Yakın geçmişe kadar Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) bilgi veren iş adamı Cemal Alparslan Ertuğ, 2009'da Oslo'da PKK yöneticileriyle müzakere yürütülmesinden 12 yıl önce MİT'in, aralarında Ahmet Türk ve Sırrı Sakık'ın da bulunduğu HADEP'li Kürt siyasetçilerle görüştüğünü açıkladı. Gazeteci-yazar Ferhat Ünlü'nün hazırlayıp sunduğu tvnet'teki İstihbarat programına önceki gece konuk olan Ertuğ, 2009'da Oslo'da PKK yöneticileriyle müzakere yürütülmesinden 12 yıl önce MİT'in Halkın Demokrasi Partisi'ne (HADEP) bağlı Kürt siyasetçilerle görüştüğünü açıkladı. Ertuğ, 'Birinci Oslo süreci' olarak nitelendirilebilecek süreçte Ahmet Türk ve Sırrı Sakık'ın da aralarında bulunduğu 9 Kürt siyasetçi ve aydının Ekim 1997'de İstanbul Serencebey'deki MİT binasına giderek yetkililerle görüştüğünü söyledi. Ertuğ, görüşmeler kapsamında Kürt siyasetçilerin MİT İstanbul Bölge Başkanlığı'na bir Kürt sorunu raporu sunduğunu da belirtti.
3 SAYFALIK RAPOR HAZIRLANDI
Ertuğ, Oslo görüşmelerinin PKK ile pazarlık amacıyla yapılmadığını belirterek şunları söyledi: 'İlk Oslo görüşmesi siyasi inisiyatif ile başlamadı. Bu inisiyatif devlet tarafından kullanıldı. Temaslar oldu. Görüşmede çok sayıda Kürt aydın ve siyasetçiler de katılım ve destek sağladı. Çeşitli Kürt aydınları ile Türkiye'de temasımız oldu. MİT ile görüşmeyi ben sağladım. O dönem isimlerini vermek istemediğim Kürt aydın ve siyasetçiler taleplerini bana bildirdi. Muhatabın MİT değil, Genelkurmay Başkanlığı olmasını istediler. Ben de konunun muhatabının MİT olduğunu söyledim. Girişimcilerin bu taleplerini MİT'e bildirdim. Yani görüşmelere aracı oldum. Görüşme MİT İstanbul Bölge Başkanlığı'nda gerçekleşti. O görüşmeye 8-9 Kürt siyasetçi ve aydın katıldı. Balıkçı kod adı ile bilinen İlhami Işık yoktu. Kürt aydın ve siyasetçiler görüşmelerden umutlu ayrıldı. Talepleri MİT tarafından dinlendi. Görüşmeden sonra bu ekip üç sayfalık çözüm önerisi hazırladı, MİT'e verdi. Bana da bir kopyasını verdiler. Bu raporda Kürt aydın ve siyasetçilerin siyaset ve özgürlük alanlarının genişletilmesiyle ilgili talepleri oldu. Bu raporda bir pazarlık söz konusu olmadı. O süreç sabote edilmeden önce Abdullah Öcalan da sürece sıcak bakıyordu.'
Balıkçı kamuoyunu yanıltıyor
Ertuğ, Balıkçı kod adı ile bilinen İlhami Işık'ın söz konusu süreçle ilgili kendisine prim çıkarmaya çalışan isimlerden biri olduğunu ifade ederek şunları söyledi: 'Buna benzer farklı kişiler de var. Ancak isimlerini vermeyeceğim. Görüşmelerde Balıkçı kod adı ile bilinen İlhami Işık yoktu. Işık, görüşmeler yapıldıktan ve Kürt aydın ve siyasetçilerin MİT'e verdikleri öneri raporundan sonra oluşturulan Sivil Toplum Kuruluşları'nda (STK) bulundu. Kürt aydın ve siyasetçilerin de bulunduğu bu STK'lara Balıkçı kod adı ile bilinen İlhami Işık sonradan dâhil oldu. Bu STK'lar görüşmeler yapıldıktan ve MİT'e rapor verildikten sonra oluşturuldu. İlhami Işık burada görüşmeleri farklı bir şekilde Emniyet İstihbarat'a rapor etti. STK'larda bulunan birçok kişi de süreci sabote etmek için PKK'ya bilgi sızdırıyordu.'
Görüşme sınırlar içinde olmalıydı
Oslo'da 2009 yılında yürütülen müzakerelerle ilgili en büyük hata ise görüşmelerin Oslo'da yapılmasıydı. Oslo'da yapılmamalıydı. Başka bir ülkenin toprak sahasında resmi bir toplantı olduğunda o ülkenin istihbarat biriminden birinin bulunma şartı vardır. O dönemde de vardı. Bu görüşme Türkiye'de güvenli bir yerde yapılmalıydı. 2009'daki Oslo görüşmesi Türkiye'de yapılsaydı bu tür bir sorun olmazdı. Eğer Türkiye'de olsaydı başarılı olabilirdi. Ertuğ, JİTEM'ci Cem Ersever'in öldürülmesi için de 'Ahmet Cem Ersever'i çok iyi tanımıyorum. Cem Ersever'in öldürülme sebebi sır saklama ile ilgiliydi. Bu kadarını söyleyebilirim' ifadelerini kullandı.