Bakan Gürlek'ten 'Umut hakkı' açıklaması: Şahsa özgü düzenleme yapılamaz

Adalet Bakanı Akın Gürlek medya temsilcileriyle düzenlenen iftar programında önemli açıklamalarda bulundu. Öcalan'a yönelik umut hakkı tartışmalarını yorumlayan Bakan Gürlek terör suçların şartlı salıverilme hükümlerinin olmadığının altını çizerken "O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur." ifadelerini kullandı. İBB davasına yönelik de konuşan Akın Gürlek "Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım." dedi. İşte detaylar...

Umut hakkı tartışmalarına açıklık getiren Bakan Gürlek, terör suçlarında şartlı salıverilme hükümlerinin olmadığının altını çizdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek medya temsilcileriyle düzenlenen iftar programında önemli açıklamalarda bulundu.

"ÇOK SICAK KONULARIMIZ VAR"

Biliyorsunuz kısa bir süre önce Adalet Bakanı olarak atandım. Öncelikli olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza tekrar şükranlarımı sunmak istiyorum. Daha sonra da tabii bir bakan yardımcılığı değişikliği oldu. Bugün bakan yardımcısı arkadaşlarımız burada. Hem sizinle tanıştırmak istedim hem de sizin sormak istediğiniz sorular varsa onlar da kendi alanları ile ilgili konulara cevap vermek istiyor.

Basın demokratik toplumun vazgeçilmez unsurudur. Kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında sizlerin üstlendiği rolü elbette biliyorum. Sizler toplumun gözü, kulağı, sesi gibi çok önemli bir görevi yerine getirmektesiniz. Gerçeğin ortaya çıkarılması, farklı görüşlerin ifade edilmesi ve aynı zamanda kamu vicdanının canlı tutulması elbette sizlerin en büyük görevidir. Bu sebeple öncelikle bu kutsal görevi yaptığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var. Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var. Sürekli olarak bir araya geleceğiz. Sizin fikirlerinizden görüşlerinizden istifade edeceğiz. Gündem çok yoğun biliyorsunuz Terörsüz Türkiye süreci bir yandan devam ediyor. Bir yandan biliyorsunuz bölgemizdeki sıcak çatışma alanı var. Sürekli olarak güncel konular özellikle 12. Yargı Paketiyle ilgili ben zaman zaman basın mensubu arkadaşlarımıza demeçler verdim.

Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor. Bu sırada ben şunu da tekrardan üzerinden geçmek istiyorum. Bu vesileyle Gazze'de İsrail saldırıları sonucunda hayatını kaybeden çok kıymetli gazeteci meslektaşlarınızı anıyorum. Meslektaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Görevini yapan gazetecilerin hedef alınması hiçbir şekilde kabul edilemez. Basın mensuplarının can güvenliği uluslararası hukukta insan haklarının ortak sorumluluğudur. Bunun tekrardan altını çizmek istiyorum. Basın mensupları bizim için çok kıymetli.

Ben adliyede çalıştım. Çoğunuzu adliye camiasından tanıyorum. İstanbul'a da geldiniz. Çoğunuza da teşrif oldum. Hakimlik, savcılık görevi gibi basın mensubu görevi de çok zor. Gece yarılarına kadar sizlerin özellikle adliye muhabiri arkadaşlarının mesai mefhumu olmaksızın çalıştıklarını biliyorum. Bir haber alıp o haberi anlık olarak canlı yayına aktarmak istediklerini biliyorum. Burada çok önemli bir görevi üstleniyorsunuz. Ancak şunun altını çizmek gerekiyor, mutlaka toplumun doğru bilgilendirme ihtiyacı var. Son zamanlarda maalesef sosyal medyada ya da diğer medya kuruluşlarında bazen yanlış haberler, algı haberleri çıkıyor. Bu tabii toplumu yanlış yönlendiriyor. Kamu vicdanını tatmin etmiyor. Bunu biz zaten hemen biliyorsunuz Dezenformasyonla mücadele birimiz var. Onlar hemen anlık olarak reaksiyon alıyorlar. Ben fazla uzun konuşmayacağım. Soru cevap şeklinde yapalım isterseniz.

"TBMM TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇİN TEKNİK DESTEK İSTERSE HAZIRIZ"

Şimdi terörsüz Türkiye süreci var. Muhtemelen bununla ilgili sizin sorularınız olacaktır. Biliyorsunuz Dem Parti'nin kıymetli heyetiyle bir araya geldik. Önce İçişleri Bakanlığımızı ziyaret ettiler. Daha sonra da beni ve iki tane bakan yardımcısı arkadaşımızla birlikte toplantı yaptık. Biliyorsunuz orada Meclis'te çok güzel bir müzakere metni çıktı ortaya. Müzakere metninden sonra Adalet Komisyonu'na geldi. Bu aşamadan sonra Adalet Komisyonu'nun takdirinde biz Adalet Bakanlığı olarak Adalet Komisyonu'na teknik olarak özellikle kanunların yapılmasında arkadaşlarımız, hakim savcı arkadaşlarımız teknik olarak yardıma hazır olduğumuzu bildirdik. Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabi biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis'in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette Yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis'teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız.

