Türkiye'nin farklı illerinden gelen sahaflar, bu yıl 9. kez düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali'nde buluştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür Kenti Vakfı ve Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle gerçekleştirilen festivalde ender bulunan, eski basım ve ikinci el kitap, dergi, magazin ve afişler satışa sunuldu. Beyoğlu'ndaki festivale her yıl katılan sahaf Halil Bingöl, sahaflığın sabır isteyen bir meslek olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Tabii sahaf olabilmek için birtakım kriterler var. Genç yaşta bu işe başlamak lazım. Çok kitap görmüş ve çok okumuş olmak dışında, Osmanlıca'yı kesinlikle bilmek lazım. Bunun yanı sıra Grekçe (eski Yunan dili), Farsça, Arapça ve Bulgarca gördüğünde ne olduğunu anlamak lazım.”
KİTAP, SEVENLERİN SERVETİDİR
Sahaf Nusret Cimillioğlu da 20 yaşından beri kitap topladığını belirterek, sahaflığın kitapçılıktan öte, bir sanat olduğunu ifade etti. Sahafların kitaba karşı sevgisi olduğunu kaydeden Cimillioğlu, “Madem kitap cem ettin, oku o sahaf-ı bişuur gibi olma, derler. Yani şuursuz olarak, sadece bir eşya gibi görmeyeceksin kitabı. Mesela benim eve giderken, gelirken yanımda, çantamda muhakkak kitap olur. Okur ve not alırım. Onun için kitap, sevenlerin servetidir. Hayata kitapsız atılan, savaşa silahsız katılan adam gibidir” dedi. Cimillioğlu, kitap satın almanın, satmaktan daha çok mutlu ettiğini ifade ederek, “Kitapları karıştırırken içerisinden bir yaprak, bir yazı çıkar, o kitabın bedelini üçe beşe katlar” şeklinde konuştu.
Osmanlıca'yı bilmek şart
Sahaf İsmail Lütfü Seymen ise sahaflığa 12-13 yaşında Tommiks, Teksas satarak başladığını belirterek,”Bazıları 300-500 kitabı bulunca kendini hemen sahaf zanneder. O yüzden 2. el kitapçılarla sahafların kesinlikle ayrılması lazım” dedi. Türk sahafların Osmanlıca'yı bilmesi gerektiğini savunan Seymen, “Sevmediğim adama kitap satmam. Yani her kitabı, herkese vermem. Huyum bu. Kızına damat arayan bir kayınpeder gibi davranırım” diye konuştu.