Aleyhte konuş yoksa fena yaparız

Yeni Şafak ve Albayrak ailesine yönelik linç operasyonunda gözaltına alınıp insanlık dışı işkencelere maruz bırakılan Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu: 5 gece emniyette işkence ederek sorguladılar. 'Erdoğan'ın çete lideri olduğunu söyle, bırakalım' dediler

İstihbarat Servisi
Aleyhte konuş yoksa fena yaparız

28 Şubat sürecinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 'asker emriyle' kurulan ANASOL-D hükümetinin adı birçok yolsuzluğa karıştı. Bu yolsuzluk dosyaları merkez medyada yer bulamazken, Yeni Şafak gazetesinde çarşaf çarşaf yayımlanmaya başladı. Yolsuzlukları yayınlarıyla bir bir ortaya döken Yeni Şafak, bundan rahatsızlık duyan çevrelerin hışmına uğradı. Eylül 2001'de Yeni Şafak gazetesi ve Albayrak Grubu bünyesindeki şirketlere yapılan operasyonda onlarca kişi gözaltına alındı, düzmece raporlarla baskınlar gerçekleşti, şirket yöneticilerine işkence yapıldı.

Dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ın emri ile gözaltına alınan Mustafa Albayrak, Necmi Kadıoğlu, Harun Karaca ve Tufan Mengi'ye İstanbul Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde insanlık dışı şekilde davranıldı. İşkenceden geçirilen şahıslar, Recep Tayyip Erdoğan'ı suçlayıcı ifadeler vermeye zorlandı. İşkenceci polisler, bu ifadelerin verilmemesi durumunda 'ailelere kötü davranılacağı' tehdidi savurdu. Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde İBB Özel Kalem Müdür Yardımcısı olan Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, bu süreçte yaşadıklarını Yeni Şafak'a anlattı.

YALAN BEYAN BASKISI

Evine sabah 05.00'da baskın yapılan Necmi Kadıoğlu, gözaltındayken polislerin Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde ifade vermesi için kendisini zorladıklarını söyledi. Kendisine 'Erdoğan aleyhine ifade ver kurtulursun. Yoksa senin için iyi olmaz. Erdoğan mı çetenin başı? Hangi ihalelere girdiniz? Erdoğan'ın kasası sensin, paraları ne yaptınız?' şeklinde sorular sorulduğunu anlatan Kadıoğlu, 'Ben de her seferinde sordukları sorulara bu iddiaların ve suçlamaların hiçbirisinin doğru olmadığını ve iftira olduğunu söyledim. Her seferinde de işkencenin dozunu artırdılar' diyerek işkence dolu saatleri yeniden yaşadığını belirtti.

4 GÜN 5 GECE İŞKENCE

Götürüldüğü Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde 4 gün 5 gece sürekli olarak işkence uygulandığını söyleyen Necmi Kadıoğlu, dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ın emri ile yapılan operasyonda, kendisiyle birlikte Mustafa Albayrak ve Tufan Mengi'nin de işkence gördüğünü ifade etti. Kadıoğlu, "Her türlü küfür, hakaret ve tehdit altında elektrik kablosu bağlayarak işkence yaptılar" dedi. "Ellerimiz kelepçeli halde namaz kıldık" diyen Kadıoğlu, darp edilerek yapılan sorgusunun kamerayla kayda alındığını belirtti. Kadıoğlu, eşi ve 6 çocuğunun da sabah 05.00'den akşam 19.00'a kadar bir odada tutulduğunu ve tartaklandığını kaydetti.

İşkenceyi rapor eden doktorlara baskı

İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ın, 13 Eylül 2001'de Albayrak Holding ve Yeni Şafak gazetesine baskın düzenleyerek gözaltına aldırdığı kişilere uyguladığı işkenceyi raporlarında tespit eden doktorlar da baskı altına alındı. Temiz Şehir operasyonunda gözaltına alınan Albayraklar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak ve Tufan Mengi'ye işkence gördükleri raporu veren Dr. Ayhan Sandal ve Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, haklarında evrakta sahtecilik iddiasıyla dava açılarak sindirildi. Dr. Sandal ve Dr. Gümrükçüoğlu, söz konusu davada yaptıkları savunmada "Polis istediği raporu almak için bu kişileri hastane hastane dolaştırdı ve en sonunda ısmarlama raporlar aldı" diyerek gerçeği ortaya çıkardı.

'GÖRMEYİN' DEDİLER

2001 yılında Emniyet'in gözaltına alıp getirdiği Tufan Mengi ve Mustafa Albayrak'ın da aralarında bulunduğu kişileri muayene ettim. Adı geçen kişilerde işkence ve kötü muamele izlerini olduğu gibi raporuma yazdım. 2002'de ben ve diğer bir meslektaşım evrakta sahtecilik suçlamasıyla ağır cezada yargılandık. Mahkemenin ikinci duruşmasında savcının kendisi hakkımda beraat istedi ve mahkeme de beraat kararı verdi. Ancak, bu süreçte Haseki Hastenesi'ndeki görevimden 1 yıl uzaklaştırma cezası aldım. Beraat edince görevime dönebildim. Hakkımdaki asılsız suçlama yüzünden maddi ve manevi olarak yıprandık. O zamanki polis sorumluları sanıklar hakkında ben istedikleri raporu vermeyince, işkence yapılmadığına dair rapor almak için başka hastanelere götürdüler. Benim ve diğer dr. arkadaşlar için de asılsız suçlamalarla dava açtılar.