Eski KKTC Ulaştırma Bakanı Arıklı: Herhangi bir sorumluluğum varsa milletvekilliğini bırakırım

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Girne açıklarında 30 Ağustos’ta meydana gelen gemi faciası sonrasında görevden alınan eski KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, kazaya ilişkin açıklamasında, "Herhangi bir hatam, herhangi bir sorumluluğum varsa bırakın istifayı, milletvekilliğini bile bırakırım" dedi.

Eski KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı

Görevden alınan KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, olağanüstü toplanan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda, 30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kazanın meydana geldiği gün yaşananları anlatan Arıklı, geminin 12.00 sıralarında hareket ettiğini ve yaklaşık 20 dakika sonra su almaya başladığını söyledi. Arıklı, olaydan yaklaşık 5 ila 10 dakika sonra acil yardım çağrısı (SOS) yapılmaya çalışıldığını belirterek, çağrının "normal standartlara uygun olmadığını" söyledi.

  • Kısa süre içerisinde olay yerine gittiğini belirten Arıklı, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman dahil yetkililerin bölgeye geldiğini, kurtarma çalışmalarının ardından kriz masası oluşturulduğunu anlattı.

"Tek hedef ben gösterildim"

Kazanın duyulmasının ardından kendisinin hedef gösterildiğini savunan Arıklı, geminin sefere çıkmasına kendisinin talimat verdiği, teknik açıdan sorunlu gemiye izin verdiği, kaptanın belgesinin kabul edilmesini istediği ve meteorolojik şartların uygun olduğuna ilişkin talimat verdiği yönünde iddiaların ortaya atıldığını söyledi.

  • Arıklı, söz konusu iddiaları reddederek, kazanın sonrasındaki günde bakanlık yetkilileriyle basın toplantısı düzenleyerek belgeler üzerinden açıklama yapmak istediğini, ancak Başbakan Ünal Üstel’in kendisinden açıklama yapmamasını istediğini söyledi.

Kendisine yönelik "siyasi sorumluluk gereği istifa" çağrılarını da değerlendiren Arıklı, "Ben ne hata ettim? O ana kadar başarıyla uygulanan hangi kuralı, hangi işlemi ortadan kaldırdığımda bu gemi kazaya uğradı? Yeni bir kural mı koydum? Mevzuatta bir değişiklik mi yaptım?" diye konuştu.

"Gemilerin denetim yetkisi Türk Loydu’na devredildi"

Geminin teknik denetimine ilişkin eleştirilere de cevap veren Arıklı, Limanlar Dairesi bünyesinde gemileri denetleyecek uzman personelin bulunmadığını belirtti.

  • Arıklı, gemilerin teknik denetimi ve sınıflandırma işlemlerine ilişkin yetkinin 2003 yılında Türk Loydu’na devredildiğini, daha sonraki yıllarda yapılan anlaşmalarla uygulamanın sürdürüldüğünü söyledi. "Limanlar Dairesi’nde gemiyi denetleyecek sörvey yok" diyen Arıklı, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

"Gemilerimiz gider Türk Loydu’nun incelemesinden geçer. Türk Loydu’nun denetlemesi 5 yıl geçerlidir ve her yıl tekrar gözden geçirilir. Bu gemi de 2024 yılında Türk Loydu’nun denetiminden geçmiş, klas belgesini almış."

Mayıs ayındaki su alma olayı ile kaza arasında bağlantı iddiaları

Arıklı, geminin Mayıs ayında su aldığına ilişkin görüntülere de değindi. Söz konusu olayla ilgili bakanlığa resmi bir şikayet dilekçesi ulaşmadığını söyleyen Arıklı, sosyal medyada yayımlanan görüntülerin dikkate alınarak Filo Denizcilik’in Liman Başkanlığı tarafından uyarıldığını belirtti. Arıklı, şirketin bunun üzerine Akdeniz Tersanesi’ne gittiğini ve gemide bakım-onarım işlemleri yapıldığını ifade etti. Arıklı, "Akdeniz Tersanesi’nde bütün detaylarıyla gemi gözden geçirilmiş. Rapor burada. 2 Haziran. Türk Loydu gelmiş. Gerçekten bu işlemler yapıldı mı, yapılmadı mı, onlar incelenmiş, röntgenleri çekilmiş" dedi.

  • Geminin 2 Haziran 2026 tarihindeki son denetimi sırasında su alma veya buna yol açabilecek bir problem bulunup bulunmadığı yönündeki soruya cevabında ise Arıklı, bu sorunun Türk Loydu tarafından cevaplanması gerektiğini söyledi.

Mayıs ayındaki su alma olayıyla 30 Ağustos’taki facia arasında bağlantı bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapmayan Arıklı, "Bunu kaza kırım ekibi cevaplandıracak. Bizim bu konuda şudur, budur deme şansımız yok" ifadelerini kullandı.

"Kaza yapmış olması sefere çıkmasına engel değil"

Geminin daha önce kaza yaptığı halde yeniden sefere çıkmasına izin verilmesine ilişkin eleştirileri de cevaplayan Arıklı, "Bir geminin kaza yapması onun sefere çıkmasına engel değil. Önemli olan kurallara uygun bir şekilde tamirinin, bakımının yapılıp yapılmadığıdır. Onu da kontrol edecek olan, denetleyecek olan Türk Loydu’dur" dedi.

  • Türk Loydu’nun yaptığı işlemlerin ve Akdeniz Tersanesi’ndeki bakım-onarım çalışmalarının nasıl denetlendiğinin Meclis Araştırma Komitesi ve yargı sürecinde ele alınacağını ifade etti.

"Limanlar Dairesi’nde Denetleme Kurulu diye bir kurul yok"

Arıklı, Limanlar Dairesi bünyesinde "gemi denetim kurulu" bulunduğu yönündeki açıklamalara da karşı çıktı. "Sörvey" personelinin gemi, yük ve ekipmanın teknik standartlara ve mevzuata uygunluğunu inceleyen teknik personel olduğunu anlatan Arıklı, "Limanlar Dairesi’nde denetleme kurulu diye bir kurul yoktur. Yasal mevzuatta da yeri yoktur. Sörvey Amirliği vardır ve maalesef ülkemizde sörvey yoktur" ifadelerini kullandı.

  • Arıklı, 2019 yılında bir kaptanın sörvey eğitimine gönderildiğini, 2020’de sertifikasını almasına rağmen sörvey yerine sicil memuru olarak atandığını belirterek, bu konunun da Meclis Araştırma Komitesi tarafından incelenmesi gerektiğini söyledi.

"Kaptanın ehliyeti geçerli, mürettebat konusunda bunu şirkete sormak gerekiyor"

Faciada gemi kaptanının ehliyetinin geçersiz olduğu yönündeki iddialara da değinen Arıklı, kaptanın belgesinin Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Gemi Adamlarının Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları (STCW) kurallarına göre geçerli olduğunu savundu.

Limanlar Dairesi’ne sunulan yabancı ülkelere ait kaptanlık belgelerinin ilgili ülkenin denizcilik makamları ve IMO kayıtları üzerinden kontrol edildiğini belirten Arıklı, ardından denklik işlemi yapıldığını söyledi. Arıklı, "Kaptan’ın IMO ve STCW kurallarına göre ehliyeti geçerli. Mahkemede de bu ibraz edildi. Ama mürettebat konusunda bunu şirket yetkililerine sormak gerekiyor. Bunu hem buradaki komite yapacak hem de mahkemede şu anda bu konu konuşuluyor" ifadelerini kullandı.

"Limandan çıkış öncesi evrak kontrolü yapılır"

Geminin limandan ayrılmadan önce gerekli kontrollerden geçirilip geçirilmediğine ilişkin de konuşan Arıklı, Limanlar Dairesi tarafından çıkış öncesinde evrak kontrolü yapıldığını söyledi. Arıklı, "Sadece evrak üzerinde kontrol yapılır. Limanlar Dairesi, Liman Başkanlığı gemiye girip de şu, bu vesaire gibi bir kontrol yapmaz. Böyle bir uygulama yok" dedi.

  • Geminin kalkışına bakanlık tarafından müdahale edildiği yönündeki iddiaları da reddeden Arıklı, geminin saat 12.00 için kalkış izni aldığını söyledi. Arıklı, ilk ihbarın 12.10 civarında yapıldığını, KKTC Sahil Güvenlik unsurunun ise kısa süre içerisinde bölgeye ulaştığını ifade etti.

