BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu.
Destici konuşmasında, terörsüz Türkiye süreci ile ilgili, “Önce PKK tüm unsurlarıyla tüm silahlarını bırakacak denildi. Bırakmak dediğimiz devletin ilgili kurum ve kuruluşlarına teslim edecek. Bununla beraber aynı zamanda PKK tüm uzantılarıyla kendini feshedecekti. Ondan sonra devlet, hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisi elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel niteliklerini muhafaza ederek. Türk kimliğimiz, Türkçemiz başta olmak üzere. Bu tür temel nitelikleri muhafaza ederek birtakım yasal veya anayasal düzenlemeler hazırlayacağı ifade edilmişti. Bugün geldiğimiz noktada iş tersine dönmüş gibi gözüküyor. Önce yasal düzenleme, sonra silah bırakma. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yoktur. PKK güvenilmez bir kanlı terör örgütüdür. Kendi kararını kendi verecek bir örgüt değildir. ABD, İsrail başta olmak üzere bugüne kadar kendini destekleyen devletler aklıyla yönetilmektedir. Surda gedik açmalarına müsaade etmemeliyiz. Silah bırakmadan, kendilerini feshetmeden onları meşrulaştıracak hiçbir adım atmamalıyız. Bizim ilkesel olarak duruşumuz bellidir. Büyük Birlik Partisi’nin duruşunu bir kere daha buradan net olarak ifade ediyorum. Duruşumuz budur” diye konuştu.
‘Dava arkadaşları olarak bu mesuliyeti üzerimizde taşıyoruz’
Destici, 2009 yılında Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili yürütülen soruşturmaya ilişkin, şunları söyledi:
"Büyük Birlik Partisi olarak elbette ki bu şehadet sürecinin hem resmi, hukuki, fiili tabii ki tarafı ve müdahiliyiz. Olayın ilk gününden bugüne kadar da Büyük Birlik Partisi olarak sürecin her noktasını ve hiçbir noktasını atlamadan takip ettik ve takip etmeye devam ediyoruz. Bunu bir gurur meselesi olarak ifade etmiyorum. Bu bizim bir vazifemiz, bir mesuliyetimiz.
Hem Müslüman, insan olarak hem şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve onunla birlikte şehadete yürüyen arkadaşlarımızın geride bıraktığı dava arkadaşları olarak bu mesuliyeti üzerimizde taşıyoruz. Bütün kamuoyu şahittir ki, Büyük Birlik Partisi bu 17 yıllık süre içerisinde tavizsiz bir şekilde bu sürecin takipçisi ve sorgulayıcısı olmuştur. Dosyanın 12 Haziran'da Kahramanmaraş’tan Ankara’ya gelmesi, bu soruşturma açısından, tarihi bir olaydır. Yeni bir aşamadır, yeni bir süreçtir. Ve bu sürecin sonuçları mutlaka görülecektir.
Ve biliyorsunuz, Ankara'ya geldiği zaman Adalet Bakanımızın kendisine teşekkür ediyoruz. Bu konudaki kararlılığı için. Adalet Bakanımız birinci açıklamasında ne dedi; bu çok önemlidir ve çok kıymetlidir. ‘Soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ile tasarlayarak kasten adam öldürme suçlarını işledikleri değerlendirilen 29 şüpheli tespit edilmiş. Ve bunlarla ilgili operasyonlar düzenlenerek gözaltı kararı uygulanmıştır.’ Buradaki en dikkat çekici cümle, soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ile tasarlayarak kasten adam öldürme suçundan. Bu 17 yılın süreçte çok net ifade edilen bir açıklamadır. Bu çok kıymetli bir açıklama. Bu açıklama, soruşturmanın hangi çizgide yapıldığını göstermektedir. Hangi hukuki zemin üzerinde yapıldığını göstermektedir. Yani çok ciddiyetle yapıldığını göstermektedir. O anlamda çok kıymetlidir."
Destici sözlerini şöyle tamamladı: