"Bu yaz, Türkiye pazarındayım"

Geçen sonbaharda Fransa'da üretimine başladığı yeni kolalı içeceği ile Avrupa meşrubat piyasasını birbirine katan "Mr. Mecca-Cola" nâmlı olay adam Tevfik Matlusî, Türk medyasından ilk kez Yeni Şafak'a konuştu:

Yeni Şafak
Arşiv

http://image.yenisafak.com/resim/upload/2017/05/22/594d80fe2402.jpg

---------------------------------- manset ------------------------------------------- ---------------------- manset ---------------------

Son aylarda, başta Fransa olmak üzere, yolu bazı Avrupa ülkelerine düşenler süpermarket rafları ve kafeteryalarda yepyeni bir içecekle karşılaşıyorlar. Gerek şişe tasarımı, gerekse bayrak kırmızısı etiketiyle uzaktan ilk anda Coca Cola'yı andıran bu gazlı içeceğin sırrı, ona ancak biraz daha yakından bakınca ortaya çıkıyor. Etiketinde Amerikalı hemcinsininkini andıran kıvrak ve kavisli bir karakterle yazılmış "Mecca Cola" yazısını görenler, doğal olarak hemen meraka düşüp bu içeceğin kaynağını soruyorlar satıcılara. "Müslümanlara ait bir şirketin çıkardığı yeni bir ürün" cevabını alınca da iyice artan bir merakla etiketi incelemeyi sürdürüyorlar. İşte tam bu noktada ise Mekke Kola şişesi isminin hemen üstünde yer alan ilginç sloganıyla müstakbel tüketicilerine son darbeyi vuruyor: "Artık aptalca içmeye paydos, ne içtiğinizi bilin!" (No more drinking stupid, drink with commitment)

"Daha fazlasını iste" ve "hayatın gerçek tadı" gibi, kişisel hazzı hayattaki diğer bütün değerlerin zirvesine oturtan kapitalist sloganlarla beslenmiş bir kuşak için fazlaca sert bir politik söylem bu. Hele de aynı içeceğin "www.mecca-cola.com" adlı resmî internet sitesine girdiğinizde göreceğiniz manzara çok daha ilginç. İlk anda yine Coca Cola kırmızını andıran renklerle bezeli bir tasarımla karşılaşıyorsunuz. Ancak, içerikteki bilgi ve fotoğrafları biraz daha dikkatlice incelediğinizde, sitenin Müslümanların global çaptaki ezilmişliklerinden yüreği oldukça yanmış birinin elinden çıktığı hemen anlaşılıyor. İsrail tanklarına taş atan Filistinli çocukların görüntüleri, Kudüs'teki Kubbet-üs Sahra mescidinin fotoğrafı ve güncel siyasal gelişmelere yönelik daha bir sürü anlamlı gönderme. En önemlisi de açılış sayfasında iki ayrı dilde yer alan şu not: "Mekke Kola'nın net kârının yüzde 10'luk bir bölümü Filistin gençliğinin ihtiyaçları için bu ülkeye gönderilmekte, yüzde 10'luk diğer bir bölümü de Avrupa'daki insanî yardım kuruluşlarına aktarılmaktadır."

Mekke Kola hakkında bir çok bilgiyi ihtiva eden site, ne gariptir ki aynı şirketin açık adresine, telefon ve faks numaralarına ise yer vermiyor. İletişim kurmak isteyenler için yalnızca elektronik posta gönderme seçeneği sunulmuş. Bunun üzerine, son yıllarda dünya ölçeğinde ortaya çıkan bu en sıradışı ticarî girişiminin mimarına ulaşmak amacıyla, Fransa bağlantılı hummalı bir araştırmaya girişiyoruz. Yaklaşık bir hafta süren takibatımızın sonucunda, yönetim merkezi kamuoyundan neredeyse bir sır gibi saklanan Mekke Kola şirketinin "1 numara"sına, Kuzey Afrika kökenli Fransız vatandaşı Tevfik Matlusî'ye ulaşmayı başarıyoruz. Yaşadığı başdöndürücü trafik arasında kendisiyle görüştüğümüzde ise, çok kısa sürede inanılmaz bir ticarî performans gösteren Mekke Kola'daki bu gizlilik zincirinin hiç de boşuna olmadığını öğreniyoruz. Çünkü anlattıklarına bakılırsa, Matlusî kendisine esin kaynağı olan boynu bükük ve tarumar Filistin kentleri kadar tehdit altında!