"ÖRGÜT SİLAH BIRAKIRSA YASAL DÜZENLEMELERE GEÇİLİR"

Terörsüz Türkiye sürecini çok önemsiyoruz. Biliyorsunuz yıllardan beri, 40 yıldan beri. Terörden hepimiz çektik şu an. Çok güzel bir aşamaya geldi. Özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde, Sayın Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin de çok kuvvetli desteğiyle birlikte çok önemli bir aşamaya geldi. Artık Terörsüz Türkiye sürecinin meyvelerini toplamak aşamasındayız. Bu bizim için önemli. Ama tabi burada şunun altını çizmek gerekiyor. Terörsüz Türkiye sürecinin olmazsa olması öncelikli olarak örgütün tamamen silah bırakması daha sonra da örgütün feshedilmesi bunu biliyorsunuz komisyon raporlarında da var. Örgütün silah bıraktığının ve aynı şekilde eylemlerini sonlandırdığının tasdiklenmesi gerekiyor. Ondan sonra da yasal düzenlemelere geçilmesi gerekiyor. Bu konuda da zaten ayrıntı olarak hepiniz de muhtemelen okumuşsunuzdur. Terörsüz Türkiye sürecinin biz nihayete ermesini istiyoruz. Dün Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimizle de görüştük. Dem Parti'nin heyetiyle de görüştük. Onlar da bir an önce artık yasal düzenlemenin yapılmasını istiyor. Çünkü artık toplumda bir beklenti de oluştu. Toplumumuz da hazır. Vatandaşlarımız da bu kardeşlik ortamının birlik ortamının artık yasal düzenlemeye erişmesini temenni ediyor. Bu terörsüz Türkiye süreciyle ilgili benim söyleyeceklerim bu kadar. Muhtemelen biz de sizin gibi takip edeceğiz. Tekrardan üzerimize düşen bir şey olursa da yardımcı olacağız.

"İRAN'DA SULH YOLUNUN İŞLETİLMESİNİ İSTİYORUZ"

Diğer bir konu biliyorsunuz öncelikli olarak maalesef etrafımızda bir savaş tehdidi var. Görüyorsunuz özellikle İran'da bir sıcak çatışma yaşanıyor. Biz de bu bölgenin bir parçasıyız ama özellikle ülkemiz şu an çok güvenli bir alan. Yani etrafımıza karışıklıklara rağmen hem Devletimiz hem askeriyemiz güçlü, Türkiye dirayetli bir ülke. Bölgedeki özellikle güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda gerek Cumhurbaşkanımız gerek de Dışişleri Bakanımız tüm bakanlarımız bu sürecin suhuletle sonlandırılması konusunda gerekli adımları attılar, gerekli görüşmeleri yaptılar. Biz bölgemizde özellikle istikrar istiyoruz, barışın kalıcı sağlanmasını istiyoruz. Bu konuda da gerekli görüşmeler yapıldı. İnşallah kısa sürede de sürecin tamamlanmasını istiyoruz. Çünkü burası bizim yaşadığımız coğrafya. Burada karışıklık olmasını elbette istemeyiz. Her zaman sulh kapısının, sulh yolunun işletilmesini istiyoruz. Bu konuda da Cumhurbaşkanımız da sürecin ilk anından beri sürekli olarak sıcak kapı diyaloğu güttü. Çeşitli dünya liderleriyle görüştü. İnşallah biz bu sürecin de bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Türkiye olarak da komşularımızla birlikte mutlu bir şekilde devam etmek istiyoruz.

BOŞANMA DAVALARINDA ARABULUCULUK

Şimdi muhtemelen 12. Yargı Paketiyle ilgili sizler soracaksınız. Ben kısaca genel olarak anlatayım. 12. Yargı paketi biliyorsunuz 11. yargı paketi yasalaştı. 25 Aralık'ta yürürlüğe girdi. 12. Yargı Paketi Meclisteydi Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık. Kıymetli basın temsilcileri yani şunu unutmamamız gerekiyor. Şu an bizim 2025 yılında 12,5 milyon dosyamız var. Yani bu dosya sayısı çok fazla. Yani biz bunu mutlaka altını çizmemiz lazım. 12,5 milyon dosya dünyada hiçbir yerde yok. Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımlar atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor. Sekiz yıl, on yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketinde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu arabuluculuğa gönderecek. Biliyorsunuz arabuluculuğu da eğer boşanmayı kabul ediyorsa arabuluculuk tutanağı düzenleyip, bunu kesinleştirip nüfusa gönderdiği an boşanma hükümleri kesinleşecek. Ama tabi diğer hükümler yani fer'i hükümler dediğimiz nafaka, maddi manevi tazminat ya da velayet hükümleri devam edecek. Ama en azından boşanma yönünden dosyanın bir an önce kesinleşmesi kişinin hayatını idame ettirmesi için ya da geleceğine yön vermesi için önemli bir süreç. Bunu inşallah 12. Yargı Paketinde çekişmeli boşanma davalarında arabuluculuk hükümlerinin uygulanması olarak getirmek istiyoruz. Birinci konumuz bu.

