---------------------------------- manset ------------------------------------------- Erdoğan: Ali kıran baş kesen değilim ---------------------- manset ---------------------
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'den istifalar ve parti içindeki gelişmelerle ilgili olarak, "Ali kıran baş kesen değilim, sabrediyorum" dedi. Güney Afrika'nın Yasama Başkenti Cape Town'da, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle sabah kahvaltısında biraraya gelen Erdoğan, yeni dönemde yapacakları düzenlemenin ayrıntılarını verdi.
Başbakan Erdoğan, devamsızlık yapan milletvekillerinin, parti disiplin kurulu tarafından ihraç edileceğini ve bu kişilerin partiden ihraçla birlikte milletvekilliğinin de sona ereceğini, bunun yerine de, yedek listedeki isimlerin Meclis'e gireceğini bildirdi. Başbakan Erdoğan, istifaların yanısıra, parti içindeki kaynamalarla ilgili olarak, şu değerlendirmede bulundu:
"Ben ali kıran baş kesen değilim. Ben arkadaşlara bu noktada biraz daha saygılı olayım diyorum. Ne kadar fazla olabilirsem. Ne kadar tahammül edebilirsem, ne kadar sabredebilirsem. Burada sabretmenin gayreti içindeyim. Şu ana kadar edindiğim tecrübeler bana bunu göstderiyor. Tabii bazen arkadaşlarımız çok çok aşırı da gidebiliyorlar. Yani bu da oluyor. Ama ben bunları kişiselleştirmemek için bu tür şeylere girmiyorum. Ama işin aslı bilinse, o zaman 'yahu bu dışarıdan göründüğü gibi değilmiş' derler."
Erdoğan, "Büyük grubu yönetmenin zor olup olmadığı" sorusunun ardından, sohbette bulunan bir gazetecinin, "Nerede çokluk..." diye takılması karşısında ise, şunları söyledi:
'Uzuvlar sağlıklı çalışmalı'
"Ben ona katılmıyorum. Sadece kurumsal bazda kurumun bütün uzuvlarının çok sağlıklı çalışması lazım. Yani burada zaman zaman aksamalar olduğu zaman, vücudu rahatsız eder. İnsan vücudunu hep bu tür organlarda örnek gösteriyorum. Bu, şirketlerde de, siyasi partilerde de aynı. Bütün organlar sağlıklı çalışırsa başarıyı yakalarsınız. Ama bir yerde bir aksama olduğu zaman bütün vücudu rahatsız ediyor. Ama onu kısa zamanda telafi etmek için diğer uzuvlar devreye girerse bu iş zaten halloluyor. Bunlar zaman içinde halledilebilecek şeyler. Hallolmayacak şeyler değil. Bizim 369'a varan grubumuz oldu. Ama muhalefet neredeydi, nereye vardı? Oysa onlar sadece parti işleriyle uğraşıyorlar. Bizim kabine işleriyle birlikte yürütme zorluğumuz var. Bir milletvekili, aynı zamanda kabinenin taşıdığı yükü taşıyor. Bu sıkıntıyla işini yürütmeye çalışıyor. Ben partimin halinden memnunum."
Yedek milletvekilleri olacak
Başbakan Erdoğan, milletvekillerinin istifa edip bir başka partiye geçmelerinin önüne geçilebilmesi için önümüzdeki dönem yapacakları kanun değişikliğinin de ayrıntılarını verdi. Erdoğan, önümüzdeki seçimlerden sonra, Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarında yapılacak değişikliği şöyle açıkladı:
"Söylediğimiz, önümüzdeki seçim dönemine yönelik. Ben diyorum ki: Parlamentodaki istikrarı sağlayabilmek için, mesela parlalmentoda devamsızlık devamlı eleştiriliyor. Bundan ben de rahatsızım, diğer siyasi partilerin yöneticileri de rahatsız. Milletin verdiği vekalete bir defa herkesin saygı duyması lazım. Devamsızlığı alışkanlık haline getiren arkadaşlarımız var. Bizde de var, muhalfette de var. Hiçbir parti, kendi milletvekilini devamsızlık nedeniyle ihraç edemez, çünkü o sayıya ihtiyacı var. Eğer, bir milletvekili devamsızlık yapıyorsa, bunun oranı yapılıyor. Şu oranda gelmediği takdirde partisinin yetkili kurulları, (ki parlamentoda disiplin kuruludur) bununla ilgili ihraç kararı alabilir. İhraç kararını aldığı anda, bu milletvekilliğinden de düşer. Peki ne olacak düştüğü anda? Yedek liste olacak. Onun yerine, yedekten gelecek. Aynı şekilde ölüm olaylarında da bu sistem işleyecek. Bu, şu anda yapılmayan birşey değil. Belediye Meclislerinde yapılıyor."
