Enis Öksüz'ü hatırladınız mı? Ecevit'in MHP ve ANAP'la kurduğu koalisyon hükümetinde Ulaştırma Bakanı'ydı.
Telekom'a yapılacak atama konusunda Kemal Derviş'le ters düşmüştü.
Derviş'in, “IMF'ye söz verdim. Atayacağınız yöneticiler IMF kriterlerine uygun olmalı” demesine aldırmadan direnmiş, Kemal Bey de bunun üzerine, “O zaman IMF'den gelecek parayı unutun” diye kestirip atmıştı.
IMF'nin Türkiye masası şefini şimdi hatırlayanınız var mı bilmiyorum ama o zamanlar İtalyan Cottarelli, Türkiye'de parti kurup seçimlere girse kesin iktidardı.
Canım IMF ve Kemal Derviş'le ters düştüğü için Devlet Bahçeli'nin istifasını istediği Enis Öksüz'den söz ediyorum. Anlayın işte.
Enis Öksüz'ü hatırlamamın sebebi 301. madde.
301. madde CHP ve MHP'nin şanlı direnişleri sonucunda 12.5 saatlik bir müzakerenin ardından Adalet Komisyonu'ndan geçti. Bu hafta Genel Kurul'da görüşülecek.
MHP, 301'nci maddeye muhalefetini, “Egemenliğimizi AB'ye devrediyorsunuz” tezi üzerine oturttu. Komisyonda MHP sözcülerini bir parça dinleme imkanınız olsaydı, egemenliğin kayıtsız şartsız Avrupa Birliği'ne geçtiğine hükmederdiniz. 301'in Genel Kurul'daki görüşmeleri sırarasında çok da dinleyeceğiniz bir argüman olacak.
Enis Öksüz'ün, “IMF kıskacında Türkiye” isimli bir kitabı var. Öksüz orada bir müsteşarın, “Ben şimdi Cottarelli'nin karşısına nasıl çıkacağım” diye hüngür hüngür ağladığını anlatıyor.
Eski bakan isim vermiyor ama o kişinin dönemin Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp olduğu biliniyor. Selçuk Bey, ekonomik krizin ardından istifa edip, Doğan Grubu'na geçmişti.
Biraz daha ayrıntı vereyim isterseniz.
MHP'den genel başkan adayı olup hatırı sayılır bir oy almasına ve Bahçeli'nin kurduğu hükümette Ulaştırma Bakanı olarak yer almasına karşın, Enis Öksüz'ün bakanlıktan istifasının istenmesine ve ilerleyen süreçte MHP'den kopmasına kadar varan sürecin sadece Telekom'a atanacak üyenin IMF tarafından kabul edilip edilmemesi olayı olduğunu hatırlamakta yarar var.
Telekom'a atanacak 7 üyeden 4'ünü Derviş belirlemek isteyince Öksüz direnmiş, böylece Türkiye, Tele-kom'a üye atanması konusunda dahi IMF'nin iradesinin mi yoksa ilgili bakanın yetkisinin mi daha üstün irade olduğu tartışması ile yüz yüze kalmıştı.
Enis Öksüz o günleri hatırlatınca, “Derviş'in karşısında beni yalnız bıraktılar” diyor. Yalnız bırakanlar elbette ki MHP'li kabine arkadaşları. Hatta Enis Öksüz birkaç kez istifa etmeye kalkışınca, yakasından paçasından tutup, “Anca beraber kanca beraber” demişler.
Sonucun ne olduğunu biliyorsunuz. Bunu bir de Enis Bey'den dinleyelim:
“Sayın Bahçeli beni çağırdı, 'İstifanızı istesem gücenir misiniz?' dedi. Hiç gücenmem dedim. Ama mücadelemi siz olmadan da sürdürürüm dedim. İstifamı verdim çıktım.”
Telekom'a üye atama konusunda dahi IMF'nin iradesini aşamayanların bugün düşünce özgürlüğüyle ilgili bir düzenlemde “Egemenliğimizi AB'ye peşkeş çekiyorsunuz” diye kitleleri ayaklandırmaları ne kadar doğru?
Hem ayrıca 301.madde konusunda en çaplı değişiklik 2001 yılında yapılmıştı ve o kanun tasarısının altında Devlet Bahçeli olmak üzere MHP'li tüm kabine üyelerinin imzası vardı.
Aslında o zaman çok da iyi yaptılar. Sadece o gün yaptıkları doğruyu hatırlatmak istedim.