3 PİLOT BÖLGE

Şimdi ben daha önceki katılmış olduğum televizyon programlarında da söyledim yargının hızlandırılması için. Şimdi HSK'da Yargının Etkinliği Ve Verimliliği Bürosu var. Şimdi bu ne demek? Bu 2022 yılında bir büro kuruldu. Yani hakimlerin vermiş olduğu kararların denetlenmesi, gecikmenin ortaya çıkmaması ya da bölgesel olarak gecikme varsa bunun hangi sebepten dolayı ortaya çıktığının tespiti konusunda bir büro kuruldu. Tabii şu an bu büro işliyor. Bizim getirmek istediğimiz aslında yasal düzenleme yapmadan bu büronun şu an 3 tane pilot bölge seçtik. İstanbul, İzmir ve Ankara. Birer irtibat ofislerini yani bütün adliyelerde izdüşüm ofislerini kuracağız. "Alo Adalet" hattını da zaten buraya entegre edeceğiz.

Şimdi ne demek şu? Şu demek. Bir kira tespit davası ya da tahliye davası aslında çok kıymetli basın mensupları bunların ne kadar sürede bitirileceği bizde belli. Kira tespit davası 9 aylık sürede bitirilmesi gerekiyor. Bu yargıda hedef süre var. Yani hakim - savcı UYAP'tan dosyaya girdiği zaman kira tespit davasının 9 ayda bitirileceğini biliyor. Yani bu belli. Ama tabii şimdi şöyle oluyor genelde, bu süreye riayet edilmiyor. Yani neden riayet edilmiyor? İşte taraflar yeni delil sunuyor, avukatlar tanık getiriyor ya da işte bilirkişi incelemesi yapılması gerekiyor. Bu 9 aylık süre bir bakıyoruz 4 yıl olmuş bir bakıyoruz 5 yıl olmuş. Şimdi burada biz artık bu süreye riayet edilmesini denetleyeceğiz. Nasıl denetleyeceğiz? Vatandaş başvurdu dedi ki benim şu davamda 9 aylık sürede kira tespit davam sonuçlanmadı. Biz hemen burada Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu'nda hukukçulardan oluşan bir ekibimiz olacak bütün adliyelerde. Hemen irtibata geçeceğiz. Komisyon Başkanımız da biliyorsunuz hakimlerin idari amiri Komisyon Başkanı. Hakim arkadaşımıza, Komisyon Başkanımız soracak ya diyecek burada 9 ayda bitirilmesi gereken dava 4 yıl oldu. Neden devam ediyor? Burada tabii hakim arkadaşımız şunu diyebilir. Yani burada İstanbul'da iş yoğunluğu çok fazla. Tabii burada yapay zekada kullanacağız. Eğer iş yoğunluğu fazlaysa biz bunu otomatik olarak HSK'dan gördüğümüz için hemen oraya yeni bir mahkeme açacağız. Yeni bir sulh mahkemesi ya da yeni bir aile mahkemesi. Ya da şunu da diyebilir. İşte benim personel sayım az. Hemen bunu yapay zekayla göreceğiz. Oraya katip takviyesi yapacağız. Ya da şu da olabilir Hakim Bey'in ya da Hakime Hanım'ın şahsından kaynaklanan bir sorunu olabilir. Yani onu demeyelim ama yetersizliği olabilir. Bu sorunda da artık yani normalde ilke kararları var. Hakimler ve savcıların tabi olduğu disiplin hükümleri var. Yer değiştirme, terfi, atama bunlarla ilgili süreci başlatacağız. Sonuçta sen 9 ayda bitmesi gereken bir davayı 4 yılda bitirememişim. Yani kusura bakma sonuçlarına katlanacaksın. Bunu söyleyeceğiz, bunu sert işleteceğiz. Ben bu sürecin faydalı olacağını düşünüyorum.

ÇOK KISA SÜREDE UYGULAMAYA GEÇECEK

Yani vatandaşımız davasının neden uzadığını anlık olarak bilgi alacak. Yani bu da bence vatandaşımız açısından bir kale alındığı için bir memnuniyet oluşturacak. Bu konuda çok kısa sürede uygulamaya geçmek istiyoruz. Bir kanun değişikliği yok. İrtibat büroları kurarak uygulamaya geçeceğiz. Bu sürecin ben özellikle hakimler açısından sürecin bir an önce kısa olması için faydalı olacağını düşünüyorum.

Vatandaş açısından da "Alo Adalet" hattıyla hem cep telefonundan hem de mail ya da bizzat büroya giderek yapmış olduğu başvurudan anlık olarak vatandaş bir dönüş alacak. Yani vatandaşımızın da bu konuda bilgisi olacak. Vatandaşın başlamış olduğu numarayla kendisine biz tekrar geri dönüş yapacağız. Diyeceğiz ki senin boşanma davan henüz hedef süre içerisinde. Yani burada süreci beklemek lazım diyeceğiz. Ya da hedef süre aşılmışsa işte diyeceğiz ki hedef süre aşıldı. Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilecek.