Mumcu'ya ilginç benzetme
Başbakan Erdoğan, partilerdeki milletvekillerinin, "kendi oylarının" olmadığını da savunurken, Erkan Mumcu'nun "doku uyuşmazlığı" sözlerine de tepkisini, "organ nakli" benzetmesiyle koydu. Erdoğan, şunları söyledi:
"Şu anda bir parti milletvekili, 'ben kendi oyumla geldim' diyemez. Oyunla gelmek istiyorsan o zaman bağımsız aday olursur, gelirsin. Aksi takdirde 'ben kendim buraya geldim' diyemezsin. Hangi partinin listesinden girdiysen, onun ilkelerini benimsiyorsun ve buraya geliyorsun. Burada organ nakli; uymadı, uydu. Bunun tartışılmasının anlamı yok. İlkelerini biliyorsun, her şeyini biliyorsun. Kabul ediyorsun. Ondan sonra da yok bilmem şuydu, buydu filan. Bu tür sudan bahaneler olamaz. Bunların hepsi ayrılış gerekçeleridir. Bu gerekçeleri ortadan kaldıracak adım da budur. Bu, hem parlamento çalışmasını, hem demokratik süreci güçlendiren ve bu yönde de maliyetleri düşüren bir süreçtir."
Türkiye milletvekilliği olur
Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye milletvekilliği fikrinin de önümüzdeki dönem uygulanabileceğini ifade ederken, 550 milletvekilinin 100'ünün Türkiye milletvekili olarak, hangi parti ne kadar oy aldıysa paylaştırılabileceğini, böylece tüm partilerin parlamentoda temsil edilme imkanının olacağını söyledi. Başbakan Erdoğan, partilerin, bu isimleri seçerken, bölge kaygısı da gütmeyeceğini belirterek, akademisyenler ya da teknokratlar arasından seçebileceğini ifade etti.
Başmüzakereci şu vasıflara sahip olacak:
Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini yürütecek başmüzakerecinin de detaylı tanımını yaptı. Bir soru üzerine, başmüzakereci seçiminde bir gecikmenin bulunmadığını, AB ile ilgili takvim sürecine hakim olduklarını söyleyen Erdoğan, ismin değil başmüzakerecide aranan özelliklerin önemli olduğunu vurguladı. Erdoğan "Ortak aklı oluşturacak bir arkadaşımız olacak. Sivil toplum örgütleriyle ve diğer tüm kuruluşlarımızla işbirliği yapacak" dedi.
Başmüzakerecinin işinin 3 Ekim 2005'ten sonra başlayacağını belirterek, ismi de birkaç ay içinde belirleyebileceklerini kaydeden Erdoğan'ın başmüzakerecide aradığı özellikler şöyle olacak:
Konusunun hakimi olacak.
Girişken olacak.
Siyasi altyapısı olacak: "Siyasi altyapısının olması son derece önem arzediyor."
Ekonomiyi bilecek: "Dönemin ağırlıklı müzakeredeki karakterini ekonomi oluşturacak. Dolayısıyla ekonomisi güçlü olması önemli."
Dil bilecek: "Dil konusunda güçlü olursa çok isabetli olur. İkili diyaloglarda ciddi avantajlar sağlıyor. Bunu bir kenara koymak mümkün değil."
Çevresi olacak: "Şu ana kadar bir çevre edinmişse bu bizim için bir avantajdır. Yeni yeni çevre edinecek, çevre kazanacak isimlerle başmüzakerede sıkıntı çekersiniz."
Partimizden olması şart: "Bu işin sonumluluğu, mesuliyeti bizde. Bunu alın da başka bir siyasi anlayışa sahip olan gelsin yapsın dersek o zaten temsilde çok acemilik çeker. Çok zorluk çeker."
Başbakan Erdoğan'ın bu tanımı Kemal Derviş'e kapıları kapatırken akıllara Ali Babacan'ı getirdi. Erdoğan "ben isim vermedim; tanım yaptım" dedi. Beraberindeki heyet ise aynı konuda gazetecilere "Başbakan 'genç' demedi 'dinamik' dedi" uyarısında bulundular.
----------------- imza------------------
----------------- imza------------------