"Beni 'Cenin katliamı' ateşledi"

Tevfik Matlusî, 1958 Tunus doğumlu bir Arap göçmeni. Fransa'ya 1977 yılında gelmiş ve bu ülkede binlerce selefinin sürüklendiği berduş hayattan uzak durarak hukuk eğitimi almış. Anadili Arapçanın dışında iyi düzeyde Fransızca ve İngilizce biliyor. 1977 yılında Fransız uyruğuna geçen Matlusî'nin bir dönem aktif gazetecilikle de uğraştığını öğreniyoruz. Mekke Kola'yı kurmasından hemen önceki dönemde ise avukatlık yapmaktaymış. Kendisi gibi Müslüman olan medya ilişkileri sorumlusu Bayan Louiza'ya Türkiye'den aradığımızı söyleyince ayrıcalıklı bir ilgi görüyoruz; patronu o esnada bir iş anlaşması için yurt dışına çıkmaya hazırlanmasına karşın kısa süre içinde bizi ona ulaştırıyor.

Matlusî, "Beni Mekke Kola ile ilgili olarak Türkiye'den arayan ilk basın mensupları sizlersiniz. Eski bir gazeteci olarak İstanbullu meslektaşlarımla görüşmek benim için büyük bir mutluluk" diyor ve hemen ardından da ekliyor: "Türkiye bütün İslâm âlemi için çok önemli bir ülke, oradaki gönül dostlarımızın şirketimiz hakkındaki herşeyi birinci elden öğrenmesi gerek. Bu bakımdan yardımcım beni aradığınızı söyleyince aracımı hemen kenara çektim, sizinle havalimanı yolundan görüşüyorum."

Tevfik Matlusî ilk gençlik yıllarından beri şuurlu bir Müslüman olduğunu ve İslâm âleminin yeryüzündeki geri kalmışlığının kendisine hep azap verdiğini anlatıyor. "Mekke Kola'yı kurma fikri kalbimde ilk kez 2002 yılı bahar aylarında, İsrail'in Cenin kentini işgali sırasında doğdu" diyor, "İsrail birliklerinin oradaki Müslümanlara yaptığı zulmü görünce önce kendi kendime isyan ettim. Ardından da bunun bir Müslüman için çok yanlış bir tutum olduğunu farkedip, çıkış yolu aramaya başladım. Siyonist ve emperyalistler bu dünyada herşeyden önce kendi ticarî çıkarlarını düşünürler. Eğer bu güç odaklarına cidden zarar vermeye niyetliysek onları en hassas oldukları noktadan, yani ceplerinden vurmalıydık."

"22 bin Euro ile işe başladım"

Matlusî, yeni bir meşrubat üretme fikrini kafasında oluşturduktan sonra hiç zaman kaybetmeden harekete geçtiğini anlatıyor. "O sırada yalnızca 7 bin Euro birikmiş param vardı. Eşten dosttan da 15 bin Euro borç aldım ve toplam 22 bin Euro (yaklaşık 38 milyar 500 bin lira) ile işe başladım. Önce patent dairesine markayı tescil ettirdim, ardından pencereleri bile olmayan küçücük bir büro tuttum. 14 Ağustos 2002'de şirketin kuruluş başvurusu, ürünün logotaypının ve özgün formülün üretilmesi, Paris'te bu işe uygun bir üretim tesisinin kiralanması, internet sitesinin kurulması ve reklam kampanyalarının başlaması... Cenab-ı Allah yardım etti ve bütün bu işleri çok kısa bir süre içinde toparladım. 7 Ekim 2002 günü üretime başladığımızda pek çok satış noktasından ön sipariş almıştık bile. Dağıtıcılardan gelen ilk para akışıyla birlikte şirket de dönmeye başladı. Şu anda gayet iyi durumdayız, geriye dönük bütün borçlarımızı ödedik ve hiç bir nakit sıkıntımız yok."