Bir başka somut örnek vermek gerekirse yine aynı şekilde ticaret mahkemeleriyle ilgili bir hemen zaten resmi gazetede yayınlandı. Ticaret mahkemelerini, İstanbul'da tek bir çatı altında topladık. Biliyorsunuz İstanbul'a ticaret mahkemeleri, Küçükçekmece, Bakırköy, Çağlayan ve Anadolu adliyelerinde var. Toplam 35 tane ticaret mahkemesi var. Her bir farklı yerde, her bir ticaret mahkemesinin farklı uygulamaları var. Yani burada avukat muhtemelen vardır, hepiniz gazetecisiniz ama bazı davalarda biliyorsunuz ihtiyati hacizler Anadolu Adliyesinden alınamıyor, gidiyor Çağlayan'dan alıyor ya da konkordato işte iflas davaları, şirket merkezi Çağlayan oradan alamıyor kararı, şube Anadolu'ya gidiyor. Yani kararlarda bir yeknesaklık yok. Özellikle ticaret mahkemelerini aynı çatı altına toplayarak biz uygulama birliğini getirmek istiyoruz. Kararlarda yeknesaklığı getirmek istiyoruz ve şunu kesinlikle yapacağız. Ticaret Mahkemesi'ne görev yapacak olan başkan arkadaşlarımız en az 10 yıl ticaret hakimliği yapmış olacak. Yani ticaret üyeliğinden başlayacak. Daha sonra ehliyete ve liyakate uymuşsa ticaret mahkemesi başkanı olacak. Çünkü ticari davalar şu an gündelik hayatın en önemli davaları. Yani İstanbul biliyorsunuz ticaret şehri, ticaret merkezi. Çok büyük şirketlerimiz var. Yatırımcılarımızın bize ilk başta yani gelirken işte sizin ticaret mahkemelerinize biz güvenmiyoruz davalar uzun sürüyor. Hukuki güvence hakkı yok diyorlar. Bu konuda kısa bir sürede adıma geçtik şimdi sadece fiziki olarak yer sağlayıp bütün mahkemeleri bir araya getireceğiz. Bu bir anlamda da hukuki güvence hakkı olmuş oluyor.

Biliyorsunuz dünkü resmi gazetede de yine bir karar yayınlandı HSK'nın. Bu kararda da idare mahkemelerinde bir ihtisaslaşmaya gittik. Özellikle biliyorsunuz idari yatırımcılar ÇED davaları var biliyorsunuz. Adam çok büyük yatırım yapıyor, geliyor Türkiye'ye. Maalesef bunun da kanun düzenlemesini yapmamız gerekiyor. İşte Martıları Koruma Derneği ya da yandaki bir köylü vatandaş ÇED raporuna karşı dava açıyor. Yani normalde taraf ehliyeti olması lazım ama tabi bu taraf ehliyeti çok geniş yorumlanıyor. Dava açtığı zaman bir ÇED raporuna karşı iptal davası idare mahkemesinin önüne geliyor. İdare mahkemesi de maalesef yürütmeyi durdurma kararı verdiği an bütün yatırım ortada kalıyor. Yani çok oldu bu. Yani çok büyük yatırımcılar geliyor. İstihdam sağlamak istiyor. Biz dünkü yayınlanan resimli gazetede ki kararla idare mahkemelerinde hangi uyuşmazlıklara ÇED iptallerine karşı hangi mahkemenin bakılacağını belirledik. Yani bir anlamda ihtisaslaşma belirledik ve burada bakın ivedi yargılama uygulanacak. Hızlı bir şekilde yargılama yapılacak, hızlı bir şekilde karar verilecek. Bu özellikle iş adamlarının bizden hukuki güvence anlamında istedikleri bir şarttı. Bunu da inşallah yerine getirdik.

"BİR DOSYA HEM İSTİNAFA HEM YARGITAY'A GİTMEYECEK"

Yargılamaların hızlanması konusunda bu konuda faaliyetlerimiz var. İnşallah 12. Yargı Paketine koyacağız. Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay'a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketinde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama terfi de belirli bir karar ve o kararın Yargıtay'dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakim belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay'dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız. Anlık olarak sahadan bilgi alacağız. İşte bu Yargının Etkinliği ve Verimli Bürosu yapay zeka olduğu için atıyorum mesela İstanbul'da iş davaları ile ilgili çok fazla şikayet var. Hemen biz iş mahkemesi kuracağız. İzmir'de kira tespit davalarıyla ilgili çok fazla şikayet var. Hemen yeni bir kira mahkemesi kuracağız. Anlık olarak yani ihtiyaca cevap vermeye çalışacağız.

"ÇOCUKLARLA İLGİLİ CEZALAR YETERLİ DEĞİL"

12. Yargı Paketinde bir başka getirmek istediğimiz konu biliyorsunuz maalesef geçenlerde de oldu. Bir öğretmenimiz hayatının baharında 44 yaşında, 17 yaşında bir öğrencisi tarafından hunharca saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Gerçekten üzüldük. Ben buradan öğretmenimize, kederli ailesine, öğrencilerine tekrardan başsağlığı diliyorum. Son zamanlarda sizin de dikkatinizi çekmiştir. Özellikle çocukların işlediği bu tür olaylar eylemler arttı.

Şimdi kıymetli basın mensupları bu tabii çok geniş bir alan şöyle burada ailenin sosyal yapısı, eğitim düzeyi, bunların hepsinin incelenmesi gerekiyor. Yani bir çocuk neden şiddete meyleder, neden şiddete bulaşır? Bizim yargı olarak görevimiz aslında biliyorsunuz suç işlendiği andan itibaren görevimiz başlıyor. Burada özellikle ben görüştüm. Aile Bakanımız, Milli Eğitim Bakanımız onlarla bir geniş platform kurup özellikle çocukların aile yapısından itibaren, sosyal yaşamından itibaren, eğitim yaşamından itibaren suça iten nedenlerin öncelikli olarak bir masa yatırılması gerekiyor. Yani neden çocuk, suç örgütlerinin kucağına gidiyor? Neden çocuk şiddete meylediyor?

