Çılgınlık bu

Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve İbrahim Halil Çelik hakkında idam isteyen DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel, 24 kişi hakkında da ağır hapis istiyor

.
Çılgınlık bu

Ankara- Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, "Devletin siyasi, hukuki, iktisadi temel nizamlarını dini esaslara göre değiştirmek amacıyla anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs" ettikleri iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi'nce kapatılan RP'nin Genel Başkan eski Yardımcısı Ahmet Tekdal, Rize eski milletvekili Şevki Yılmaz, Ankara eski milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan ve Şanlıurfa eski milletvekili İbrahim Halil Çelik hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun 146-1. maddesine göre idam cezası istemiyle dava açtı. Başsavcılık, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak, Sultanbeyli Belediyesi Mezarlıklar Müdürü İmdat Kaya, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Başkanı Erol Yarar, Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanı Adnan Demirtürk, MGV eski Genel Başkanı Nevzat Laleli ile MGV yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 24 sanık hakkında ise aynı suça iştirak ettikleri iddiasıyla, TCK'nın 146-3. maddesi uyarınca 7 yıl 6'şar aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep etti. Başsavcılık MGV ile bu vakfa destek veren MÜSİAD'ın kapatılmasını da istedi. Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, 1997 yılı Ağustos ayında Milli Gençlik Vakfı şubelerine yönelik başlattığı soruşturmayı tamamlayarak 28 sanık hakkında dava açarken, aynı konuyla ilgili olarak haklarında soruşturma başlatılan, kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, genel başkan eski yardımcısı Şevket Kazan, eski genel sekreter Oğuzhan Asiltürk, FP Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu ve FP Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen hakkındaki soruşturma dosyalarını ayırdı.

Savcı'nın iddianamesi

Savcı Yüksel tarafından hazırlanan 75 sayfalık iddianamede, teokrasi ve laisizm konusundaki geniş açıklamalardan sonra Milli Görüş hakkında çeşitli iddialara yer verildi. Milli Görüş'ün, Türkiye'de mevcut nitelikleri Anayasa'da belirlenmiş laik, demokratik Cumhuriyet rejimini yıkarak yerine 'şer'i esaslara dayalı bir devlet düzeni' kurmayı amaçladığı ileri sürülen iddianamede, "Milli Görüş, bu amacına ulaşabilmek için legal görünüşlü dernek, vakıf ve siyasi partilerde illegal olarak faaliyet göstermektedir" denildi. Milli Görüş'ün yurtiçindeki siyasi yapılanmasını Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi'nde, gençlik ve öğrenci yapılanmasını Milli Gençlik Vakfı'nda, işçi sendikaları yapılanmasını Hak-İş Konfederasyonu ve bağlı sendikalarda, iş çevresindeki yapılanmasını (MÜSİAD) ve Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nde (ESAM), hukuk kesimindeki yapılanmasını Hukukçular Derneği (HUDER) ile 32 vakıf ve 35 adet dernekte gerçekleştirdiği savunulan iddianamede, yurtdışında ise Avrupa Milli Görüş Teşkilatı (AMGT) ve Milli Görüş İslam Topluluğu'nda (İGMG) yapılandığı iddia edildi.

FP ile RP arasında 'organik bağlantılı' iddiası

Avrupa Milli Görüş Teşkilatı ile kapatılan RP ile FP arasında organik bağ bulunduğu ileri sürülen iddianamede, Milli Görüş'ün yurtdışındaki bağlantısı olan diğer kuruluşların ise Libya'da bulunan İslami Çağrı Cemiyeti, Suudi Arabistan'da bulunan Rabıta Teşkilatı, Mısır ve Suriye'de yaygın olan Müslüman Kardeşler Teşkilatı, Cezayir'de bulunan İslami Selamet Cephesi (FİS), Pakistan'da bulunan Cemaati İslami Partisi, Almanya'da bulunan Alman İslam Konseyi ve İngiltere'de bulunan İslam Partisi olduğu iddia edildi. Milli Gençlik Vakfı'nın, 1996 yılına kadar "illegal yollardan yurtdışına öğrenci gönderdiği", bu tarihten sonra ise bu işi Yüksek Öğrenim Yurtdışı Mezunları Gençlik ve Dayanışma Vakfı (YUVA) ile yürüttüğü ileri sürülen iddianamede, "Böylece Cumhuriyet'in 75. yılını geride bıraktığımız şu günlerde ülkemiz tekrar karanlıklara ve geriliklere gönderilmeye çalışılmıştır" iddiasına yer verildi.

