İki gündür Mehmet Ağar ile birlikteyiz. Önce seçim startını verdiği Aydın'da izledik, dün de Antalya'daydık. Birleşme sırasında yaşananlar, yaşanan olumsuzluklar, Ağar'ın çevresini de etkilemiş. Örneğin Aydın'da yanında kurmayları yoktu. Bu eleştiri konusu olunca Genel Başkan Yardımcıları Celal Adan ile Orhan Keçeli apar topar Antalya'ya getirildiler. Ama eşi Emel Hanım bir gölge gibi takip ediyor kendisini. Kaldığımız Talya Otel'in sahilinde güneşlenirken kısa bir aralığına gördüm Emel Hanım'ı, bir süre sohbet ettik. “Belki bir seçim döneminde sahile inmemem lazımdı ama şöyle bir kafamı deniz suyuna sokunca başımdaki tüm ağrıların gittiğini zannediyorum, rahatlıyorum” dedi. Kızını kaybettikten sonra böyle bir düşünce oluşmuş. Tabi zor, Allah kimseye evlat acısı vermesin. Belli ki fotoğrafının çekilmesinden ya da olumsuz bir haberden endişe ediyordu. “Merak etmeyin” dedim. “Medya ailece sizi seviyor.” Bunu hoş bir söz olsun diye söylemedim. Medyada Mehmet Ağar nasıl iyi bir söz söylese de onu yazsak, iyi bir fotoğrafı olsa da onu koysak gibi bir gayret var. Çiller döneminde Tansu Hanım'ın açığını yakalamak için uğraşırdık, öyle ki bir gaf yapsa da yazsak çabası içindeydik. Hatta DYP muhabirleri olarak aramızda “Çiller'in gafları” diye bir çetele tutuyorduk. Madem Çiller'i andık, DYP'de Genel Başkanlık yarışına girdiği günlerde Antalya'dan mayolu fotoğrafları yayınlanmıştı. O zaman bu işi daha sonra Amerika'da yakalanıp hapse giren ve Demirel'in önemli bakanlarından birisi olan bir DYP'li siyasetçinin yaptırdığı söylenmişti. Emel Hanım suya battı çıktı adeta. Başını suya sokup çıkardıktan sonra biraz da kulaç attı. Meslektaşlarımızın telefonla konuştuğu ya da kendi aralarında düzenledikleri tavla müsabakası için zar attıkları sırada ben de görev aşkıyla denizde kulaç attığım için bir süre birlikte yüzdük. İyi yüzüyor Emel Hanım ama 10 dakika kalıp çıktı. Bu arada sigaraya yeniden başlamış seçim öncesinde yaşananlar ve bir de seçim stresi Ağar ailesini yeniden sigaraya başlatmış. “Seçimden sonra bırakacağım” diyor Emel Hanım. Mehmet Ağar da tek tük içiyormuş. Emel Hanım bir yandan seçim çalışmalarıyla ilgileniyor, diğer taraftan da eşiyle. Sıkıntıdan Mehmet Ağar'ın sırtında bir çıban çıkmış. “Şark çıbanı gibi bir şey” diyor Emel Hanım. Ağrı yapıyormuş. Bu yüzden dün Antalya dönüşü havaalanına çağırdıkları ünlü bir doktora muayene ettirdi eşini. Bizler de bildiğimiz önemli doktorların isimlerini vermekten ya da “siyah merhem” önermekten geri durmadık. Emel Ağar'la konuşurken Ankara'dan bir meslektaşımız aradı. Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar'a telefonda uzun uzun düz ovada siyaset söyleminin gerekçelerini anlattı Emel Hanım. Eşinden daha etkileyiciydi. “Bir nine Mehmet'in yanına gelmiş. İki torununun ellerinden tutarak, bir oğlum dağda, bir oğlum asker demiş. Bunu sen çözersin bu işi hallet demiş. Mehmet Ağar o yüzden dağda silah atacaklarına düz ovada siyaset yapsınlar dedi” diye anlattı. “Ben bu adama güveniyorum. Güvenmesem peşinde olmazdım. 30 yıllık eşim bu benim” sözünü de ilave ederek.
Dağdakileri düz ovaya indirmeyi henüz başaramadı Mehmet Ağar. O şimdi siyaset ovasında çetin bir mücadele veriyor. Siyaseten en zor günlerini yaşayan Mehmet Ağar'ın yanında yine 30 yıllık hayat arkadaşı Emel Ağar var.