Bakın bu 17 yaşındaki öğrenci de siz de hepiniz muhtemelen biliyorsunuzdur. Daha önceden bir psikolojik sorunu var. Okulla ilgili bir uzaklaştırma cezası almış. Yani bu çocuğun bir eylem yapacağı aslında belli. Bunları bizim bir gözlemlememiz gerekiyor, süreç göstermemiz gerekiyor. Çok geniş katmanlı bir şekilde bunların sebeplerini araştıracağız.

Tabii çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız.

Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz.

Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onların hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım. Hem de daha sonra da suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor.

"ÇOCUKLARI KİRALAYIP KULLANIYORLAR"

Ben İstanbul'da görev yaparken bu konuda çok gördüm. Maalesef işte bu yeni nesil sokak çeteleri diyorlar. İsim vermek istemiyorum. Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana'dan, Antep'ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar. İstanbul'a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. "Aslansın, kaplansın" deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor.

Biz 11. Yargı Paketinde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin, çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketinde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz. Yani devlet sadece suç işlemeyi önlemez. Aynı zamanda kişiye sosyal anlamda bir gelecekte vaat eder. Biz de çocuklarımızın geleceği için bu önlemleri almamız gerekiyor. Çocuklarla ilgili de bu şekilde düzenleme yapmak istiyoruz.

11. YARGI PAKETİ

11. yargı paketinde geldik. Güzel bir soru sordunuz. Şunu ben katılıyorum, mesela tahliye davası az önce vatandaş davayı kazandı. Tahliye edilmesi gerekiyor. Ama tabii bunun istinaftan kesinleşmesi gerekiyor. Yani tahliye kararı var. Adamı çıkartamıyor. İstinafta da bekleme süresi var. 4 yılda istinafta bekliyor. Şimdi biz bunları kesinlikle artık istinafa da hedef süre istinaf işinde geçerli. İstinafa da diyeceğiz. Atıyorum mesela 20. Hukuk Dairesi bakıyor. Diyeceğiz ki 20. Hukuk Dairesi bu davayı senin 9 ayda bitirmen gerekiyor. Bitiremiyorsan yani İlk Derece ve İstinaf mahkemeleri de HSK'nın tabii hedef sürülmesi gerekiyor. Yani onlar tabi kesinleşmeden icraya konulamıyor. O sizin söylediğiniz ayrı bir şey. Onu değiştirmemiz gerekiyor. Yani hedef süre Emin Bey özellikle sorunuza cevap olarak hedef süre hem ilk derecede hem de istinafta uygulanacak. Onların da hedef süresi var, onlar da uymak zorunda. İstinafta eğer daire yeterli değilse yeni daire kuracağız. Yani 9 ayda ilk derecede bitmesi gereken dosya istinafta da en fazla 9 ayda bitecek. O 11. yargı paketinde kabul edildi ön ödemeyle ilgili hakaret. Faydası oldu, olumsuz yönleri oldu. Tekrardan değerlendirebilir.

TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİNİ İŞLEYEN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR

Bu çocukların ailesinin sorumluluğu bazı ülkelerde var. Ben onu bir basın programımızda söylemiştim televizyonda. Sizin dediğiniz var. Amerika'da var, Norveç'te var. Biz onu mukayeseli hukuk'ta araştırdık. Aile şöyle, sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ama ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım. Denetlemesi lazım. Yani hepimizin burada çocuğu var. Sadece çocuğu okula gönderip cebine harçlık koymak yeterli değil. Ailelerin mutlaka çocukları takip etmesi gerekiyor. Islah konusunda elbette o 12. pakette çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık. Yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var. Tahliye olmadan 6 ay öncesinde cezaevindeyken Amatem sürecinin başlatılmasını düşünüyoruz. Genelde biliyorsunuz dışarı çıktıktan sonra Amatem süreci başlıyor ama tabii gitmiyor. Serbest kalıyor. O zaman tekrar uyuşturucu arayışına başlıyor. Biz bu şahsın tahliyesine 6 ay kala cezaevindeyken, cezaevi içerisinde Amatem sürecine başlamasına ilişkin bir düzenleme yapmayı düşünüyoruz.

ÇOCUKLARIN KULLANDIĞI UYGULAMALAR VE İZLEDİĞİ VİDEOLARIN CEZAİ KISMI

Sosyal medyayla ilgili diyorsunuz herhalde ? Aile Bakanlığımız kanun teklifi olarak sundu. Onlar Aile Bakanlığımız 16 yaşını tamamlamamış kişiler için sosyal medyayla ilgili. Biz şu an henüz çalışıyoruz. 12. pakete de inşallah koymayı düşünüyoruz. Bizde de aynı şekilde 16 yaşı ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi işte bu konuda doğrulama kodu cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları; Youtuberlar, Influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununa şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi'nde doldurmaya düşünüyoruz.

