiçbir tanka ait iz yoktu. Sadece traktör ve römoklar vardı. Aynı yol üzerinde kilometrelerce bazıları yanmış, bazıları devrilmiş traktörler bulunuyordu. Karşılaşabildiğimiz sınırdan geldiklerini söyleyen bazı Arnavutlar, Sırplar tarafından önce Cakoviça'ya sonra ise Prizren'e gitmeye zorlandıklarını ancak, yanlarında Sırp eskortu bulunmadığını söylediler.

Yoldaki terörü anlamak benim için zor değil. Cesetlerin arasından Terecizki Most'a giderken NATO uçakları bir kilometre ötemize bomba attı. Havayı izledik. Zaman zaman görmesek de NATO jetlerinin dalışlarını duyabiliyorduk. Açık yeşil tarlaları koyu bir duman kaplıyordu. Bölgede yapılan hava saldırılarının askeri noktaları hedef aldığının iddia edilmesine rağmen bunun delili olarak herhangi bir ize rastlamadık. Ne bir tüfek, ne de bir parça kurşun. Yolda çok sayıda cam parçası vardı. Ancak askeri bir araçta olan cinsten değil. Bu hava saldırısının kurbanları siviller gibi görünüyor. Terezicki Most'ta 13 ceset saydım. Bir füze traktöre çarpmış, römorkunu ateşe vermiş ve içindeki herşeyi kavurmuş. Prizren hastanesinin morgunda yerde 6 ceset yatıyordu. Göğsü parçalanmış bir kadının sağında zayıf bir çocuğun kanlar içindeki yüzü. Geri kalanları adları: Fikriye Sulca, Ömer Celca, Ferhat Bayrami, Persad Sanfili and Nercivar Zecin.

Yol boyunca elbiseler, bez parçaları kap kacak, fotoğraf albümleri ve aile fotoğrafları uçuşuyordu. Bir fotoğrafı elime aldım. Genç bir Kosovalı Arnavut kadın 4 yaşındaki T-shirt giyen oğluna gülümsüyor. Arkalarındaki koltukta ailenini diğer üyeleri oturuyor. Bir vesikalık fotoğrafın arkasında ise Rama Remziye diye bir kadın adı ve 16 Mart 1993 tarihi not düşülmüştü. Yaşıyor muydu yoksa ölmüş müydü? Ya küçük çocuğun ailesi ve kardeşleri çarşamba günkü saldırıda parçalarına ayrılanlar arasında mıydı? Eğer kurtuldularsa, ailelerinden ölenlerin niye öldüğünü bilmek istiyorlardır. Eğer öldülerse biz niye öldüklerini bilmek istiyoruz.

Bu insanların hava saldırısında öldürüldüklerine dair hiç şüphem yok. NATO tarafından katledilmiş olmalarından korkuyorum. Eğer öyleyse neden? Masum insanların katledildiği bu saldırıları NATO'nun üç veya dört uçağı yapmış olabilir. Tren saldırısından sonra bunu örtbas etmeye mi çalıştılar? Daha da kötüsü NATO pilotlarından biri korkunç birşey yaptı da daha sonra bununla ilgili yalan mı söyledi? NATO bunları bize açıklayabilir. Prizren Cakovica yolu üzerindeki masum insanların cesetlerini arasında yürüyen bizler NATO'dan gerçeği anlatmasını bekliyoruz. ------- ARA BASLIK ------------------

------- Geri OKU ------------------

<ımg src="/images/geri.gif" wıdth="63" heıght="27" border="0" alt="Geri">ımg