27 Mayıs darbesinin mağdurlarından biri de Demokrat Parti'nin son Milli Eğitim Bakanı Atıf Benderlioğlu'nun oğlu Babür Benderlioğlu. Darbeyi 27 Mayıs sabahı radyodan öğrendiklerini belirten Benderlioğlu, o sabah yaşadıklarını şu cümlelerle anlatıyor:
"Evde annem, babam, ben (21) ve kardeşim (11) vardık. Darbeyi radyodan öğrendik. Biraz sonra bir Albay ve 4 Harp Okulu öğrencisi oturduğumuz apartmanın bahçe katına geldi. Babamla evimizin giriş kapısına indik. Önce vedalaştık. Bana, "Allah'a emanet ol oğlum" dedi. Babama, "Silahın var mı?" diye sordular. Babam, "Yok" dedi. Babamı aldılar, merdivenlerden adeta sürükleyerek indirdiler. Demirtepe Köprüsü'nün üstündeki jipe doğru yürümeye başladılar; ben de arkalarından bakıyordum. Yolda birkaç çapulcu kılıklı insan toplanmıştı. O güruh; "Kim kim" diye bağırdı. Albay da, "Maarif Vekili..." dedi. Babamı yuhaladılar. Albay da bundan cesaret almış olacak ki babamı arkadan postalıyla tekmeledi. Onu yere düşürdü. Güruh koşup geldi ve babama tükürmeye başladı! Babamı jipe bindirdiler ve götürdüler. Ben ise babama yapılan bu hakaretleri ağlayarak izledim."
YAZDIĞIM NOTU YERE ATTI
Darbeden sonra birkaç gün babasından haber alamadıklarını belirten Benderlioğlu, "Telefonumuzu kapatmışlardı. Sonra cuntacılar 'isteyen çamaşır getirsin' diye haber vermişler. İşte o zaman babamın hayatta olduğunu anladık. Ve hemen bir paket hazırladık. Harp Okulu'na götürdüm. Bir yüzbaşı paketi aldı; "İstersen bir not yazabilirsin" dedi. Hemen bir şeyler karaladım ve yüzbaşıya verdim. Yüzbaşı daha köşeyi dönmeden, yazdığım notu buruşturup attı. Güya bana manevi işkence yapıyordu. Dilerim Allah cezasını vermiştir!"
'BU ÇOCUĞU SINIFTA BIRAKALIM'
Babalarının tutuklanmasının ardından ortada kaldıklarını ve hiçbir gelirlerinin olmadığını belirten Benderlioğlu, çektikleri zor günleri şöyle anlattı: "Ben Yüksek Ticaret'te öğrenciydim, iş arıyordum. Fakat 'düşük çocuğu' diye iş vermiyorlardı. Kimya hocam, öğretmenler odasında 'Vatan Haini Maarif Vekilinin oğlunu toptan sınıfta bırakalım' demiş. Ama ondan başka kimse bu fikre katılmamış ve sadece onun dersinden kaldım. Babam Ankara Milletvekili olarak Meclis'e girmişti. Tutuklandığı zaman da Milli Eğitim Bakanı'ydı. Ankara'da çok sevilen, sayılan biriydi. Bazı kahraman Ankaralı dostlar bize beş yıl hiç aksatmadan resmen baktılar. Annem, her ay geçinebileceğimiz kadar paranın zarf içerisine konulup bize getirildiğini söylerdi. Ailecek onlara hâlâ dua ederiz."