Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Külliye'de Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor ile ortak basın açıklaması yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından önemli başlıklar şöyle:
Avrupa Birliği Genel İşler Konseyi'nde bir üye ülkenin vizyonsuz tutumuna rağmen diğer ülkeler sağduyulu davrandı. AB sürecimize destek veren Slovenya'ya çabalarından dolayı bir kez daha teşekkür ederim ancak metindeki 'İçinde bulunduğumuz koşullar altında yeni fasılların açılmasının öngörülmediği...' ifadesini, Türkiye olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Bahsedilen koşullar AB'nin neden olduğu suni ve siyasi engellerdir.
Biz AB sürecimizde samimi olduk
Yaşadığımız krizler, ortak sorunlardır ve bunlar ancak tam bir işbirliğiyle çözülebilir. Bu nedenle Türkiye'yi dışlamaya çalışmak, bölgenin istikrar ve güvenliğini de tehlikeye atmak demektir. Türkiye'nin kapıda bekletildiği, Türkiye'nin yer almadığı bir Avrupa'nın güven ve huzur içinde olması da mümkün değildir. Türkiye artık kısır siyasi çekişmelerin, popülizmin ve siyasi rant arayışlarının odağına yerleştirilmemelidir. Biz, AB sürecimizde samimi olduk, verdiğimiz sözlerin daima arkasında durduk.
Türkiye'ye niçin oyalamaya devam ediyorsunuz?
Türkiye'yi dışlamaya çalışmak bölgenin istikrar ve güvenliğini tehlikeye atmak demektir. 53 yıl AB kapısında bekletilen Türkiye'ye niçin oyalamaya devam ediyorsunuz. 1 Temmuz'da 3 milyar avro gelecekti. Şu an gelen para 677 milyon avro.
Türkiye'den kaçıp giden teröristler AB ülkelerinde rahat rahat dolaşıyor.
Türkiye'nin B ve C planı olacaktır
Vize konusunda beklenen neticeyi alamazsak şüphesiz ki aynı şekilde, tabii Kızılay'a ödenmesi gereken rakamlar ödenmeyecek olursa bütün bunlar, bu verilen sözler yerine gelmediği takdirde Türkiye'nin de bir B planı olacaktır, bir C planı olacaktır. Hakkımızda alınan her karara evet demek mecburiyetinde değiliz. Çünkü AB'nin bize bugüne kadar kazandırdığı hiçbir şey yok. Bunu da özellikle açık ve net söylemek zorundayım.
Bin 150 sivil ve yaralı İdlib'e geldi
Halep'teki katliam tüm dünyanın gözü önünde işleniyor. Rejim ve destekçileri tahliyeyi engellemeye çalışıyorlar. Bu saat itibarıyla takriben bin 150 sivil ve yaralı tahliye edilerek İdlib'e gelmiş bulunuyor. Ateşkes ve tahliye sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii oradaki sayı bu kadar küçük değil, sayı çok çok büyük. Temenni edelim ki bundan sonraki süreçte tekrar bir kesintiye uğramaz.
Halep'ten gelecek çocuk ve yaşlıları ülkemize alabiliriz
Halep'ten gelecek çocuk ve yaşlıları ülkemize alabiliriz. Bunu insan hakları meselesi olarak görüyoruz. Bazı Batılı ülkelerin 1 kişi gelse almam dediği ortamda bin kişi de gelse almakta kararlıyız. O çocukların betonların içinden çıkışını gördüğüm zaman bir baba olarak içim kan ağlıyor.
İnsanlık adına utanç verici
Halep'teki katliam, vahşet ve zulüm tüm dünyanın gözü önünde işleniyor. Rejim ve destekçileri ateşkesin uygulanmasını, tahliyeyi engellemeye çalışıyorlar. Bu süreç içinde bizler yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. 21. yüzyılda böylesi bir trajedinin yaşanıyor olması insanlık adına utanç vericidir. Suriye'de bir çözüm isteniyorsa öncelikli olarak Halep'teki durumun kontol altına alınması şarttır.