DİYARBAKIR - Diyarbakır DGM Başsavcılığı, terör örgütü Hizbullah ile ilgili iddianameyi tamamladı. Örgütün ana davasıyla ilgili hazırlanan iddianamede, aralarında örgütün sözde üst düzey sorumluları Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın da bulunduğu 13 sanık hakkında idam, 2'si hakkında da 15 yıla kadar hapis cezası istendi. İstanbul Beykoz'da düzenlenen ve örgüt lideri Hüseyin Velioğlu'nun ölü, örgütün sözde üst düzey sorumluları Cemal Tutar ve Edip Gümüş'ün sağ yakalandığı operasyondan sonra yurt genelinde yaygınlaştırılan operasyonlarda çok sayıda örgüt mensubu yakalanmıştı. Operasyonlardan sonra Diyarbakır DGM Başsavcılığı ana dava ile ilgili iddianame hazırlıklarına başladı.
Yaklaşık 3 ay süren çalışmalarda, iki DGM savcısı Yılmaz Aktaş ve Ömer Tuncay İpek tarafından hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede; örgütün kuruluşu, amacı, gelirleri, bağlantıları, saldırıları gibi oldukça detaylı bilgiler yer alıyor. 180 sayfadan oluşan iddianame, aralarında örgütün sözde üst düzey sorumluları olan ve Pişmanlık Yasası'ndan yararlanmak amacıyla daha sonra dilekçe verdikleri belirtilen Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın da aralarında bulunduğu 15 sanığı kapsıyor. Toplam 156 cinayetle ilgili olarak yargılanacak olan 15 sanıktan 13'ü hakkında TCK'nın 146. maddesi gereğince idam, 2'si hakkında da TCK'nın 168. maddesi gereğince 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
BAĞNAZ VE DOGMATİK
İddianamenin giriş bölümünde, terör ve terörün amacına değinildi. DGM Savcıları Yılmaz Aktaş ve Ömer Tuncay İpek'in hazırladığı iddianamede, Hizbullah'ın, İslam'ın en radikal, en bağnaz ve dogmatik yorumuna dayandığı, ideolojisinin küfür-eman, şirk-tevhid, cahiliye-İslam ekseni üzerine oturtulduğu ve herşeyin şeriat açısından "iyi veya kötü" olarak bölünmesi esasına dayandığı ifade edildi.
3 AŞAMALI STRATEJİ
İddianamede, örgüte göre, insanların Hizbullah (Allah yandaşları) ve Hizb-ul Şeytan (Şeytan yandaşları) olarak ikiye ayrıldığı ve ilahı toplumun kurulması için zor kullanımının da benimsendiği belirtilerek, örgütün şeriat düzenine dayalı bir İslam devleti kurmayı amaçladığı kaydediliyor. İddianamede Hizbullah'ın; "tebliğ ve davet-cemaat ve cihad" olarak 3 aşamalı stratejiyi benimsediği kaydedildi.
SOHBET HALKALARI
Türkiye'de bugünkü Hizbullah örgütünün çekirdeğini, 1970'li yılların sonunda Batman'da yayınlanan "İkra" ve Diyarbakır'daki "Menzil" Kitapevleri çerçevesinde sohbet halkaları şeklindeki dini grupların oluşturduğu belirtildi. Bu dönemlerde, Batman'da oturan Hüseyin Velioğlu'nun (Durmaz) Edip Gümüş, İsa Altsoy, İhsan Yeşilırmak, Süleyman Direk, Hasan Dalgıç ve Burhan Başçı ile İkra Kitapevi çevresinde ve evlerde düzenlenen siyasal ve dinsel sohbetlere katıldığı kaydedildi. Velioğlu'nun Diyarbakır'da 1980 yılında, Menzil Kitapevi çevresinde oluşan gruba girdiği belirtilen iddianamede, İslam'ın İran'daki konumundan etkilenen bazı grupların geleneksel islamcı yorumdan koparak, Hizbullah'i düşünceyi benimsediği bildirildi.
BÖLÜNME
"Velioğlu, 1983 yılında Diyarbakır'da dava arkadaşı İsa Altsoy ile birlikte Diyarbakır'da İlim Kitapevi'ni açar. Amaç; hem geçimini temin hem de liderlik hırs ve hevesini açığa vurmaktır. Velioğlu'nun ulema olmadığı gerekçesiyle cemaat içerisinde sivrilmesini içine sindiremeyen Abdulvahap Ekinci, bu oluşumdan ayrılarak oğlu Yasin Ekinci ile birlikte Diyarbakır'da Vahdet Kitapevi'ni kurup, sonradan bu isimle anılacak oluşuma öncülük eder."
İRAN'DA EĞİTİM
İddianamede, Velioğlu'nun İran Devrim Muhafızları yöneticileriyle irtibat kurduğu, defalarca İran'a gittiği ve askeri, siyasi eğitim aldığı belirtilerek, İran'da devrim ihracı politikası çerçevesinde desteklenen Velioğlu'nun liderlik hırs ve hevesinin iyice arttığı bildiriliyor.
DIŞ DESTEK
İran'ın 1981 yılından itibaren devrimi diğer ülkelere yaymak amacıyla bakanlık kurduğu, çalışma alanı olarak seçilen ülkelerdeki konsolosluk ve büyükelçiliklerin karargah olarak kullanıldığı belirtilen iddianamede, kurulan İrşad-ı İslam Bakanlığı'nın finansmanı ile hedef ülkelerde ideolojik amaçlı etkinlikler düzenlendiği, bu ülkelerden İran'a turistik seyahat adı altında 15'er günlük geziler düzenlendiğine yer verildi.
GELİR KAYNAKLARI
Örgütün gelir kaynaklarının zekat, mensuplarından alınan yardım, fidye, kurban derisi, hibe, kaset satışları, dış destek ve işyeri gelirleri olduğu belirtilen iddianamede, güvenlik güçlerinin 1994 yılından itibaren bölgede örgüte yönelik başarılı operasyonlar yürütmesiyle, örgütün bölgeden çıkarak Türkiye'nin batı illerine yerleştiği bilgisine yer verildi.
ÖRGÜT MENSUPLARI
İddianamede, örgüte yönelik sürdürülen operasyonlarda, 1997-2000 yılları arasında yakalanan 2 bin 287 örgüt mensubunun Diyarbakır DGM'ye sevkedildiği belirtilerek, bunlardan bin 867'si hakkında dava açıldığı, diğerleri hakkında da takipsizlik ve yetkisizlik kararı verildiği bildirildi.
İSTENEN CEZALAR
İddianamede, sanıklardan Edip Gümüş, Cemal Tutar, Fuat Balca (28 eylemden sorumlu), Mehmet Feysel Bozkuş (16 eylem), Abdülkerim Kaya (15 eylem), Mehmet Varol (13 eylem), Mustafa İpek (10), Fahrettin Özdemir (bombacı), Mahmut Demir (26), Kemal Gülşen (16), Yunus Avcı (11), Sinan Yakut (16) ve Mehmet Ezme'nin TCK'nın 146. maddesi gereğince idam, Mehmet Nurettin Karabulut ve Abdülkudus Yersiz'in de TCK'nın 168. maddesi gereğince 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.