Anne-babanın önünde eğileceksin kardeşim

Sinan Özen, yıllardır müzik piyasasının içinde olan fakat pek gözönüne çıkmayan bir isim. Magazincilerden gizlemeyi başardığı ailesi, efendiğili ve kötü alışkanlıklardan uzak duruşu... İşte bu gerekçelerle Türkiye Ana Çocuk Sağlığı Vakfı, Sinan Özen'i 'İdeal Türk genç erkeği' olarak seçti.

Yeni Şafak
Arşiv

http://image.yenisafak.com/resim/upload/2017/05/17/695d77002265.jpg

S P O T

Yaklaşık iki yıl boyunca Sinan Özen'i takip eden TAÇSAV'ın bu kararı, basına değişik yorumlarla yansıdı. Gerçekte "İdeal Türk erkeği"nin kaba-saba, dayak atmak için elini sürekli havada tutan, yerlere türüken magandalar olduğuna ilişkin yarı şaka yarı ciddi yorumlarla... Özen'le, TAÇSAV'ın layık gördüğü 'İdeal Türk genç erkeği' imajından sanat dünyasındaki kavgalara kadar geniş bir yelpazede konuştuk.

Sinan Özen kaset çıkarıyor, sahne çalışmaları var ama ortalıkta yok. Magazin programlarında özel hayatı hakkında "bile" bilgi sahibi değiliz, Sinan Özen nerelerde?

Ortalıkta olmamak kendi seçimim. Diyorum ki, "Özel hayatım benimdir". Kendime göre birtakım değerlerim var. Ayrıca topluma karşı da sorumluluğum var. Özgürlük demek toplum içinde herşeyini sınırsızca yaşamak demek değildir. Biz sanatçılar, gençlere de örnek oluyoruz ve bizi sevenlere karşı sorumluyuz. Sinan Özen burada. Başladığım gün hedeflediklerim değişmedi. Şarkı yapan bir adamım ben ve toplum karşısına böyle çıktım. Objektifler üzerimde. İyi mesajlar verirsem iyi olacak.

Aile birliği sizin için çok önemli.

Aile çok önemli bir değer ve o değer de anne-babadan çocuğa geçer. Ben bu değeri aldım, almasaydım mutlaka bir yerde fire verirdim. Çünkü insan önce okuyup eğitim almalı ama aileden aldığı terbiye gözardı edilmemeli. Eğer ben anne-babama karşı vefalı olursam evlatlarımdan da vefa görürüm. Padişah olup da babasını ayağına getiren ve 'adam olmayan' kişinin hikayesini bilirsiniz. .

TAÇSAV sizi iki yıldan beri takip ediyormuş. Sizi "en ideal Türk erkeği" seçmelerini nasıl karşıladınız?

Bu ödül bana öyle bir zamanda verildi ki... Arasıra kulağıma geliyordu "Sadece alkol almamakla, sigara içmemekle sanatçı olunmaz. Alkol alsa da, sigara içse de yaptığı ile anılabilir" gibi sözler. Ben de işimi yapıyorum işte. Ve böyle bir ödüle layık görüldüysem "varım" demektir. Halk beni zaten takdir edip bağrına basmış. Bunu gözardı eden insanlar, kendilerini sorgulamak zorunda. Bunu kimse de hafife almasın ne olur. Bu ödül benim işimi çok iyi yaptığımı gösterir. Üstelik çalıştığım ortamlarda böyle kalabilmek de başarı.

Son zamanlarda "Bu mesleği tam anlamıyla oyunun kurallarına göre yapmıyorum" diyordum. TAÇSAV'ın ödülü işte böyle zamanda verildi ve bana "Sinan, senin gittiğin yol doğru, böyle devam et" moralini verdi, şaşırtmadı.

"Oyunun kuralları" dediniz. Nedir onlar?

Kaset çıkaracağın zaman sansanyon çıkarmak, bugün yan yana olduğun sevgilinle ayrılıp yeni birini bulduğunu açıklamak, ya da bir aşk skandalına karışmak gibi şeyler. Ama işte bunu yapanlar sonra, "Eyvah, basın şurada kamera burada" diye kaçıyorlar. Halbulki bunu sen istiyorsun. Sanatçı istemezse basın zorla birşey yapamaz.

Sanat dünyasına girmek için gençlerin çabalarını da gözlemliyorsunuzdur... Sanat dünyası imajı iyi yansıtılıyor mu?

İnsanlar sanatçı olmak için, bir klip çevirmenin yeterli olacağını düşünüyor. Çünkü topluma işin magazinel boyutu gösteriliyor. Herşeyin çok kolay gibi gösterilmesinden yana değilim. Türkiye'de şunu görüyorum. Gençlere "Okumak önemlidir" deniliyor ama magazin programlarında para kazanmanın okumaktan çok daha önemli olduğu lanse ediliyor. "Herşey çok kolay, bir gecede şu kadar para kazanılıyor, sanatçılar böyle mutlu..." Halbuki orada sadece bir avuç kitle sunuluyor.

Oysa biz bu topluma güven aşılamak zorundayız. Toplumun barış içinde olması siyasetçi ve sanatçıların elinde. İnanın bir TV kanalında farklı görüşten üç siyasetçiyi bu ülkenin menfaati için gülerken görünce mutlu oluyorum. --------------- imza ve tarih ---------------- --------------- imza ve tarih ---------------- Geri OKU