İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, MARNAUT Projesi kapsamında Naulite adlı denizaltı ile geçen yıl bir ay boyunca Marmara Denizi'nde dalış yapan Türk ve yabancı bilim adamları ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Prof. Görür, Adalar'ın Marmara Denizi tabanında geçen yıl yapılan deniz altı araştırma sonucunda Çınarcık ve Tekirdağ çukurluğunda gaz ve sıvı çıkışı olmasına karşın Adalar'ın güneybatısından başlayıp orta Marmara çukurluğuna kadar yaklaşık 70 kilometrelik fay hattında gaz ve sıvı çıkışı tespit etmediklerini söyledi. Görür, "Muhtemelen bu bölüm çok riskli" dedi. Araştırmada yer alan Fransız bilim adamı Prof. Dr. Pierre Henry, yapılan çalışmalarda Marmara Denizi tabanında gaz ve sıvı çıkışlarının fay boyunca çıktığının ve bunların da derinden geldiğini tespit ettiklerini ve bunun da Marmara Denizi'nde deprem riskinin bulunduğunu bir kez daha gösterdiğini kaydetti.
ARAŞTIRMA DÜNYADA BİR İLK
Gaz ve sıvı çıkışlarının fay etkinliğiyle olan ilişkisine inandıklarını dile getiren Geli, "Araştırmanın en önemli bulgularından bir tanesi, Çekmece-Silivri fay segmenti üzerinde gaz çıkışlarının görülmemesi. Bu kısmın kilitlendiği ve 1766'dan beri kırılmamış olduğu düşünülüyor. Oysa Marmara'nın diğer yerlerinde aktif faylar boyunca gaz ve sıvı çıkışlarını önemli ölçüde görebiliyoruz. Bu nedenle gaz ve sıvı çıkışlarını depremsellik veya sismik etkinlikle ilişkilendirebiliyoruz" dedi.
70 KİLOMETRELİK HAT
Orta Marmara çukurluğu ile Tekirdağ arasında, doğuda ise Çıkarcık çukurluğunda gaz ve sıvı çıkışlarının görüldüğünü belirten Görür, şunları söyledi: "Arada bir sismik boşluk var, muhtemelen de bu bölüm çok riskli olarak görülebiliyor. Gaz ve sıvı çıkışlarının doğrudan doğruya depremle olan ilişkisi henüz çok yeni bir konu ve araştırılıyor. epremin olduğu veya olacağı zamanlarda bu gaz ve sıvı çıkışlarının hacminde veya fiziksel özellikleri de değişimler gösteriyor.Dünyada denenmemiş çok ileri teknolojileri burada uygulayarak bu gaz ve sıvıların fiziksel, kimyasal ve jeokimyasal özelliklerinini inceleyerek Marmara'nın depremselliği ve depremin geleceği konusunda önemli veriler ortaya çıkabilir."
Marmara tabanına gözlem istasyonu
İTÜ Doğu Akdeniz Oşinografi ve Limnoloji Araştırmaları Merkezi'nce (EMCOL) düzenlenen 'Marmara Denizi Çalıştayı'nda, bu araştırmadan elde edilen sonuçların tartışılacağını da belirten Görür, buna göre gözlem istasyonunun Marmara Denizi tabanında nereye kurulacağına karar verileceğini söyledi. Araştırmanın eş başkanlarından EMCOL Müdürü Prof. Dr. Namık Çağatay da bu çalışmaları Avrupa Birliği çerçeve projesi olan Avrupa Deniz Tabanı Gözlem Ağı Projesi'nin (ESONET) desteklediğini belirterek, Marmara Denizi tabanına kurulacak gözlem istasyonlarının kendilerine depremle ilgili önemli ipucları vereceğini belirtti. Gaz ve sıvı çıkışlarının depremsellikle ilişkisine inandıklarını, bu nedenle bu gaz ve sıvı çıkışlarının değişik sensörlerle sürekli ve eş zamanlı olarak ölçülmesinin önemli olduğunu dile getiren Çağatay, 3 günlük çalıştay sonucunda yapılacak proje planlamasında hangi sensörlerin kullanılacağına, Marmara'nın nerelerinde gözlem yapacaklarına karar vereceklerini bildirdi.