Çakıcı'nın yağdanlığı

Ünlü bir televizyoncunun Çakıcı ile yaptığı telefon görüşmesi 'etik' tartışması doğurdu. TV'cinin, Çakıcı'nın TV programında nasıl konuşması gerektiği yolunda adeta 'basın danışmanı' gibi davranması manidar bulundu.

.
Çakıcı'nın yağdanlığı

http://cdn.yenisafak.net/site/1804c8a719a0.jpg

Ünlü bir televizyon yapımcısının yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden Alaattin Çakıcı ile yaptığı telefon görüşmesi medyadaki 'etik' tartışmalarına yeni bir boyut getirecek. İsmi saklı kalan televizyoncunun Flash TV'de yayınlanan "23. Saat" programına konuk olarak çağrılan Alaattin Çakıcı'ya bir TV programında nasıl konuşması gerektiği yolunda adeta 'basın danışmanlığı' yapması yadırganacak bir durumu da ortaya çıkarmış oldu.

İşte Çakıcı ile gazetecinin tartışılacak telefon konuşması

Televizyoncu: Nasıl keyfin?

Çakıcı: Valla iyiyim işte, bu akşam şeye çıkıyorum.

Televizyoncu: Nereye Flash'a mı?

Çakıcı: He.

Televizyoncu: Kaçta, saat kaçta?

Çakıcı: Onbir.

Televizyoncu: Onbir'de kimin programı?

Çakıcı: Valla şey diyorlar, 23. saat mi ne?

Televizyoncu: Ha ayrı bir program. Kim var programda başka?

Çakıcı: Bak şimdi şöyle bir yazı. Şöyle bir üslup kullanıyorum. Diyorum ki; bir bölüm ama.

Televizyoncu: Hi, hi

Çakıcı: Size anlatmak istediğim günlerdir medya ve basına koyulan sansürü delmiş bulunmaktayım.

Televizyoncu: Hi, hi

Çakıcı: Önce Flash TV'ye ve mensuplarına, Emin Çölaşan'a, (burada görüştüğü televizyoncunun adını söylüyor), dünya görüşlerimiz farklı olan Sayın Doğu Perinçek'e teşekkür ederim. Demek ki basın ordusunda yiğit kalabilen bunlarmış. Bu ifadeyi kullandığım için tüm basın mensuplarından özür dilerim.

Televizyoncu: Hi, hi

Çakıcı: Şimdi şunu söyle: Devlet idare etmek yanlış ilişkilere girmek değildir. Böyle mi diyeyim?

Televizyoncu: Ya şeyi söylüyorsun ya. Diyorsun ki: Bilmem ne, bacılık bilmem ne yüce kavramdır diyorsun ya.

Çakıcı: Hi.

Televizyoncu: Onu dedikten sonra; yani kendi namusuna sahip olamayan insanlar, nasıl ola ki devleti yönetsin, devlete sahip olsun? Yani bu iyi buraya kadar. Ama isim verdiğin zaman o işi şey yapar savsaklatır ve işi bozar. Yani oraya kadar söylediğin doğrular yanlış anlaşılır.

Çakıcı: Yani şöyle diyorum: Devlet idare etmek onun bunun altına yatmak değildir. Olur mu?

Televizyoncu: Yani onu da düşün. Yani oraya kadar isim vermeden olur. Yani insanları şey yapmamak lazım. Yani ben şunu istiyorum, senin söylediğin herşey insanların kafasında net birşey olarak kalsın. Yani bir delikanlı adamın söylediği gerçekler olarak kalsın. Oraya yani işi sulandırmamak lazım. Buraya kadar söylediklerinin hepsi doğru. Yani insanlar desinler ki, ulan helal olsun Alaattin Çakıcı'ya, delikanlı adammış. Bak çıktı bunların hepsini anlattı, diyecek. Yani bunları anlatırken şey olmasın. Sen bilirsin yine...

Çakıcı: Ya haklısın. Neyse, burayı silelim o zaman. Doğru, şimdi yani ne biliyor musun? Evet...

Televizyoncu: Ya, oraya kadar zaten söylediğin bir sürü doğru var ya.

Çakıcı: Bak şöyle diyorum: Birisi milletin bacısı olduğunu söylüyor. Milletimizde bacı kelimesinin ayrı bir yeri vardır. Tarihimizde örnekleri vardır. Nene Hatun, Halide Edip Adıvar gibi. Soruyorum kendi namusunu koruyamayan milletin namusunu nasıl korur?

Televizyoncu: Tamam bu kadar. Bu kadar ya.

Çakıcı: Yeter değil mi bu kadar?

Televizyoncu: Yeter tabii ya daha ne söyleyeceksin ya? Daha ne söyleyeceksin? Tam Onbir'de mi başlıyormuş bu?

Çakıcı: Tam Onbir'de.

Televizyoncu: İyi, tamam.

Çakıcı: Öpüyorum seni.

Televizyoncu: Oldu, Allaha emanet ol.

Çakıcı: Senin programın var mı senin programın?

Televizyoncu: Yok, yok.

Çakıcı: Senin programında o kardeşimizin benim yeğenim olmadığını şey yap yani.

Televizyoncu: Ha yok bu akşam var benim programım. Ben problemin var mı anladım da. Yok söyleyeyim bu akşam söyleyeyim.

Çakıcı: Yani de ki: Alaattin'in.. Metin Aslan Alaattin Çakıcı'nın ne amcasının oğludur, ne yeğenidir, ne de akrabasıdır. Araştırdığımıza göre Belçika'da yaşayan bir arkadaşının kardeşidir.

Televizyoncu: Tamam. Tamam ağa.

Çakıcı: Yani, araştırdım.. ilk kafadan onu söyle ki...

Televizyoncu: Tamam.

Çakıcı: Yani ilk.. tam ben Onbir'e On kala programını izliyorum.. işte alınan kesin habere göre, Alaattin'in ne akrabasıdır, ne yeğenidir, ne amcasının oğludur. Belçika'da yaşayan bir arkadaşının kardeşidir.

Televizyoncu: Tamam.

Çakıcı: Çünkü aynısını ben söyleyeceğim.

Televizyoncu: Tamam ağa.

Çakıcı: Seni öpüyorum Allah'a emanet ol.

Televizyoncu: Tamam haydi sağol, sen de sağol.