İMRALI STATÜ SORUNU

Okan Bey teşekkür ederim. Şimdi tabi burada o süreci biz takip etmiyoruz. Orada Yüce Meclisimiz ne tür düzenleme yapacak bilmiyoruz. Statü sorunu ile ilgili ben de basından takip ediyorum. Onu bilmiyorum yani. Artık o Meclis'in takdiri. Biz sadece şu an heyetlerin İmralı'ya gitmesine izin veriyoruz. Adalet ve kanun olarak onu şey yapıyoruz. Diğer sorunuz.

AKADEMİSYENLERİN VE GAZETECİLERİN İMRALI'YA GİTMESİ TALEBİ

Onlarla ilgili şu an düşünmüyoruz. Sadece heyetler belli. Onlara izin veriyoruz o konuda. O yüce Meclisimizin çizeceği bir rotaya göre belli olacak o süreç.

TUTUKLAMA İSTİSNAİ BİR TEDBİR Mİ ?

Tutuklama genelde istisnai bir tedbir. Şartları aslında belli. CMK yüzde şartları var. Ama bazen çok rahat kullanılabiliyor. Bazen de toplumda infial oluşturan olaylar da kullanılmıyor diye eleştiriler var. Tutuklamada hakimin takdiri var elbette ama tabii kuvvetli suç şüphesi olması gerekiyor. Katalog suçlar olması gerekiyor. Ama şuna dikkat ediyoruz. Yani toplumda infial oluşturan bir olay. Nedir infial oluşturan bir olay? Mesela bir trafikte eşinin çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır. Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor. Ölçülü bir tedbirdir. Bu şekilde tutuklamada hakim takdiri var. Yani biz buna karışamayız. Olaya göre bir şeydir. Ama şu oluyor algısızlık olarak. Genelde tutuklanmayınca toplumda sanki o kişi beraat etti, ceza almadı gibi algı yapıyor. Bu yanlış. Sosyal medyada bu algıların da düzeltilmesi gerekiyor. Çünkü tutuklama bir takdir hakkıdır. Şartları varsa hakim tutuklar. Savcılık da tutuklama isteyip hakim Sulh Ceza Hakimliği reddetmişse ona itiraz etme hakkı vardır. Hukuk her zaman birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistemdir. Yani hakimlerimiz uygulamaya dikkat ediyorlar bu konuda.

UMUT HAKKI

Şimdi bizde terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o ? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O meclisimizin takdiri.

MAĞDUR AİLELERİN TEHDİT ALMASI

Elbette sizin dediğinize katılıyorum. Bu oldu zaten biliyorsunuz Minguzzi'nin ailesinin tehdit olayları oldu yargılama sürecinde. Burada ayrı bir düzenlemeye gerek yok. Savcı arkadaşlarımız zaten dikkat ediyor. Hepsi tutuklandı. Ayrı bir düzenlemeye de gerek yok ama mağdur ve suçtan doğan bir yani suç mağdurunun elbette korunması gerekiyor. Bunda kanunlarımızla zaten ilgili düzenlemeler var. Hassasiyet göstermemiz gerekiyor. Bu konuda ben de sizin gibi düşünüyorum. Maalesef çirkin bir şekilde cenazesine saldırdılar, mezarlığına saldırdılar, ailesini tehdit ettiler ama savcılık olarak da biz gereğini yaptık.

ADALET BAKANLIĞI MAAŞ ARTIŞI VE ÖZLÜK HAKLARI

Diğer konu bizim teşkilatımız 212 bin kişilik teşkilat. Adliye personelimiz var, ceza personelimiz var, hakim, savcımız var. Elbette gönlümüz düzenleme yapılmasından yana ama tabi biliyorsunuz bir de Maliye Bakanlığı ayağı var bunun. Orayı aşarsak inşallah düzenleme yapabiliriz. Teşekkür ederim.

15 BİN PERSONEL ALIMI

Nisan gibi 10 bin tanesini hemen alacağımızı söylediler. Nisan gibi ilana çıkacak. 5 bin tanesi de Haziran'da. 15 bin kadronun 10 bin tanesi bayramdan hemen sonra Nisan gibi ilana çıkacak. Kalan 5 bin tanesi de Haziran'da ilana çıkacak.

HÜKÜMLÜLERLE GÖRÜŞME ŞARTLARI

Bu soru daha önce basın mensupları tarafından sorulmuştu. Avukatlarımızın bir kısmı aslında yanlış anladı. Bizim zaten tutuklularda bir düzenlememiz var. Örgüt ve terör suçlarında tutuklular özellikle hükümlüler ile avukatlarımızın görüşmelerinde örgütün talimatını iletme, aynı şekilde örgütün kuryeliğini yapma gibi durumlar varsa bunlar bir mahkeme kararıyla ve somut deliller durumunda hükümlüyle avukatın yapmış olduğu görüşme kısıtlanabilir, sonlandırabilir ya da bir zaman dilimine sıkıştırılabilir. Bu bizim 5275 Sayılı Kanunun 59. maddesinde yapılan düzenleme zaten yıllardan beri uygulanıyor. Şimdi şunu demek istedik. Örgüt ve terör suçlarında tutuklular bakımından böyle bir düzenleme yok. Tamam elbette tutuklu masum. Yani sonuçta berat da edebilir durum farklı ama kötüye de kullanılabilir. Yani burada olay bazında değerlendirmek istemiyorum. Ben örnek de verdim. Adnan Oktar örgütüne 280 tane avukatta görüşme oldu. O da tutukluydu, hüküm kesinleşmedi. Ya da bir başka bir tutuklunun kendisine etkin pişmanlıktan vazgeçilmek için 3 günde 52 tane avukatın geldiğini söyledi. Bunların hepsi somut. Burada şuna dikkat etmek lazım. Birincisi bir mahkeme kararı olacak. İkincisi terör örgütü suçu olacak. Üçüncüsü de avukatın örgüt adına bir kuryelik yaptığı, örgütün talimatlarını dışarı taşıdığı, işte aynı şekilde içerideki kişiye etkin pişmanlıkla bulunmaması için baskı yaptığı gibi somut durumlar olursa mahkeme kararıyla birlikte burada da avukatla tutuklu arasındaki görüşme elbette kısıtlanabilir, denetlenebilir ya da belirli bir zaman periyoduna saklanabilir. Bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi incelemesini de yaptık. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eğer bir mahkeme tarafından verilen bir karar ve somut bir delil varsa Örgüt ve terör suçlarında bu şekilde yapılan kısıtlamanın makul olduğunu söylemiş. Bunu 12. pakette bir eksiklik olarak gördüğümüzden getirmeyi düşünüyoruz.