Demokrasi araç iddiası

İddianamede, Milli Görüş'ün demokrasiyi batıl bir sistem olarak kabul ettiği halde, devleti ele geçirerek din kurallarına dayalı bir düzen kurabilmek için demokrasiyi kullandığı ileri sürüldü. Milli Görüş'ün liderleri ve hatiplerinin yaptıkları birçok konuşmada, demokrasiye inanmadıklarını belirttikleri savunulan iddianamede, bunlara örnekler de verildi. Milli Görüşü'ün Türklüğü kabul etmediği, Atatürk'e düşman olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nden rahatsızlık duyduğu savunulan iddianamede, buna ilişkin olarak Necmettin Erbakan, İstanbul Büyükşehir Belediye eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ali Nabi Koçak, Şevki Yılmaz, Zeki Ergezen, İmdat Kaya, Ömer Vehbi Hatipoğlu, Hasan Hüseyin Ceylan, Ağrı Belediye eski Başkanı Zeki Başaran'ın konuşmaları örnek gösterildi.

'Erbakan Öcalan ile temasza geçti' iddiası

İddianamede, Milli Görüş ile terör örgütü PKK arasında irtibat olduğu ifade edildi. İddianamede, terör örgütü liderinin Erbakan hakkında şunları söylediği idda edildi: " Erbakan 1996 yılında Başbakan olduktan sonra Suriye'de bulunan benim adamım Delil kod vasıtasıyla bana mesaj gönderdi. Bu mesajda, Güneydoğu'ya ekonomik, siyasi, kültürel açılımlar yapacaklarını, bunun için barış sağlanması ve ateşkes ilanını istiyordu. Ben de önerisini olumlu bulduğumu, kabul ettiğimi bildirdim." Milli Görüşçüler'in FİS'e gönül bağı ile bağlı oldukları, katliam yapan, bu kanlı örgüte övgüler yağdırdıkları ve onların kanlı eylemlerini "şanlı direniş olarak" nitelendirdikleri ileri sürülen iddianamede, "Üstelik Milli Görüş, Cezayir'i örnek göstererek, Türkiye'deki laik Cumhuriyet'e bağlı kişi ve güçleri tehdit etmek gaflet ve ihanetine düşmüştür" iddiasına yer verildi.

'Erbakan, Kaplan'ın adamlarıyla hareket etti'

İddianamede, Bosna'ya yardım adı altında toplanan paraların Milli Görüş kadroları içinde eritildiği de ileri sürüldü. İddianamede, Bosna paraları konusunda Necmettin Erbakan'ın, Almanya'da halifeliğini ilan eden Cemalettin Kaplan'ın en yakın adamlarıyla birlikte hareket ettiği ileri sürüldü.

İslam Komutanlığı iddiası

İddianamede, Erbakan'ın, Uluslararası İslami Halk Komutanlığı'nın Asya İşlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olduğu da ileri sürüldü.

Hukuki durum

İddianamenin "hukuki durum" bölümünde, Anayasa'nın 1, 2, 3, 4, 14 ve 24. maddeleri açıklandıktan sonra Anayasa'da laiklik ilkesinin değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği ve devletin temel nitelikleri arasında yer aldığı belirtiliyor. Anayasa'da, "Bu yasaklara aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak müeyyideler de kanunla düzenlenir" hükmünün bulunduğu ve bu müeyyidenin TCK'nın 163. maddesiyle düzenlendiği hatırlatılan iddianamede, 163. maddenin Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgili maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ifade edildi. İddianamede, bu durumun Anayasa'ya aykırı olduğu ve bu aykırılığın sürdürüldüğü iddia edilerek, şu görüşlere yer verildi: "163. maddenin kaldırılmasından sonra Türkiye'de siyasal islam ve siyasal islamın en büyük yapılanması olan Milli Görüş Hareketi, laik Cumhuriyet'i yıkarak yerine dini esaslara dayalı bir devlet kurmak ve hilafeti yeniden getirmek amacını taşıyan, bu gaye için cihat yapmayı göze almış bir gençlik oluşturmak için yoğun bir faaliyet başlatmıştır.

Erbakan'ın dosyası ayrıldı

Daha önce aynı konuyla ilgili olarak haklarında soruşturma başlatılan kapatılan RP'nin son genel başkanı Necmettin Erbakan, eski genel sekreter ve halen FP Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk, genel başkan eski yardımcısı Şevket Kazan, FP Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu ve FP Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen'in dosyaları ayrıldı. Bu kişiler hakkındaki soruşturma halen devam ediyor.