Fransız medyasında "Mr. Mekke Kola" nâmıyla anılmaya başlanan Arap girişimci, Müslümanların hem ulusal ölçekli faaliyetlerinde, hem de uluslararası ilişkilerde propaganda ve reklâmın önemini artık iyice kavramak zorunda olduklarını vurguluyor. "Propaganda savaşlarının hayatî önemini en son Irak'ın işgalinde de gördük" diyen Matlusî, rakiplerinin Mekke Kola'ya yönelik saldırılarını bertaraf etmek için Paris'te "Radyo Akdeniz" adında bir de özel radyo istasyonu kurmuş. Çoğunlukla Müslüman Arap gençlerinin çalıştığı bu radyoda gün boyu anti-emperyalist sohbetler ve haber programları, bunun yanısıra da Mekke Kola'nın "rap müzik" formundaki cingılları çalıyor. Tabiî, çalınan bu reklâm melodilerinin batılı şirketlere karşı son derece ince imâlarla dolu olduğunu vurgulamaya gerek yok.

"Amerika ancak ticaretle yenilebilir"

Kimi çevrelerin kendisini fazla politik, hayâlci ya da duygusal davranmakla suçladıklarını belirten Mekke Kola'nın patronu, "Bu meseleye böyle bakmak, bir Müslümanın içine düşebileceği en büyük hatadır" diyor, "Dünyada emperyalizm ve siyonizm ile mazlumlar arasında durmaksızın devam eden bir savaş var. Ticaret arenası da bu savaşın çok önemli bir ayağını oluşturuyor. Coca Cola ve Pepsi bana ne hikâyeler anlatırsa anlatsın, hepimiz biliyoruz ki bu markalar günümüzde global emperyalizmin en büyük bir kaç simgesinden biridir. ABD yönetimi bir yeri kültürel olarak işgal edeceği zaman önce meşrubatını, hamburgerini, sinema filmlerini ve blue jeanlerini iteliyor. Çünkü orada bir "American way of life" (Amerikan hayat tarzı) kurması lâzım ki insanları avucunun içine alsın. Bizler de ticaretle uğraşır gibi görünürken aslında son derece politik bir mücadelenin içindeyiz. Nitekim sektördeki rakiplerim bunun böyle olduğunun gayet iyi farkında, o yüzden de ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar.

İslâm bir eylem dinidir. Aramızda muhabbet etmeyi bırakıp eyleme geçme zamanı geldi de geçiyor. Benim elimden şimdilik bu kadarı geldi ve ticarî bir hareket başlattım. Gerisini de başka Müslümanlar getirecek. Şu asla unutulmasın ki Amerika, inançlarına gerçekten bağlı olan toplumlar için kâğıttan bir devdir. İyi planlanmış bir borsa dalgalanması bile devrilmesine yeter de artar. İslâm âlemi olarak Amerika'dan büyük olduğumuz düşüncesini kafamıza yerleştirirsek başarırız, yoksa Beyaz Saray sonsuza dek hepimizin kanını emecek. Bu savaşın cepheden önce beyinlerde kazanılması gerektiğine inanıyorum."

"Bu yıl Türkiye'ye de geliyoruz"

Görüşmemizin sonunda Matlusî'ye -bazılarının huzurunu epeyce kaçıracak olan- en can alıcı soruyu yöneltiyoruz: "Türkiye pazarına girmeyi de düşünüyor musunuz? Eğer düşünüyorsanız, ne zaman?" Matlusî heyecanla cevap veriyor, "Hıristiyan Avrupa'da yalnızca altı ayda yapabileceğimin en iyisini yaptım. Daha ilk günlerden beri Fransa'da yaşayan sayısız Türk beni arayıp Mekke Kola'yı Türkiye'ye getirip getirmeyeceğimi soruyor. Bugüne kadar hepsine "Biraz sabır" cevabını verdim. Şimdi ilk kez Yeni Şafak gazetesi aracılığıyla açıklıyorum. Mekke Kola bir kaç ay içinde Türkiye pazarında olacak; ancak Fransa'dan hazır ürün gönderme yoluyla değil. Çünkü bu şekilde ülkenizdeki meşrubat kartelleriyle fiyat açısından asla başedemeyiz. Türk piyasası neredeyse tamamen Amerikan egemenliğine girmiş durumda, ama toplumsal şuur açısından durum hiç de ümitsiz değil. Oradaki kardeşlerimizde sömürgenlere karşı müthiş bir öfke ve refleks gözlemliyorum. Türkiye'den gelen tüketici taleplerinin boyutlarını sizlere anlatsam inanamazsınız. Benimle aynı duyarlılıkları taşıyan on milyonlarca Türk var. Ciddi bir firmaya markamızı ve formülümüzü satacağım. Onlar da Fransa'daki ürünümüzün aynısını Türkiye'de üretecekler. Görüştüğüm firmaların adlarını şimdilik vermesem daha doğru olur. Ama dediğim gibi, bu yaza doğru Türkiye'ye mutlaka geliyoruz ve de çok güçlü geliyoruz. Bu konudaki görüşmeler için Mayıs ayında Türkiye'deki dostlarımı ziyaret edeceğim."

***

"Yahudi lobisi var gücüyle saldırıyor"

- Mekke Kola'yı kurarken Fransız resmî makamlarının herhangi bir baskısı ya da engelleme girişimi oldu mu?

- Hayır, kesinlikle olmadı. Belki size ilginç gelecektir ama, tam tersine büyük yardım gördüm siyasî birimlerden. Bana bu işe girişmem için önceden tahmin bile edemeyeceğim ölçüde destek olup yolumu açtılar. Çünkü aklı selim sahibi herkes tek kutuplu bir dünyadan illallah demiş durumda. Yalnız, buradaki İsrail ve Yahudi lobisinin büyük baskısı altındayız. Beni sürekli ölümle tehdit ediyorlar, nereye gidersem gideyim silahlı korumalarla dolaşmak zorunda kalıyorum. Bir kaç ay önce merkez ofisimize bir saldırı düzenleyip ortalığı kırıp döktüler ve bütün bilgisayarlarımızı çaldılar. Tabii dertleri bilgisayar çalmak falan değildi, makinelerin hafızalarındaki özel ticarî kayıtlara ulaştılar. Bu özel bilgilerin düşmanın eline geçmesi benim açımdan çok moral bozucuydu; üzüntüden haftalarca kendime gelemedim. Ancak takdir-i ilahi, sonuçta bu olaydan da almamız gereken dersleri aldık, şimdilerde ekip olarak çok daha tedbirli davranıyoruz.

- Fransa'da Yahudi lobisi bu kadar güçlü mü?

- Tahmin edemeyeceğiniz kadar güçlü. Avrupa kıtasında özellikle Fransa'da hükümetin yanısıra ikinci bir güç odağı gibi davranıyorlar. Ayrıca yalnız Fransa'da da değil, bütün dünyada markamıza karşı şiddetli bir saldırı kampanyası başlattılar. "Mecca-Cola" rumuzuyla internette bir tarama yaptığınızda lehimizde on yazı bulursanız, aleyhimize en az yüz yazıyla karşılaşırsınız. Dünyanın bütün medya kuruluşlarında yandaşları var, dilediklerine diledikleri şeyleri yazdırabiliyorlar. Beni Müslüman kamuoyunun gözünde küçük düşürmek için aslında bir batı ajanı olduğumu ve bu şirketin gerçekte Coca Cola'nın gizli bir yatırımı olduğunu dahi ileri sürdüler. Ancak ateş olsalar ancak cürümleri kadar yer yakarlar. Ben ve arkadaşlarım bu yola baş koyduk bir kere. Mekke Kola olayı bu saatten sonra beni ortadan kaldırsalar bile çığ gibi büyüyecektir.

***

"Fransa'da Coca Cola ve Pepsi'nin canını çok sıktık"

- Fransa'daki meşrubat dağıtım zincirine ciddi ciddi sızmış görünüyorsunuz. Varlığınız Coca Cola ve Pepsi'nin Fransa şubelerini rahatsız etmiyor mu?

- Etmez olur mu? Şu anda Fransa dahil toplam 30 ülkede satışımız var. Bu olağanüstü sonuca yalnızca 6 ayda ulaştık. Müşterilerimiz ilk anda düşünüldüğü gibi yalnızca Müslümanlardan oluşmuyor, dağıtıcılarımız ve tüketicilerimiz arasında her dinden, her politik görüşten insan var. Bunlardan her gün bir sürü kutlama mesajı geliyor. İnsanların global emperyalizme ve onun simgelerine karşı aynen benim gibi düşündüklerini görünce çok mutlu oluyorum. İnanıyorum ki bizim ürünümüz Amerikan zulmünün tarihteki ilk kurbanları olan kızılderililer için bile en doğru alternatiftir.