CEZAEVİNDE YATAN KİŞİNİN BASINA DEMEÇ VERMESİ

Sosyal medyasını kullanıyor. Nasıl oluyor işte az önce söylemek istediğimize geliyor. Tabii yani normalde yapmaması lazım. İşte ama bizim tabii başka kanunlarda var. Yani tutuklu ya da hükümlünün sosyal medyadan kullanmama hakkı var. Bizde öyle bir şey yok. Bunu nasıl yapıyor? Biz araştırdık. Gazeteci içeri girmiyor. Genelde avukata verilen notlar da oluyor. Avukatla tutuklu arasındaki görüşmeler hiçbir şekilde denetlenemiyor. Vermiş olduğu notlar dışarıya özgür bir şekilde çıkartılabiliyor. Genelde bu şekilde oluyor. Gazetecinin içeri girip onunla röportaj yapması değil de. Avukatına verdiği notların dışarıya çıkartılması şekli oluyor.

KADINA ŞİDDET

En son sorudan başlayayım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. O konuda da elbette hassasız. Çocuklar gibi kadınlar da bizim hassas gruplarımızdan, biliyorsunuz bizim bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun'un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun'da. Kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanunda özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız. Birinci sorunuz yani orada bir sekreterya var mı yok mu? O dediğim gibi şu an öyle bir çalışma yok.

UZAYAN DAVALAR- HAKİM SAVCILARIN SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Yargın hızlandırılması konusunda 12. pakette somut olarak düzenlemelerimiz olacak. İşte az önce de anlattım Sinan Bey. Atlamalı Temyiz, Yargının Etkinliği Bürosu, hakimlerin terfisi, belirli kriterlerin getirilmesi, belirli kararı onanmayan Yargıtay'dan geçmeyen hakimlerin terfi edememesi. Ceza ödül sistemi. Bunlar elbette hızlanma için yapacağımız adımlar. Daha şu an henüz Kanun çalışmamız bitmedi. Özellikle arkadaşlarımız da hep birlikte toplumdan gelen şeye de bakıyoruz biz, taleplere de bakıyoruz. Bunlar mutlaka yapılacak.

Diğer dediğiniz konuda yani nüfus ticareti işte otonom yapılar elbette yani bunlara biz kesinlikle müsaade etmeyiz. Ben İstanbul'da çalışırken de bunlara müsaade etmedim. Ama bunların somut olarak delillenmesi gerekiyor. Belgelenmesi gerekiyor. Vatandaşlarımız bunlar varsa, biri nüfus ticareti yapıyorsa, birinin ismini kullanıyorsa ya da birinin hatrı gönlüyle bir savcının iş yaptığını, bir hakimin karar verdiğini iddia ediyorsa mutlaka yargıya başvursun. Sonuna kadar bu sürecin takipçisi oluruz. Hakimler, savcılar hakkında da biliyorsunuz Şikayet Bürosu var. Vatandaşlarımız herkes rahat bir şekilde şikayet edebiliyor. O konuda ben çok hassasım. HSK üyelerimizin de çok hassas olduğunu düşünüyorum. En ufak bir hakimliğe gölge düşürecek bir şey olduğu zaman kesinlikle müfettiş incelemesi için izin veriyoruz ve sonuna kadar da gidiyoruz. Yani Hakimlik mesleği kesinlikle gölge düşürülemeyecek bir meslektir. Hakimlik hem tarafsızlık konusunda gölge düşmemesi gerekiyor. Hem de hakimin baktığı dosyada şahsi siyasi görüşünü belirtmeyecek şekilde gölge düşmemesi gerekiyor. Bu konuda çok hassasız.

Buradan şunu da söylemek istiyorum. Özellikle dün de söylemiştim sosyal medyada son zamanlarında bazı hakim savcı arkadaşlarımız işte böyle fotoğraflar veriyorlar operasyonlarıyla ilgili işte polislerle fotoğraf çekiyorlar. Bunlar yapılıyor, açıklamalar yapılıyor. Bunlar yanlış. Bu süreçle de ilgili takip ediyoruz. Hakim savcıların sosyal medya kullanmasına karşıyız. Hakim savcı dosyasıyla, kararıyla konuşur. Yani bunların sosyal medyada boy göstermesi, açıklama yapması ya da işte şu operasyonu yaptık, bununla fotoğraf vermesi. Bunlar yanlış şeyler. Bunları da belirtmek istiyorum.