"Kaptan ve ikinci kaptanın ciddi hatası var"

Gemiden yapılan yardım çağrısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıklı, kaptan ve ikinci kaptanın çağrıyı kurallara uygun biçimde yapmadığını ileri sürdü. Arıklı, "Her ne kadar kaptan ve ikinci kaptan kurallara uygun bir şekilde (çağrı) vermediyse, Güney Kıbrıs’taki radyo ve bizim Kıyı Emniyeti Radyosu olayı öğreniyor ve onlar vasıtasıyla derhal Sahil Güvenlik uyarılıyor. Burada da kaptanın ve bana göre ikinci kaptanın ciddi hatası var" dedi.

  • Bu konuların devam eden yargı süreci ve Meclis Araştırma Komitesi’nde ele alınacağını kaydeden Arıklı, mürettebatın acil durumlara yönelik yeterli eğitim alıp almadığının da araştırılması gerektiğini ifade etti.

"Türkiye’den kaza kırım ekibi istendi"

Arıklı, kazanın ardından Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile görüştüğünü ve geminin neden battığını araştırmak üzere teknik ekip talep ettiğini söyledi. "Kazanın ikinci günü Türkiye Ulaştırma Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu’nu aradım. ‘Bizim maalesef bu geminin nasıl ve neden battığını inceleyebilecek teknik bir ekibimiz yok. Kaza kırım ekibiniz var, o ekibi buraya gönderin’ dedim. Yazılı da bunu istedim" ifadelerini kullanan Arıklı, ekibin bir sonraki gün KKTC’ye geldiğini belirtti.

  • Teknik ekibin çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Arıklı, hazırlanacak raporun hem Meclis Araştırma Komitesi hem de yargı açısından önem taşıyacağını ifade etti.

"Sigorta şirketleri ile görüşülecek"

Geminin sigortasına da değinen Arıklı, gemi ve yolcuları kapsayan sigorta bulunduğunu ve sigorta bedelinin 150 milyon olduğunu söyledi. Sigorta ekspertiz sürecinde hangi teknik incelemelerin yapıldığının ilgili sigorta şirketlerinden öğrenileceğini belirten Arıklı, devlet olarak sigorta şirketleriyle de görüşeceklerini kaydetti.

"Meteorolojik şartlar son derece düzgündü"

Facianın yaşandığı gün hava şartlarının geminin sefere çıkmasına engel olduğu yönündeki iddiaları da reddeden Arıklı, "Meteorolojinin şartları, hava durumu son derece düzgündü ve her gün yayınlanan meteoroloji raporları o gün de yayınlandı. Geminin kalkışında herhangi bir sorun yoktu" dedi.

  • Arıklı, kaptanın bir gün önce yaşanan fırtınanın ardından "ölü deniz dalgası" ihtimalini ve denize düşmüş sert bir cisme çarpma riskini hesaba katması gerektiğini savundu. Arıklı, "Süratli gitmemesi gerekiyordu. Dikkat etmesi gerekiyordu. Bunların hepsi dediğim gibi mahkemede konuşulacak olan şeyler" ifadelerini kullandı.

"Sorumluluğum varsa milletvekilliğini bile bırakırım"

Arıklı, konuşmasının sonunda facianın nedenleri ve sorumlularına ilişkin ayrıntıların devam eden yargı süreci ve Cumhuriyet Meclisi’nde oluşturulacak araştırma komisyonunun çalışmaları sonucunda ortaya çıkacağını söyledi. Kendisinin veya görev yaptığı bakanlığın sorumluluğu bulunduğunun kanıtlanması halinde gereğini yapacağını belirten Arıklı, şöyle konuştu:

  • "Anlattığımdan benim herhangi bir hatam varsa, herhangi bir sorumluluğum varsa bırakın istifayı, milletvekilliğini bile bırakırım. Ben benden önce uygulanan müspet icraatların, müspet kuralların herhangi birini kaldırmadım. Herhangi bir yeni kural da koymadım. En ufak bir kusurumuz varsa bu mahkemelerde, şurada burada kanıtlanırsa tekrar söylüyorum, hiç kimseye sormam, gereğini yaparım."