Fransa'daki Coca Cola ve Pepsi şubeleri bizi ilk anda küçük gören bir tavır içine girdi, ancak aylar geçtikçe baktılar ki pazarda süratle pay kapıyoruz. Bu sefer de örtülü bir savaşa giriştiler. Bizim ürünümüzü satan marketlere gidiyor ve esnafı tatlı-sert şekilde tehdit ediyorlar. Onlara "Mekke Kola satmayı sürdürürseniz bizim ürün yelpazemize dahil olan hiç bir meşrubatı alamazsınız, büyük zarar edersiniz" diyorlarmış. Tabiî bu tamamen altı boş bir blöf. Çünkü bu sektörde satıcının üreticiye değil, daha ziyade üreticinin satıcıya ihtiyacı vardır. Bayiler bunları ardarda bir bırakmaya başlasınlar, o zaman görürler günlerini!

Nitekim, son olarak büyük bir Fransız süpermarket zinciri daha bizi portföyüne kattı. Çünkü Fransa'da milyonlarca Müslüman göçmen ve bir o kadar da Amerikan emperyalizminden nefret eden şuurlu insan var. Ayrıca, bütün dağıtım noktalarının olaya bizim gibi bir "dâvâ" temelinde bakmasını da beklemiyorum. Sonuçta bu karşılıklı bir ticaret ve onlar bize biz de onlara para kazandırıyoruz.

Geçen hafta Fas'taki bayilerimle toplantıdaydım. Bana orada da benzer türden baskılardan söz ettiler. Düşünün ümmet olarak ne hâle gelmişiz, Müslüman bir ülkede Müslüman bir girişimciye ait meşrubatı satmaya çalışırken bir sürü tehditle boğuşuyoruz. Fakat, emperyalizmin bu çırpınışları sonunda boşa çıkacak. Biz kimsenin nüfuz alanına girmiyoruz, yaptığımız şey geçmişte kaybettiğimiz topraklarımızı tekrar geri almaktan ibarettir.

***

"Benim kolam hepsinden daha sağlıklı"

- Bir kolalı içecek üreticisine ürününün kimyasal formülünü sormak pek doğru bir tavır olmasa gerek. Ancak bu denli kararlı bir politik söylemle yola çıktığınızdan dolayı, bizim de buna kısmen hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Mekke Kola'nın kiyasal açıdan Amerikalı benzerlerinden farkı ne? Yoksa tek farkı ismi mi?

- Kesinlikle farklı bir formül uyguladık. Zaten benim Coca Cola ve Pepsi'nin formüllerine nasıl ulaşma şansım olabilirdi ki? Bu çağda yeni bir kola formülasyonu üretmek o kadar da zor değil. Mekke Kola için önce internette geniş kapsamlı bir araştırmaya giriştim. Bir sürü siteden bu tür içeceklerin muhteviyatına ilişkin bilgiler topladım. Ardından da Fransa'daki bazı büyük kimya şirketlerine gidip kendilerinden araştırma-geliştirme çalışmalarım için dostça destek istedim. Hiçbiri bu desteği vermedi. Bunun üzerine iş başa düştü, serbest çalışan bir kaç uzman kimyagerin yardımıyla kiralık laboratuarlarda çeşitli formüller geliştirdik, tat testi yapan deneme gruplarımızın seçtiği bir tanesini de üretmeye başladık.

Oluşturduğumuz karışım gerçekten çok başarılı ve aynı oranda da sağlıklı. İçinde uyuşturucu, bağımlılık yapıcı ya da uyarıcı hiç bir gizli madde yok. Ayrıca şeker oranı da benzerlerine göre daha az, sürekli içenleri dahi şişmanlatmıyor. Lezzetini tanımlamamı isterseniz şöyle söyleyebilirim, Pepsi ile Coca Cola arasında bir tat. Ancak iddia ediyorum ki kendi kategorisinin en iyisi oldu.

- Öyle kendi malını kendi kendine uzaktan övmekle olmaz; bari bize de bir kasa gönderin ki burada, gazetemizin yazı işlerinde topluca test edelim!

- (Gülerek) Haklısınız! O zaman size söz veriyorum, en kısa zamanda denemeniz için bir kasa göndereceğim. Zaten pek yakında Türk tüketicileriyle temelli buluşacağız.