AVUKATLIK KANUNU

Avukatların bildiğim kadarıyla reklam ve etik kuralları var. Onlarla ilgili baro kendi sürecini başlatıyor. Avukatlar reklam yapamaz. Bu konuda etik kuralları var.

Tabi o bizi ilgilendiren bir konu değil. Baroların işlettiği bir süreç. Avukatlık Kanunu elbette güncellenebilir. Yani 206 bin tane şu an avukatımız var. Onların sorunlarını da biliyoruz. Özellikle ekonomik olarak zor durumda kaldıklarını da biliyoruz. Onlarla ilgili de dün de söyledim ben. Birtakım düşüncelerimiz var. Özellikle tapuda belirli miktarı geçen işlemlerin bizzat avukatların katılımıyla zorunlu getirilmesi gerekiyor. Avukatlıkta özellikle son zamanlarda kaliteyi artırdık. Biliyorsunuz Hukuk Fakültesi mesleğine giriş önce ilk 125 bindi. Bunu ilk 100 bine indirdik. Aynı şekilde dikey geçiş sınavlarında Hukuk Fakültesine girişi engelledik. Ve hukuk mesleklerine giriş sınavı getirdik. Bakın biliyorsunuz geçen sene uygulandı. Yüzde 23 başarı oranı var. Yani biraz zordu herhalde. Ama artık Hukuk Fakültesinin ve Avukatlık mesleğinin biz kesinlikle kaliteli bir meslek olmasını istiyoruz. Elbette Baroların bu konuda bir reklam yasağı ya da disiplin hükümleri uygulanacaktır.

Diğer konu belediyelerde kanunlarında bir boşluk olduğunu iddia ediyorsunuz. Belediyelerde sürekli olarak biliyorsunuz Sayıştay denetimi var. Aynı şekilde İçişleri Bakanlığı müfettişleri de denetleme yapıyor. Bunların aslında genelde savcılıkla entegre edilmesi gerekiyor. Sayıştay inceledikten sonra bir suç unsuru buluyorsa savcılığa ihbarda bulunması gerekiyor. Bunu bilmiyorum ben. Daha önce bizim operasyon yaptığımız Belediyelerde Sayıştay denetiminden geçti mi ya da bize bir ihbarda bulunuldu mu bu konu açıkçası bilmiyorum yani.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE-SELAHATTİN DEMİRTAŞ- ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Biz bu sürecin içinde değiliz. Tekrar söyleyeyim. Bu tamamen yüce Meclis'in yürütmüş olduğu bir süreç. Önce Adalet Komisyonu'na gidiyor. Adalet Komisyonu burada bir çalışma yapacak. Daha sonra da Genel Kurula gelecek. Biz sadece teknik olarak özellikle Hukuk İşleri Genel Müdürlüğümüz ve Kanunlar Genel Müdürlüğümüz bu konuda tecrübeli. Arkadaşlarımız teknik olarak yardım ediyor. Bu sürecin tamamen kanun yapılması, tasarrufu, takdiri, yöntemi nereleri kapsayacağı Meclis'e ait. Bu süreçte biz değiliz.

İkinci konu Selahattin Demirtaş'la ilgili süreç. O tabii şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var.

Anayasa değişikliğiyle ilgili yani bu özellikle terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor. Ama terörsüz Türkiye süreci için Ceza Kanunu, Ceza Güvenlik İnfaz Kanunu ve diğer kanunlarda değişiklik yapılması yeterli.

İBB DAVASI

Bizim şahıslarla bir Cumhuriyet Savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın Belediye Başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım. Sonuçta biliyorsunuz bir yargılama aşaması başlıyor. Yani hukukta şu var. Mutlaka her karar denetlenebilir. Benim mesela daha önceki işte televizyonlarda da işte şu kararı verdi. Bakın benim vermiş olduğum kararların hepsi Yargıtay'ın … geçti. Yani hukuk sistemi aslında birbirini tamamlıyor. Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz dosyanın şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet Savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. Masak raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları. Soruşma bu şekilde ilerledi. Biz şahıslarla ilgili bir şeyimiz yok, çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık.

ŞAHISLARIN SİZİ SÜREKLİ MİNDERE ÇEKME VE SİYASİ BİR PERSPEKTİF OLUŞTURMA STRATEJİSİ

Yani ben o soruya cevap vermek istemiyorum. Sürekli olarak yaptılar bize de aynı şekilde. Ben sadece biliyorsunuz bazen manevi tazminat davası açtım. Onlarla ilgili kazandıklarımız da oldu. Yani onlar, herkes bir şekilde yani savunma hakkı kutsaldır. O savunmasını yapacak. Ama burada benim olaya şahsımın karıştırılması yanlış bir duygu. Ben Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevimi yaptım. Yani onun Belediye Başkanı olması ya da başka bir görevde olması beni ilgilendirmiyor.

İBB DAVASI İÇİN MAKUL SÜRE

Makul süre biliyorsunuz yargılama başlayacak 9 Mart'ta. 40 Ağır Ceza Mahkemesi. O konuda. Yani yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla.