SERBEST PİYASA- ORHAN ORHUN ÜNAL
Binlerce liralık telefonunun zarar görmesini istemeyen vatandaşın artan ilgisiyle ekran koruyucuları satış rekoru kırıyor. Tekno-markette, mağaza vitrininde, internette ve tabi ki sokakta kısacası her yerde kırılmaz camları görmeniz mümkün. Marka ürünler, 50 ila 100 lira arasında değişirken, taklit olanlar 20 liradan alıcı buluyor. Telefonunuz ekranın üzerine düştüğünde şeffaf filmi kırılarak darbeyi emiyor ve cihaza zarar gelmesini engelliyor. Bu da sizi yüksek maliyetlerden kurtarıyor.
PAZARI YÜZDE 100 ARTTI
Ekran koruyucuların satış oranının bir önceki yıla göre yüzde 100'ün üzerinde arttığı ifade edilirken, ABD merkezli araştırma kuruluşu IDC'nin 2016 nisan ve haziran dönemi raporuna göre dünyada 343 milyon akıllı telefon satıldı. Yine IDC'ye göre yıl sonu itibariyle 1.4 milyar akıllı telefon satışı gerçekleşecek. Sadece ülkemizde 2002'de 23 milyon olan cep telefonu kullanıcısı 2015'te 73 milyona çıkınca, tekno-pazarın yan ürünleri de raflardaki yerini alıyor. Türkiye'de kayıtlı ekran koruyucu satışları şimdiden 30 milyonu geçmiş durumda. Masraflarıyla akıllı oldukları kadar insaflı olmalarını umduğumuz telefonların kayıtdışı piyasadaki getirileri ise dudak uçuklatıyor.
VATANDAŞIN İLK TERCİHİ SOKAK
2015'e selfie çubuğu satışları ile damga vuran seyyar satıcıların bu yılki gözdesi kırılmaz cam filmleri. Kayıtdışılığın vergi ve istihdam açısından verdiği zararı es geçmeyip, kimseyi de kırmadan sokağa çıkıyoruz. Tanesi 3 lira maliyetle toptan alınan Çin malı filmler vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Üsküdar'da satış yapan Hamza H., 10'ar liradan günde 30-40 adet cam film sattıklarını söylüyor. “Geçtiğimiz yıl selfie çubuğu peynir ekmek gibi satıldı" diyen Hamza H., aylık kazançlarının 4 bin lirayı geçtiğini paylaşıyor ve ekliyor: “Her yıl bir şey moda olur, sonra satışları da düşer. Hemen yeni ürün gelir. Haliyle biz de onun peşinden giderek ekmek paramızı kazanırız." Beşiktaş'ta çalışan Yavuz Akın ise, taşıması kolay ve her zaman talep olan bu ürünü küçük bir çanta ile özellikle Arap turistlerin olduğu yerlerde pazarlıyor. Günde 50'den fazla satabildiğini anlatan Akın, 3 akrabası ile dönüşümlü işi yapıyor. Kişi başına düşen aylık kazancın ise bin 500 olduğunu öğreniyoruz.
Tekno-markette 50 sokakta 10 lira
Uzun süredir planlı eskitme konusunda daha fazla hikâye duyuyoruz. Firmaların kasıtlı olarak ürün ömrünü kısa belirlemeleri ve sürekli tüketmeye zorlandığımız gerçeği artık daha belirgin. Bu yöntemin iktisattaki adı 'Planlı eskitme' amaç satışı artırmak. Yasal ama etik kısmı tartışmalı...
ŞENOL KAZANMASIN MI?
Planlı eskitme kavramını bize hatırlatan ise Şirinevler'de satış yapan Şenol T. "İnanın bendeki Çin malı ise teknoloji mağazasındaki de aynı. Buradaki taklit ise orada ucuz fiyata gördüğünüz yine taklit" diyor. Şenol bey, planlı eskitmeyi kendi deneyimleri ile anlatıyor: “Zaten mağazadan aldığınız da hemen bozuluyor. Sen 100 liralık ürüne para vermiyorsun, bendeki 10 lirayı da küçümseyip, gidip 50 liralık olanı alıyorsun. Sonuç hüsran." Kayıtdışı ekonomiyi eleştiriyoruz ve cevabı alıyoruz: “Ne yapalım abi. Ekmek parası dediğim şeyi es geçme. Anlasın bizi de birileri, 3 gün sonra bozulacak ürünü ondan değil benden al. Şimdi onlar kazansın da Şenol kazanmasın mı?"
BOZULMASI İÇİN ÜRETMEK
'Uzun süre dayanan ampuller iktisadi bir sakıncadır.' Bu sözler yönetmen Cosima Dannoritzer'in Ampul Komplosu isimli belgeselinde geçiyor. California Livermore'da itfaiye merkezindeki bir ampul tam 115 yıldır hiç sönmeksizin yanıyor. İlk olarak 1972'de ampulün hiç değiştirilmediğinin ortaya çıkması sonrasında 2001 yılında ampulün 100. doğum günü de bölge sakinleri tarafından kutlandı. Peki, bir ampul 115 yıl öncesinin teknolojisi ile sınırsız bir biçimde nasıl yanar? Bu yüzden planlı eskitmenin gerçekten var olduğuna dair daha fazla kanıtımız var.
Bizim 'Akıllı'
Ona buna kırılırsın, 'rutin sevmem' diyerek sürekli güncelleme istersin. Güzelleşme uğruna aldığımız kapağına, para dayandırmazsın. Bitmeyen bildirimlerle başımın etini yersin. Çıkardığı masraflarla biraz da insaflı olmasını umduğumuz bizim akıllıya iki çift lafımız var: "Her şeyin ötesinde, eğer ekmek parası ise mevzu bahsimiz, Elin Japonu kazanacağına bizim Şenol kazansın."